Skip to main contentSkip to footer

‘12’nci Yargı Paketi’ne topyekûn karşıyız’

Kadın örgütleri, kadınlar ve LGBTİ+’lar, 12’nci Yargı Paketi’ne karşı mücadele edeceklerini vurgulayarak, “Verilen nafaka, ev içi emeğimizin karşılığı bile değil. Hem nafaka hakkımıza, çocuklara yönelik tüm saldırılara hem de LGBTİ+’lara yönelik saldırılara topyekûn karşıyız. Tüm kadınları ve LGBTİ+’ları birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz.” dediler.

Güncel

Anayasa Mahkemesi (AYM), Türk Medeni Kanunu’nun 175’inci maddesinde yer alan ve yoksulluk nafakasının süresiz olarak ödenmesine olanak tanıyan düzenlemeyi iptal etti. İktidarın üzerinde çalıştığı 12’nci Yargı Paketi’nde, kadınların yıllardır tartışma konusu yapılan nafaka hakkına yönelik yeni düzenlemeler gündeme geldi. Paket kapsamında süresiz nafakanın kaldırılması ve nafaka için alt sınırın 5 yıl olarak belirlenmesi planlanıyor.

‘Ortalama yoksulluk nafakası bin 179 TL’

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), sosyal medya hesabından paylaştığı “Nafaka Gerçekleri” başlıklı serisinde, ortalama yoksulluk nafakasının bin 179 TL olduğunu ve bunun 2026 asgari ücretinin yüzde 4,2’sine denk geldiğini açıkladı. “Bütün boşanan kadınlar nafaka alıyor” söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını belirten EŞİK, boşanmayla sonuçlanan dosyaların yüzde 56’sında kadınların yoksulluk nafakası talep etmediğini açıkladı.

EŞİK, 2019 yılında ortalama nafakanın 370 dolar olduğunu, bugün bunun karşılığının iki bin 188 TL’ye denk geldiğini ancak artan enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle nafakanın reel değerinin neredeyse yarı yarıya düştüğünü vurguladı.

EŞİK ayrıca, nafaka bağlanabilmesi için talep şartının bulunduğunu, hâkimin kendi inisiyatifiyle yoksulluk nafakasına hükmedemediğini belirtti. Boşanma davalarıyla sonuçlanan dosyaların yüzde 56’sında kadınların nafaka talebinde bulunmadığı, toplam 120 dosyanın yalnızca yüzde 12,2’sinde yoksulluk nafakasına hükmedildiği açıklandı. Ayrıca EŞİK, yaptığı çalışmada “Mahkemelerin kadınların lehine karar verdiği” ifadesinin gerçeği yansıtmadığını, tüm yasal koşullar oluşmuş olmasına rağmen kadınlar ve çocuklar için son derece yetersiz nafaka miktarlarına hükmedildiğini paylaştı.

‘Şiddet boşanma davalarında ana nedendir’

EŞİK, nafaka gerçekleri serisinde, “Kadın ve çocuklara nafaka ile ilgili yaşatılan ödememe ya da eksik ödeme gibi sorunlar bizzat ekonomik şiddetin kendisidir. Aynı şekilde yasal hakkı olan nafakayı talep eden kadınlara uygulanan sözel şiddet ve aşağılama da ağır bir psikolojik şiddet ve ayrımcılıktır.

Onurlu kadın, haklarını bilen ve talep eden kadındır.  Şiddet boşanma davalarında ana nedendir. Davaların; yüzde 88.4’ünde şiddet iddiası bulunmaktadır. Yüzde 25’inde bu şiddet nedeniyle (çoğu öldürmeye teşebbüs, tecavüz, borçlandırma gibi ağır şiddetler) ceza davaları açılmıştır. Yüzde 42’sinde 6284 sayılı şiddet yasası uyarınca koruma kararı alınmıştır” diye belirtti.

 

‘Kadınların yüzde 47’sinin herhangi bir geliri bulunmuyor’

Herkes İçin Barınma, sosyal medyada yayınladığı raporunda, “Kadınların istihdam oranı yüzde 36’nın altında. Kadınların yüzde 47’sinin herhangi bir geliri bulunmuyor. Aynı davalardaki erkeklerde işsizlik oranı yalnızca yüzde 9. Boşanma davalarının büyük bölümünde çocuk bulunuyor. Tek ebeveynli hanelerin yüzde 76’sı kadınlar tarafından sürdürülüyor. Ekonomik bağımsızlık ve barınma hakkı şiddetten uzaklaşabilmenin en önemli koşullarından biri.

Türkiye’de kadınların başvurabileceği sığınakların sayısı yaklaşık 149 ve toplam kapasitesi 3.500 kişi. 12 yılda ŞÖNİM’lere başvuru yapan kadın sayısı 1.5 milyon. Mevcut kapasite şiddetten uzaklaşmak ve yeni bir yaşam kurmak isteyen kadınların ihtiyaçları düşünüldüğünde oldukça sınırlı kalıyor.

Nafaka tartışmaları yalnızca hukuki bir düzenleme olarak ele alınamaz. Kadınlar için barınma hakkı dört duvar ve bir çatının ötesinde güvenli bir yaşam kurabilmenin, bağımsız olabilmenin ve şiddetten uzak bir hayat sürdürebilmenin ön koşuldur. Nafaka hakkı, kadınların ekonomik bağımsızlığı, çocuklarıyla birlikte yaşamlarını sürdürebilmesi, şiddetten uzaklaşabilmesi ve barınma hakkına erişebilmesi için yaşamsaldır. Kadınların barınma hakkından da nafaka hakkımızdan da vazgeçmiyoruz” diye açıklıyor.

Çocukları ve LGBTİ+’ları hedef alıyor

12’nci Yargı Paketi’nde suça sürüklenen çocuklara yönelik ceza artışları gündemde. Çocukların korunması yerine cezalandırma odaklı bir yaklaşım benimsendiği kamuoyunda tartışılıyor.

Ayrıca 12’nci Yargı Paketi, LGBTİ+’ları da etkileyecek. Pakette, cinsiyet uyum süreçleri için 25 yaş sınırı getirilmesi planlanıyor. Trans bireylerin üreme ve sağlık haklarına yönelik kısıtlamalar da taslakta yer alıyor. LGBTİ+ kurumları ve LGBTİ+’lar, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün engelleneceğini ve LGBTİ+’lara yönelik baskıların artacağını belirtiyor.

12’nci Yargı Paketi’nde medya platformları için kimlik doğrulama zorunluluğu getirilmesi de öngörülüyor. Bu düzenlemeler, kişisel verilerin gizliliği ve dijital sansür bağlamında eleştiriliyor. İfade özgürlüğü üzerinde denetim ve baskı yaratma riski taşıdığı belirtiliyor.

Kadın örgütleri, kadınlar ve LGBTİ+’lar; kazanılmış nafaka hakkı, çocuk hakları ve LGBTİ+ hakları için 12’nci Yargı Paketi’ne karşı Türkiye’nin birçok şehrinde eylemler ve basın açıklamaları düzenledi. Çok sayıda kadın ve LGBTİ+, nafaka hakkına yönelik saldırıları ve 12’nci Yargı Paketi’ni protesto etti.

‘Ayda 6 bin lira nafaka vererek aradan çekildi’

Çocuğuna tek başına bakmak zorunda kalan ve ismini vermek istemeyen bir kadın, boşanma sonrasında ekonomik olarak zorlandığını belirtiyor. Boşanmanın ardından çocuğunun tüm ihtiyaçlarının kendi omuzlarına yüklendiğini şu sözlerle anlatıyor: “Çocuklar babalarının nüfusuna kaydoluyor ama anne yanında büyürken, çocuğun hayatı babanın insafına bırakılıyor. Çocuk yapmaya birlikte karar verdik ve ayrıldığım eşim çocuğumuzu büyük bir heyecanla karşıladı.

Aramız kötüleşip ayrılık noktasına geldiğimizde, çocuk bende kalacak diyerek beni tehdit etti. Güya evlat sevgisi daha önemliydi ama mahkeme velayeti bana verdiğinde çocuğu neredeyse unuttu. Hiçbir şekilde destek olmayacağını söyleyerek, daha önce evlenip boşandığı ve iki çocuğunun annesi olan kadına tüm birikimini ve sahip olduklarını devretti. Çok düşük bir geliri varmış gibi gösterdi ve iş yeri sahibi olmasına rağmen ayda 6 bin lira nafaka vererek aradan çekildi. İşin parasal boyutu bir yana, çocuğumuz için verdiğimiz emek de hiçe sayılıyor.

Çalışamadım. Çünkü çocuğum çok küçüktü. Aylık masrafımız 50 bin lira civarındayken elime geçen para 6 bin liraydı. Ailem ve arkadaşlarım bana destek oldu. Evden yapabileceğim işler yapmaya çalıştım. Bu durum ailemin ekonomik durumunu da etkiledi. Çocuğumun bir babası varken yokmuş gibi hissettirdi. O, beni zor durumda bırakmak için yapabileceği hâlde hiçbir şey yapmadı. Zorluk yaşarken geri dönmeyi tercih edebileceğimi düşündü. Dönmedim.

Nafaka hakkı konusunda durum buysa, çocuklarımızı baba kütüğüne değil, kendi kütüğümüze kaydettirip kendi soyadımızla yaşatalım. Baba olmak, soyadı vermekle sınırlanamaz.”

Selin Top

‘Nafaka miktarı ev içi emeğimizin karşılığı bile değil’

Medeni Haklar Kampanya Grubu’ndan Selin Top, 12’nci Yargı Paketi’ne topyekûn karşı çıktıklarını söylüyor. Top, kadınların ev içi emeğinin sömürülmesine dikkat çekiyor ve nafaka hakkının gasp edilmek istendiğini vurguluyor.

Top, “İktidar, zaten elimizden birçok hakkımızı bir anda alacak yasaları torba yasa olarak önümüze getirmeye çalışıyor. Bu nedenle en baştan söylüyoruz: Biz bu paketlerin tamamına karşıyız. Yani paketin içindeki bazı maddelere değil, paketin tamamına topyekûn karşı çıkıyoruz.

Bu paketin içinde nafaka hakkımıza yönelik bir gasp var. ‘Boşanmayı hızlandıracağız’ diyorlar ama bu aslında nafakamızı sınırlandırmak için söylenen bir şey. Boşanma davalarının uzun sürmesinin sebebi nafaka hakkımız değil. Nafaka gerçeklerinden değil, sürekli nafaka mağduru babalardan bahsediliyor. Ev emeğinin sömürüsünün karşılığı bile olamayacak düzeyde rakamlardan söz ediyoruz. Oysa neredeyse süresiz olan şey bizim ev içi emek sömürümüzdür. Erkeklerin ev içi emeğimize yönelik sömürüsüdür.

Anayasa Mahkemesi nafakanın süresiz olmasını iptal etti ama gerçeklere bakarsak, bu kadar fırtına koparılan konu, çoğu zaman 1000 TL’yi bile bulmayan nafaka miktarlardır. Çoğunlukla kadınların çocukları için talep ettiği ve erkeklerin bu rakamları bile vermekten imtina ettiği miktarlardan söz ediyoruz.

Dolayısıyla bu pakette hem nafaka hakkımıza hem çocuklara yönelik saldırılara hem de LGBTİ+’lara yönelik saldırılara topyekûn karşıyız. Biz ev içi emeğimiz ve görünmeyen emeğimiz için buradayız. Nafakanın sınırlandırılmasına ve devletin bu konudaki yaklaşımına karşıyız. Verilen nafaka miktarının ev içi emeğimizin karşılığı bile olmadığını söylüyoruz. Bu paketin geçmemesi için il il eylemlerimiz sürüyor.”

Güneş Fadime Akşahin

‘Çocuk bakımı, yaşlı bakımı ve ev içi sorumlulukları kadınlar üstleniyor’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İstanbul Temsilcisi Güneş Fadime Akşahin, Türkiye’de kadınların erkeklerle eşit düzeyde istihdama katılmadığını söylüyor. Akşahin, kadınlara ödenen nafaka miktarlarının çoğu zaman 2 bin TL bile olmadığını belirtiyor.

Akşahin, “Türkiye, OECD ülkeleri arasında kadın istihdamında son sıralarda yer alıyor. Kadın yoksulluğu oldukça yüksek ve kadınların ekonomik bağımsızlığı yeterince sağlanabilmiş değil. Kadınların nafaka ve boşanma hakkı gibi temel haklarına yönelik saldırılar, aslında medeni haklarına yönelik saldırılar anlamına geliyor. Nafaka hakkının kaldırılmak istenmesi, kadınların aile içine hapsedilmesi ve erkeklere daha bağımlı hâle getirilmesi demektir.

Aynı zamanda kadınların hayata eşit ve özgür biçimde katılmasının önüne geçmek anlamına gelir. Bu nedenle konuyu yalnızca medeni haklara yönelik bir saldırı olarak değerlendirmemek gerekir. Kadınların haklarına yönelik her saldırı, onların istihdamdan uzaklaştırılması ve evlere hapsedilmesi sonucunu doğuruyor. Nafaka miktarları çoğu zaman 2 bin lirayı bile bulmuyor.

Buna rağmen kadınlar görünmeyen büyük bir emek harcıyor. Çocuk bakımı, yaşlı bakımı ve ev içi sorumlulukları kadınlar üstleniyor. Kadınlar, toplumsal cinsiyet rollerinin etkisiyle hem bakım emeğini hem de temizlik, yemek gibi ev içi işleri büyük ölçüde üstlenmiş durumda.

İktidarın bu gerçeği görmezden geldiğini görüyoruz. Oysa bu sorunların önemli bir kısmı kamu hizmetleriyle çözülebilir. Kamunun bakım hizmetlerini üstlendiği, kreş destekleri sağladığı ve bu yükün kadınların omzuna bırakılmadığı bir sistemde kadınların istihdama katılımının önü açılabilir. Bu pakete karşı hep birlikte mücadele etmek gerekiyor.

Kadınların mücadele ederek kazandıkları haklar bu şekilde oldu bittiye getirilemez. Tüm kadınları ve LGBTİ+’ları birlikte mücadele etmeye davet ediyorum. 12’nci Yargı Paketi’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçmesine izin vermeyeceğiz.” diyor.

‘Çocuklar yetişkin gibi yargılanamazlar’

Akşahin, çocuklara yönelik düzenlemelerin yaratacağı sorunlara şu sözlerle dikkat çekiyor: “12’nci Yargı Paketi ile ilgili en kritik konulardan biri, bir süredir ülkemizde tartışılan suça sürüklenen çocuklarla ilgili yapılacak kanuni düzenlemelerdir.

12’nci Yargı Paketi, ceza artırımının ötesinde, çocukların yetişkinler gibi yargılanmasına yol açabilecek düzenlemeler içeriyor. Bunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Çocuklar yetişkinler gibi yargılanamaz. Çocuklarla ilgili evrensel hukukun farklı modelleri vardır ve bunların uygulanması gerekir.

Türkiye’de çocukların ciddi bir kısmı yoksulluk içinde yaşıyor. Geleceksizlik çok yüksek. MESEM’lerde çocukların işçileştirildiğini ve ucuz işgücü olarak çalıştırıldığını görüyoruz. Çocuklar, MESEM’lerde iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor.

Sokaklarda uyuşturucu baronlarını ve çeteleri besleyen iktidar, tüm bu sorunları çözmeden çocuklara yönelik cezaları artırarak ve onları yetişkinler gibi yargılayarak hayatlarını karartmaya çalışıyor. Bizden sonra gelecek kuşaklara daha iyi bir dünya ve daha iyi bir ülke bırakmak için mücadele ediyoruz.” diye ekliyor.

Emine Köygülü

‘LGBTİ+’lar, ötekinin de ötekisi’

İstanbul Onur Haftası ve Trans Pride Onur Haftası gönüllüsü Emine Köygülü, çocuğu için mücadele ettiğini belirtiyor. Köygülü, her alanda hak ihlalleri ve çeşitli sorunlar yaşadıklarını ifade ediyor.

Köygülü, “Korkunç uygulamalar var. Cinsiyet uyum süreçleri için yaş sınırının 25’e çıkarılması planlanıyor. Zaten hormon kullanımına yönelik kısıtlamalar getirildi. Bundan dolayı çocuklarımız çok ciddi sıkıntılar yaşıyor. Bu düzenleme de çocuklarımızı daha büyük sorunlarla karşı karşıya bırakacak. Çünkü her hastanede cinsiyet uyum süreci yürütülemiyor. Bu da süreci daha da uzatıyor.

Meclis’ten geçirilmek istenen 12’nci Yargı Paketi, psikolojik olarak çocukları yıkıma ve intihara sürükleyebilecek bir uygulamadır. Çocuğum ve ben çok sorun yaşadık. Çocuğum ciddi zorbalıklara maruz kaldı. Okula ara vermek zorunda kaldı. Her alanda büyük zorluklar yaşıyoruz.

En temel sağlık hakkımıza ulaşmak istediğimizde bile sıkıntılar yaşayabiliyoruz. İnsanların tuhaf ve yargılayıcı bakışlarına maruz kalıyoruz. Hak ihlallerine karşı buradayım. Her türlü hak ihlalinin karşısındayım. LGBTİ+’lar, ötekinin de ötekisi. Herkesi bu pakete karşı ses çıkarmaya çağırıyorum.”

Kaynaklar:

EŞİK, https://x.com/esikplatformu/status/2065480684311892277
Herkes İçin Barınma, https://x.com/herkesebarinma/status/2066451496405782964

 

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar