Bir kırık iğnem dahi yok

Nuran Gülenç

Pandemi kadın işçilerin hayatlarını iyice yaşanamaz hale getirdi. 35 yaşında otomotiv sanayinde sendikasız bir işyerinde çalışan Neşe bu kadınlardan biri. Ücretsiz izne çıkarıldı, kocası işten atıldı. Üç çocuğu ile zor günler yaşadı, yaşıyor. Eşin dostun dayanışması ile ayakta kaldılar. Vergilerim nereye gidiyor? diyor.

Onu akşam saat altıya gelirken aradım. Eve yeni girdiğini mutfakta olduğunu söyledi.  Gelir gelmez kendini mutfağa atmış, üç çocuğu için akşam yemeği hazırlamaya koyulmuştu. Niyetim biraz sonra okuyacağınız röportajı yapmaktı. “Konuşalım ama yemek hazırlamalıyım,  tencere, tava sesi gelirse sizin için sıkıntı olur mu” dedi.  Sıkıntı olmazdı ama rahat rahat yemeğini yapsın, diye uygun zamana bırakalım, dedim. 18:30 uygun muydu? Uygun değilmiş, “Oğlumun dersi var telefonumdan bağlanıyor derse” dedi. 19.00’dan sonra telefonu onun eline geçebiliyormuş, ancak. Anlaştık. Aradım, yemek masasında yakaladım.  Sonuç olarak 20.00’dan sonra ancak konuşabildik. Pandemi koşullarında buluşmalarımız, konuşmalarımız telefonla oluyor.  O bir ucunda ben diğer ucunda sohbete başladık.

Neşe 35 yaşında, en büyüğü 17, en küçüğü altı yaşında olan üç çocuğu var. 18 yıllık evli. Ara verdiği zamanlarla birlikte 9 yıldır, çalışıyor. Ara verdiği zamanları soruyorum. “6 yıl bir yerde çalıştım, burada 9 aydır çalışıyorum. Ondan öncede 6 ay bir yerde çalıştım.  Sonra arkadaşlarım vasıtasıyla bu işyerine girdim.  Bugüne kadar hep Otomotiv sanayiinde çalıştım.”  İşyerinde sendika bulunmuyor. Onunla pandemi sırasında işyerinde olup bitenleri ve onun yaşadıklarını konuşalım istedim.  Birbirimizi tanımıyorduk ama bizi buluşturan kadın ikimiz için de değerli olduğundan, dostane bir görüşme oldu.

Ne zaman ücretsiz izne çıkarıldınız?

Ben işe başladım.  10 gün çalıştım pandemi nedeniyle Mart’ın sonunda ücretsiz izne çıkartıldım.  Haziranın ortalarında tekrar işe döndüm.  Üç ay  kaldım, yeni eleman olduğum için böyle oldu.  Eşim de bu arada çalışmadı.  O yeni işe başlayalı iki hafta oldu.

Devletin verdiği işsizlik parası ile mi geçinmek zorunda kaldınız?

Benim sigortam yetmediği için, devletin yasa ile çıkardığı miktar kadar para ile geçindim.

1168 TL’lik aylıkla mı ?

Evet o ücret ile geçinmeye çalıştım, ailemin komşularımın desteği ve o bin lira ile geçinmek zorunda kaldım.

YASAĞA RAĞMEN ÇIKARDILAR

Nasıl izne çıkartıldınız, ne dediler size?

Herhangi bir şey söylenmedi sadece panoya bir kağıt asıldı. Sonra “Ücretsiz izne çıkarıldınız”  diye bir kağıt verdiler, biz de imzaladık çıktık. Çok az kişi kaldı fabrikada çoğunluğumuz çıktı.   İş yoğunluğundan dolayı 15-20 kişi çağırdıklarını biliyorum. Ben yeni eleman olduğum için çağrılmadım. Sonra ortalık açılmaya başladıktan sonra tekrar çağrıldım. Ama üç ay boyunca evdeydim. İşe yeni girmiştim. Eşim de aynı şekilde işten çıkarıldı. Ramazana ikimiz de işsiz girdik. Çok az gelirimiz vardı. Büyük sıkıntıydı.

 

Dışarıdan destek aldınız mı?

Arkadaşlarım, komşularım ailem hep onların desteğiyle ayakta durabildik.  Biraz da borç. Ailem, komşular erzak desteğinde bulundular. Çünkü tek başına hiçbir şey yapamadım.

Eşiniz çalışmadı mı bu dokuz ay boyunca?

Hiç çalışamadı, yaşı da var 45 yaşında. Uğraştı ama eleman alan da olmadı, çok yere başvurdu, bir türlü olmadı. Şimdi iki hafta oldu yeni bir yere girdi.  Onun da çalışmasıyla daha iyi olacağımızı düşünüyorum, eğer asgari ücret de bizlere sorulup, bizleri de düşünüp yükseltilirse, daha iyi koşullara kavuşacağız. Herkes geçinmiş olacak.

Eşiniz kaç yıllık işçiydi çıkarıldığında?  

Toplam sekiz yıllık çalışandı. Bir sene önce patron giriş- çıkış yapmıştı. O zaman tazminatını aldı. Onu da evin giderleri için harcadık çok fazla bir şey değildi zaten.

İşten çıkarma yasağı var, nasıl işten çıkarıldı?

Üç ay boyunca hiç haber vermedi sadece, seni ücretsiz izne gönderiyorum, hiçbir şekilde maaş ödemiyorum, dedi. Eşim gitti onlara demek ki siz beni çalıştırmayı düşünmüyorsunuz, o zaman siz devlete başvurun,  ben işsizlik ödeneği alayım, dedi.  Onu da bir ay alabildi. Eşime baskı yaptılar ve o da, tamam ben istifa ediyorum, dedi o şekilde çıktı. Patronu onu çıkması için zorladı.  Bir yıllık tazminatını da almadı.

KIZIMA SÜT ALAMADIM

Pandemi seni nasıl etkiledi,  bir kadın olarak en çok zorlandığın konu ne oldu?

Beni en çok yaralayan, çocuklarımın ağlayışı oldu, çok zoruma gitti. Bütün samimiyetimle söylüyorum. Komşularım bana yardım ettiği zaman bir gün büyük kızım kapıyı açıyor. Ona yiyecekleri verdikleri zaman  “Biz bu kadar mı kötüyüz, bu kadar mı geçinemiyoruz” dedi bana ağlayarak bu benim çok zoruma gitti. 17 yaşında kızım, lisede okuyor, o bir ergen, böyle şeyler gücüne gidiyor.  Bu durum beni de çok yaraladı. Hâlâ aklıma gelince çok üzülüyorum. Dedim ki “Kızım bu bir süreç, bunu atlatacağız. İnsanlar her zaman insanlara karşı yardım eder. Onlar da sağ olsunlar bizleri düşünmüşler”. Ama küçük kızım benden süt isteyip de ben o sütü alamadıysam, bir ekmeğe muhtaç kaldıysam, bence bu benim suçum değil bu devletin suçu. O kadar para topluyorsunuz ve gerçekten muhtaç ailelere yardım edilmiyor. Ben e-devletten yardım için başvurduğumda, siz uygun değilsiniz, diye karşılık veriyorsunuz. Ben uygun değilim de kim uygun? Her ay 800 TL kira ödüyorum, elektriğim suyum, doğalgazım ve çocuklarımın boğazı tamam ben bir şekilde kuru soğan ekmek yer kalkarım. Ama çocuklarım ne yiyecek, onların beslenmeye ihtiyaçları var, dün bir koli yumurta aldım 30 TL verdim bir koli yumurtaya.  Bir hafta gidecek, üç çocuk en azından 4-5 tane yumurta kırıyorlar çünkü bir çeşit yiyebiliyorlar. İkinci çeşidi yiyemiyoruz. Çok şükür okuyorlar, Allah öyle çocuklar nasip etmiş ki bana; saygılılar, okuyorlar, ellerinden geleni yapıyorlar. Okumalarını istiyorum onlar için en iyisini yapmaya çalışıyorum ki, bizim çektiğimiz sıkıntıları çekmesinler.  Onlarla devamlı konuşuyorum, bu şekilde olun, şöyle davranın, derslerinizi çalışın, diye. Elimizden ancak bu kadarı geliyor.  Bu kadar düşük ücretlerle ben çocuklarıma bir gelecek sağlayamam. Sağlayamıyorum da, çünkü köşeye bir lira para koyamıyorum. Aldığım gibi gidiyor. Alışverişe çıkamıyorum neredeyse, nadir olarak markete gidiyorum. Uzun süredir pazara çıkamamıştım. Bugün çıktım, o da maaşıma denk gelmişti. Çok az yarım kilo, bir kilo aldım çıktım. Marketlerden de zaten yetebileceği kadar yiyecek almaya çalışıyorum. Çünkü gücüm ona yetiyor. Çünkü bir gün sonrasını düşünmem gerekiyor.  Bu çocuklar hastalansa, bir cenazem olsa ne yapacağım hiçbir şey. Elimde beni geçindirecek bir param yok. Eşim yeni işe girdi herhangi bir maaş almadı. Bu dönemde çok düşündüm, ben bu haldeyken devlet bana yardımcı olmayacaksa ne zaman olacak, bunun eşimle tartışmasını da çok yaptım.

Nasıl tartışmalar bunlar?

İşte televizyonda görüyoruz açıklıyorlar, insanlara dağıtıyoruz, diye ben başvuruyorum bana uygun değilsiniz, diyor. Bu insanların evi var, arabası var. Bir maaşları var başka bir maaşları daha var. Benim hiçbir şeyim yok, bir kırık iğnem dahi yok benim. Ne bir evim var, ne bir arsam var. Bir tek canımız var bir de sağlığımız.  Bu kadar çalışmışım, hala çalışıyorum ben devlete her ay kaç lira vergi ödüyorum. Vergi ödediğim halde sen bana destek çıkmıyorsun. Sen çalışmayıp ta evde oturanlara destek çıkıyorsun ben sana kaç ay vergi ödediğim halde sen bana hiçbir şey ödemiyorsun. Bu ay mesela 900 TL vergi parası kestin benden. Bu süreçte onların bize destek çıkması gerekiyordu. Bu ülkenin vatandaşıysak destek çıkmalarını bekledik.

İşyerinde üretim nasıldı bu dönemde?

Hazirandan sonra işyerleri durmadı, kâr etti. Ben, sabahın beşinde kalkıyorum akşamın altısında eve geliyorum. Diyorlar ki, zor durumdayız zor durumdayız. Bu kadar üretim nereye gidiyor? O zaman sen bana o kadar üretimi neden yaptırıyorsun? Mesela günde 1000 sayı yapıyorsak 1800’e çıkardılar, hiçbir şekilde nefes alamıyoruz. Pandemi döneminde geldik, Ağustos’ta arttırdılar sayıyı, önceden bir az nefes alma, bir bardak su içme şansımız oluyordu. O da yok, o sayıyı çıkartacaksın, diyor.  Bu kadar… Mecbur onların dediğini yapmak zorundayız. Çünkü biz işçiyiz onlar işveren, işine geliyorsa, diyor.

Bu kadar yoğun çalışma sonunda eve geldiğinde dinlenebiliyor musun?

Geliyorum hemen elimi ayağımı yıkayıp yemek yapmaya geçiyorum. Hepsi bana bakıyor, dersleri oluyor, derslerine giriyorlar, geliyorum hemen yemeği yapıyoruz. Sıcağı, sıcağına ocağın üstünden yarı pişmiş yarı pişmemiş alıyoruz, yiyoruz. Üstüne birer bardak çay içiyorum, bazen elimde bardak oturduğum yerde uyuya kalıyorum. Dün akşam mesela çok geç yattım, birdi yattığımda beşte geri kalktım. Bugün böyle sersem gibiydim bir an önce akşam olsa da yatayım uyuyayım derdindeydim.

Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?

Pandemi döneminde gözü yaşlı çok yattım.  Komşularımız, ailemin desteği ile geçindim çocuklarım tavuk çok seviyorlar alamadım. Kanat seviyorlar. Et tavuk istediklerinde olmayınca anne yine bunu mu yiyeceğiz dedikleri çok oldu. Yok olmayınca ben ne yapabilirim, bunu yiyeceksiniz, diyorum. Bugün gelirken kanat aldım. Küçük kızım diyor ki babasına “Sen daha yemiyorsan seninkileri de ben yiyebilirim, zorlama kendini ” diyor. Eti çok seviyor.  Bir kadın arkadaşımın çok desteği oldu. Sendikalı işyerinde çalışıyor. Ramazanda fabrikadan aldığı erzak fişlerini bana getirdi.  Bayram çikolatalarını çocuklarıma getirmesi benim için çok kıymetli, eli kolu hep dolu geldi.  Çocukların yesin sen de ye hiç bir şeye ihtiyacınız olmasın, diye her zaman yanımızda oldu. Bu desteği de hiç unutmayacağım.

Pin It on Pinterest