30 Nisan günü Taksim’de bir araya gelen Emek ve Meslek Örgütlerinden Kadınlar, 1 Mayıs 1977 Katliamında öldürülen kadınları bir basın açıklamasıyla anarak Kazancı Yokuşuna karanfil bıraktılar. Açıklamada “1977, 1 Mayıs’ında yaşamını yitiren kadın arkadaşlarımız kalbimizde yaşıyor. Onların mücadelesi bizim mücadelemiz. Kadınların o günkü talepleri neyse hâlâ o talepler geçerliliğini koruyor.” dediler.
“1 Mayıs 1977 Katliamında katledilen kadınları unutturmayacağız”

Emek ve Meslek Örgütlerinden Kadınlar, 1 Mayıs 1977 Katliamında yaşamdan koparılan kadınları, Taksim Kazancı Yokuşu’nda andı. Katledilen kadınlar için Kazancı Yokuşu’na karanfiller bırakıldı. Anmaya gelen kadınlarla 1977 1 Mayıs’ında katledilen kadınları, bu anmanın önemini, kadın işçilerin yaşadığı sorunları, taleplerini konuştuk.

“Bellek yenilemeye çalışıyoruz, burası kalıcılaşsın istiyoruz”
Genel İş Sendikası İstanbul 5 Nolu Şube Başkanı Nebile Irmak Çetin, 1977, 1 Mayıs’ında katledilen kadınları anmak için Kazancı Yokuşu’nda bir araya geldiklerini belirtiyor. İnisiyatifin çıkış sürecini amaçlarını şu sözler ile anlatıyor; ‘‘Türkiye’de çalışma yaşamında bir tek erkekler yok, kadınlar da var. 1977, 1 Mayıs’ında burada, bu noktada kadın arkadaşlarımız da yaşamlarını yitirdiler. Dolayısıyla burası bizim için gelenekselleşti. Her yıl karma örgütler gelip karanfil bırakıp yaşamını yitiren yoldaşlarımızı anıyorlar. 20 yılı aşkın bir süredir biz emek ve meslek örgütünden kadınlar, KESK, DİSK, TMMOB, TTB, SGB Kadın Platformundan kadınların da olduğu kadınlar bir araya geldik. Biz de, 1 Mayıs’ta yaşamını yitiren kadınların anısına her sene düzenli bir şekilde gelip burada karanfilimizi bırakıyoruz. Biliyorsunuz kadınlar yoğun çalışıyorlar, biz de iş çıkışı saat 19.00’da basın açıklamamızı yapıyoruz. Kadın arkadaşlarımızı anıyoruz. İlk bu platformu oluşturduğumuz zaman Galatasaray’dan buraya yürüyorduk. Pankartımızın arkasında o zamanlar yüzlerce kadın vardı. Daha sonra alan daraltıldı. Fransız Konsolosluğu’ndan buraya yine kocaman pankart açarak yürüyorduk. Ama ne yazık ki Gezi’den sonra buradayız. Sayımız yıllara göre düşüyor ama yine de bugün birçok kadın ile bir aradayız. Biz burada bellek yenilemeye çalışıyoruz. Biz o eski jenerasyon, bu mücadeleyi başlatanlar olarak diyoruz ki burası artık kalıcılaşsın, devam etsin istiyoruz. Her yıl da anmalarımız devam ediyor. Amacımız budur. Burayı gerçekten kazanmışız, teslim etmeyelim diyoruz. 1977, 1 Mayıs’ında yaşamını yitiren kadın arkadaşlarımız kalbimizde yaşıyor, onlar bizimle birlikte yaşıyor. Onların mücadelesi bizim mücadelemiz. Kadınların o günkü talepleri neyse hâlâ o talepler geçerliliğini maalesef koruyor’’ diyor.

“Yaşamın her alanında eşitlik istiyoruz”
Irmak, kadın işçilerin yaşadığı sorunlara dikkati çekiyor. Irmak, eş değerde işe eşit ücret için, şiddetin, tacizin, kötü çalışma koşulların son bulması için, eşitlik ve özgürlük için tüm kadınları 1 Mayıs alanlarına çağırıyor; “Kadın işçiler çalışma yaşamında yanarak yaşamını yitiriyor. Kadınlar, şiddetin türlü biçimlerini yaşayarak yaşamlarını yitiriyorlar. 2005’te beş kadın arkadaşımız Bursa’da yanarak yaşamını yitirmişlerdi, bizim öfkemizi de büyüten buydu. Bu yıl Gebze Dilovası’nda yaşanan iş cinayetinde kadın arkadaşlarımızın yanarak yaşamını yitirmesine tanıklık ettik. İş cinayetlerinde şu anda günde altı işçi yaşamını yitiriyor. Çalışma koşulları çok zor, örgütsüzlük var, çalışma saatleri çok uzun. Bu kuralsız çalışma biçimleri ile bizi anti demokratik uygulamalara maruz bırakıyor. Bunların üstesinden gelmek mümkündür. Bunların üstünden mücadele ile örgütlenme ile geliriz. Yan yana durmak, sesimizi yükseltmek durumundayız. Milyonlarca, kadın işçi örgütsüz. Kadınların örgütlenme mücadelesinde yer aldıkları sürece emek belki o zaman nefes alacaktır. Emeğin özgürleşmesini talep etmemiz o şekilde şekillenecektir. Biz eşdeğerde işe eşit ücret istiyoruz. Kadın emeğinin, kadın kimliğinin üzerindeki her türlü baskının son bulmasını istiyoruz. Yaşamın her tarafında eşitlik istiyoruz. Bununla birlikte iş yerlerinde şiddetin, tacizin, tecavüzün son bulmasını istiyoruz. İş yerlerinde ILO 190’ın mutlaka onaylanmasını istiyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçemediğimizi, kadın cinayetlerinin politik olduğunu, kadın cinayetlerinin durdurulması için kadın mücadelesinin alanlara daha çok yansıması için burada, bu alanda sloganlarımızı atacağız.” diye ekliyor.

“Kadın emeği görülmüyor, biz görünmezliği kabul etmiyoruz”
İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonu Üyesi İncilay Erdoğan, 1977, 1 Mayıs’ında katledilen kadınları anmak, kolektif hafızayı sahiplenmek ve dayanışmayı büyütmek için Kazancı Yokuşu’nda olduğunu söylüyor. “2011’den bu yana Kazancı Yokuşu’nda 1977’de katledilen kadınları emek ve meslek örgütlerinden kadınlar olarak anıyoruz. Bugün burada sadece anmak için değil kadınların kolektif hafızasını sahiplenmek, dayanışmasını büyütmek ve kendi sözünü kurmak için de bulunuyoruz. Dünya’da ve Türkiye’de kadın hareketinin güçlenmesiyle birlikte bizler artık her alanda özgün ve özerk sözümüzü kurma iradesindeyiz. Çünkü patriyarka her yerde kadınları görünmez kılıyor; kendi karma mücadele alanlarımız da bundan azade değil. Kadın emeği çoğu zaman gölgede bırakılıyor. Biz bu görünmezliği kabul etmiyoruz. Kadının emeğini, bilgisini ve yaşamı yeniden üreten kurucu gücünü görünür kılmak için buradayız. Çünkü bizler sadece yaşamın içinde yer alan değil, yaşamı kuran, dönüştüren özneleriz. Bu inatla, bu ısrarla ve bu inançla burada olmaya devam edeceğiz. 1977’de burada yitirdiğimiz kadınları ve bugüne kadar mücadelede kaybettiğimiz hiçbir kadını unutmayacağız. Hepsini saygıyla anıyoruz.”

“Birbirimizden güç alıyoruz”
DEM Parti Milletvekili Özgül Saki, kadın mücadelesinin, kadın dayanışmasının önemini vurguluyor. Saki, “1 Mayıs alanındayız. 1977’de katledilen kadınları anmak için buradayız ama bu sadece bir anma değil. Kadın mücadelesinin hem evde, hem iş yerlerinde, hem sokakta devam ettiğini ve bir sürekliliği olduğunu da kanıtlamak için buradayız. Biz hem 77’de bu 1 Mayıs alanını dolduran tüm işçi sınıfı, kadın işçiler, patriyarka’nın, kapitalizmin bütün engellerini aşarak bu alanı doldurdular. Kadınlar en çok ekonomik kriz yaşıyor. İş cinayetlerinde kadın işçiler katlediliyor. Kadınların, birçok sorunu var. Patriyarka sadece evin içinde değil, iş yerinde de tahakküm sürüyor. Ve bütün kadın grevlerinde, işçi kadınların grevlerinde, hem patronlara bir isyan var hem iş yerinde patriarkanın güçlendirdiği erkeklerin kadınların emeği üzerine, bedeni üzerinde tahakküm kurma girişimine isyan var. Dolayısıyla işçi kadınlar ve tüm bu düzenin kapitalist patriyarkanın altında zulüm gören tüm kadınlar aslında birbirlerini görüyor, birbiriyle dayanışıyor. Birbirimizi görerek, birbirimizle dayanışarak bunu yapıyoruz. Hem tarihteki mücadeleden güç alıyoruz hem güncel mücadelelerden güç alıyoruz ve hep birlikte patriyarkal kapitalizme karşı eşitlik, özgürlük mücadelesinde bir aradayız diyoruz.
Bu mücadelede, birçok kadın katledildi. Kadın işçiler, çalıştıkları iş yerlerinde katledildi. Dilovası’ndan biliyoruz. Birçok iş yerinden biliyoruz. Kadınlar, çalıştıkları için ölüyorlar. Aynı zamanda hanelerinde en yakınları tarafından kadınlar öldürülüyorlar. Dolayısıyla tüm katledilen kadınlar için de biz alanlarda olacağız. Asla, 1 Mayıs 1977’de katledilen kadınları unutmayacağız. Onları unutturmayacağız” diye ekliyor.
“Örgütlenelim bir araya gelelim”
KESK’e bağlı Büro Emekçi Sendikası 2 Nolu Şube Başkanı Zeynep Kışlak Yıldırım, ekonomik krizin, baskının, yoksulluğun kadınları daha çok etkilediğini belirtiyor. Yıldırım, kadınları, baskıya, sömürüye, iş cinayetlerine, güvencesiz çalışmaya, kadın katliamlarına karşı örgütlenme çağrısı yapıyor. Yıldırım, “1 Mayıs’ta katledilen bütün emekçileri önce saygıyla almak istiyoruz. Bugün katledilen kadınlar için kadınlar birlikte burada anmadayız. Maalesef kadın katliamları her alanda olduğu gibi işçi alanında da, emekçi alanında da devam ediyor. Bununla ilgili de kadınlar olarak tekrar bir söz kurma ihtiyacımız var. Kadın katliamlarına, cinayetlerine, baskısına, sömürüsüne karşı buradayız. İş cinayetinde kadınlar katlediliyor. En güvencesiz çalıştırılan önce çocuklar sonra kadınlar maalesef. Ekonominin kötüye gittiği zamanlarda kadınlar aile bütçesine katkı olsun diye hem evin yükünü hem ev bakım hizmetini bir de bütçeye katkı olsun diye geçici güvencesiz, sigortasız işlerde çalıştırmak zorundalar. Aynı işte çalışmalarına rağmen aynı sosyal haklarla işte sigortalı ya da aynı ücretlerle maalesef çalışamayan bir sürü kadın var. Bununla ilgili de kadınların sorunları normal emekçilerin sorunlarının maalesef iki katı yüksek durumda. Kadınların özgürleşmesi, emeklerinin, sosyal haklarının kazanmasını için örgütlenme, bir araya gelme, sesimizi yükseltmek gerektiğini düşünüyorum.”











