Aşı ile korunulabilir hastalıklardan kimse ölmesin!

Vahide Bilir

Covid- 19’a karşı geliştirilen aşıların, Çin aşısı, Alman aşısı, Rus aşısı vb. olmasının bir önemi yok. Önemli olan, faz çalışmaları tamamlanarak güvenli ve etkili olduğu kanıtlanan aşının, eşitlikçi bir biçimde dünya ölçeğinde dağıtılması ve erişebilir olmasıdır.

Bir çocuk ölünce
Boğmacadan, ya da kızamıktan
Gökte bulut olunca
Yağmur olup, düşünce yere
Can vermek için çiçeklere
Sorar vurur da camlara
Takır takır
Gerekeni yaptınız mı?
Yaptınız mı gerekeni?

                          Dr. Çağatay GÜLER

 

En önemli hastalık en sık görülen, en çok sakat bırakan, en çok öldüren hastalıktır.

Aşı ise insan ve hayvanlarda hastalık yapma yeteneğinde olan mikro canlıların hastalık yapma karakterlerinden arındırılması ya da salgıladıkları zehirlerin ortadan kaldırılması ile geliştirilen biyolojik maddelerdir.

Bağışıklama; Bebeklerin, çocukların ya da erişkinlerin, enfeksiyona yakalanma riskinin en yüksek olduğu dönemden önce aşılanması ile bu hastalıklara yakalanmalarını önlemek için yürütülen temel sağlık hizmetidir.

Boğmaca, difteri, tetanoz, kızamık, kızamıkçık, çocuk felci, hepatit B, hepatit A, suçiçeği, pnömokok, hemofilus influenza B ye karşı “genişletilmiş bağışıklama programı” uygulanarak korunabilir hastalıklarda ölümler önlenmiştir ve hâlâ da önlenir,

Covid- 19 salgını nedeniyle geliştirilen aşılar çerçevesinde tekrar konuşmaya başladığımız aşılar aracılığıyla elde ettiğimiz en büyük yarar, toplum sağlığının korunmasıdır. Aşıların, güvenilir, yan etkileri en az, oluşturduğu koruma cevabı yüksek olmalıdır.  Aşılar, kamunun, insanlığın ortak malıdır.

Bilimden taviz verilmemeli

Aşı çalışmaları; bağımsız gözlemciler tarafından denetlenerek ve etkileri şeffaf olarak paylaşılarak sürdürülmelidir. Bilimsel çalışmalardan taviz verilmeksizin çalışılmalıdır.

Covid’e karşı geliştirilen ve bugün gündemde olan aşıların, Çin aşısı, Alman aşısı, Rus aşısı vb. olmasının bir önemi yoktur. Önemli olan, güvenli ve etkili olduğu faz çalışmaları tamamlanarak kanıtlanan aşının, eşitlikçi ve dünya ölçeğinde dağıtılması ve erişebilir olmasıdır. Faz 3 aşamasında 11 aşı mevcuttur. Aşıların etki mekanizmaları farklılıklar içeriyor.

  • İnaktif yani öldürülmüş virüs içerenler. Sinovac (coronavac) aşısı
  • Nükleik asit aşıları. (Moderna ve BİONTECH şirketlerinin ürettiği aşılar.)
  • Bir taşıyıcı ile (Astra Zerea – Oxford)
  • Protein kabukları ve protein birimlerini içeren vb.

Aralarında; Vücutta antikor oluşturma / bağışıklık sistemini uyarma yetenekleri ve taşınma, saklanma biçimleri konusunda farklar mevcuttur.

Bugün dünyada gelişmiş ülkeler, nüfuslarının 8-9 katı kadar aşı siparişi vermiştir. Türkiye’nin verdiği 50 milyon dozluk aşı yeterli değildir. En az 2 kez uygulanacağı için 25 milyon kişi ancak aşılanabilir. Aşının salgına karşı etkili olabilmesi için nüfusun yüzde 70 i aşılanmalıdır.

Aşının 50 milyon dozu da aynı zamanda gelemeyeceği ve tek bir aşı ile ilgili geniş sipariş verildiği için, aşı çalışmalarında yakın zamanda yüz güldürmeyecektir.

İnsanlığın ortak malı

Aşı çalışmaları yapan şirketlerin hepsi, kamu vergilerinden oluşan kaynağı kullandılar. Bu nedenle aşılar insanlığın ortak malıdır. Patentlenmesi düşünülemez / düşünülmemelidir.

Pandemi, tek başına bir ülke veya gelişmiş ülkeler tarafından kontrol altına alınamaz, ortak çalışmaya dayalı bütün dünyayı kucaklayan bir çaba gereklidir. Eğer düşük gelir düzeyindeki ülkeleri dezavantajlı bir durumda bırakan nedenler ortadan kaldırılmaz ise, pandemi ile mücadele başarılı olamaz.

Bütün dünyanın ve Türkiye’nin de nüfusunun yüzde 70’inin 2 doz aşılanması gerekmektedir. Türkiye’ de en az 50 – 60 milyon vatandaşın aşılanması ile Pandemi kontrol altına alınabilir.

Faz 3 çalışması yayınlanan, güvenilir ve etkili olduğu ortaya çıkan aşılarla, tek bir aşıya bel bağlamadan, ön çalışmalar yaparak, nüfusun en az yüzde 70’i ücretsiz aşılanarak Pandemi kontrol altına alınabilir.

Yine, görüldüğü kadarıyla aşılar, ölümcül Covid-19 hastalığı geçirmeyi ve ağır formları engelliyor. Aşılanma sayesinde hastalık hafif düzeyde atlatılabilecek. Hafif atlatanlar da bulaşıcı olabileceği için, henüz bulaşıcılığın engellenmesi konusunda çalışmalar devam ediyor.

Aşılar, pandemi ile mücadele araçlarından yalnızca biridir. Aşıyla birlikte, maske, mesafe ve hijyene, kalabalık ortamlarda mümkün olduğunca bulunmamaya, kapalı ortamların havalandırılmasına dikkat etmeye devam etmek gerekiyor. Ayrıca aşı olduktan sonra koruma, ortalama bir ay sonra başlıyor. Bu süreye de dikkat etmekte yarar var.

Objektif güvenilir bir kurum

Aşı karşıtlığı da ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Aşı karşıtlarına konusunda ikna edici, bilimsel ve net önlemler almak gereklidir. Aşılar konusunda, devletten, sermayeden bağımsız gözlemci raporları ile elde edilen veriler tüm insanlara sunulmalıdır.

Türkiye’ de Sağlık Bakanlığı’nın pandemide gerçekleri açıklamaması insanların kafasında soru işaretlerine neden oldu. Bu aşamada güven oluşması için Sağlık Bakanlığı, ithal etmek istediği aşının tüm verilerini Türk Tabipleri Birliği Bilim Heyetine sunmalıdır. Türk Tabipleri Birliği pandeminin başından beri bilimsel, objektif ve güvenilir bir kurum olarak hep doğruları açıkladı ve doğruları savundu.

Bilim insanı olmak demek, çocuk felci aşısını bulan Jonas SALK gibi “Güneşi patentleyemezsiniz, ben bundan patent istemiyorum. Bu aşı insanlığı aittir” diyebilmektir.

Türk Tabipleri Birliği gibi, siyasi baskılar karşısında da doğruları söyleyebilmektir.

Kaynakça;

  • TTB covid izleme grubu
  • Osman ELBEK – Evrensel gazetesi 8 Aralık 2020 Vural NASUHBEYOĞLU röportajı
  • Esin ŞENOL yazıları
  • Dünya Sağlık Örgütü açıklamaları.

Pin It on Pinterest