Kadın emeğini feminist metodolojiyle anlamak

Zuhal Esra Bilir

Kadın emeği ve istihdamı alanında feminist araştırmanın belirleyici yanı, toplumsal sorunların kadınların sesinden, ifade şekillerinden aktardığı deneyimlerle, nesnelliğe karşı öznelliğin önemini vurgulayarak ele alması, deneyimlere dayanan bu kadın gerçekliğinin kabul görmüş varsayımlarla çelişkisini ortaya koymasıdır. Bu gerçeklik araştıranın  deneyimlerini de içerir.

Bu yazıda kadın emeğini ve istihdamını anlamak ve anlatmak için neden feminist metodolojiye ihtiyaç olduğunu tartışacağım. Kadınların hem ev içindeki hem de piyasadaki ücretli ve ücretsiz emeğini anlamak için yapılan araştırmalarda feminist araştırma ilke ve yöntemleri uygulamanın imkânlarını ve kısıtlılıklarını tartışmak, bu araştırmalar kadar gereklidir. Feminist metodoloji alanında oldukça zengin bir yazın vardır. Türkiye’de de yapılmış oldukça önemli çalışmalar bulunmaktadır. Ancak yine de hâlâ üzerinde düşünmemiz ve tartışmamız gereken pek çok soru bulunmaktadır.  Bu yazıda feminist epistemolojiye genel bir giriş yapıp, feminist metodolojinin sahadaki imkânlarını ele alacağım. İlerleyen yazılarda farklı yönleriyle konuyu tartışmaya devam edeceğim.

Kadın emeğini ayrı bir kategori olarak araştırmak, toplumsal gerçekliklerin homojen olmaması, kadın ve erkek deneyimlerinin aynı kültürel alanda dahi olsalar farklılaşması, aynı gerçeklikler içinde kadınların yaşadığı eşitsizlikler, ayrımcılık, çelişkiler ve çatışmaların daha görünür hale getirilmesinin gerekliliğinden kaynaklanmaktadır (Ramazanoğlu ve Holland, 2002; Ackerly ve True, 2010). Bu nedenle kadın emeği ve istihdamı alanında feminist araştırmanın belirleyici yanı, toplumsal sorunların feminist epistemolojiyle yani kadınların sesinden, ifade şekillerinden aktardığı deneyimlerle, nesnelliğe karşı öznelliğin önemini vurgulayarak ele alması ve elbette bu deneyimlerin yarattığı gerçekliğin kabul görmüş varsayımlarla çelişkisini ortaya koymasıdır (Harding, 1990; Saygılıgil, 2018).

Feminist Duruş Noktası

Feminist epistemolojinin temel kavramlarından biri olan Feminist Duruş Noktası; erkek merkezli kurumsallaşmış güç ve bilginin yarattığı hiyerarşiyi yıkmak, ezilen grupların sesini duyurarak güçlenmelerini sağlamak gibi amaç ve hedefler taşır (Harding, 2007). Feminist duruş noktası,  özellikle derinlemesine görüşme, odak grup çalışması gibi nitel yöntemlerin kullanıldığı saha çalışmalarında hem araştırmacıyı hem de araştırılan kadınları içeren sorunsallaştırarak elde ettiği ilkeleri barındırır.

Feminist duruş noktasının bir diğer gerekliliği; araştırmacının kendi toplumsal konumunun ve geçmişinin araştırma sürecindeki etkisini fark etmesi, incelemesi ve anlamasıdır. Tıpkı araştırılan gibi araştırmacı da içinde bulunduğu toplumsal yapı ve kurumların bir ürünüdür ve araştırmacının geçmişi, inançları, duyguları bilginin üretilmesi sürecinin bir parçasıdır. Görüşmelerde araştırmacı konumunun bilinmesi -özdüşünümsellik-; araştırmacının kendi değer yargılarının, tutumlarının, duygularının ve deneyimlerinin; görüşmelerin içeriğini ve seyrini, araştırma ve bilgiyi oluşturma sürecini nasıl etkileyeceği sorusuna eleştirel bir yaklaşım geliştirmesinin yolunu açar. Üretilen tüm bilgilerin içinde yaşanılan toplumsal koşullardan ve gözlemci ile gözlemlenenin toplumsal pozisyonundan etkilenebileceği gerçeği; araştırmacının araştırmaya başlamadan önce hangi önyargıları taşıdığı, bu önyargıların seçilen araştırma yöntemini ve sorulan soruları nasıl etkilediği sorularını sormasını sağlar (Ackerly ve True, 2010). Feminist araştırma kadınların deneyimlerinden bilgi üretmenin etkili araçlarından biridir ama bunun yanı sıra araştırmacıya da aktif dinleme imkânı sağlaması bakımından da önemlidir. Aktif dinleme; sadece fiziksel bir dinlemeden ibaret olmayıp, dinlenilenin araştırmacıyı sarsmasına, rahatsız etmesine ve sorgulatmasına imkân vererek araştırmacının otoritesini de yıkabilecek bir eylem olarak görülür (Devault ve Gross, 2007).

Feminist Metodoloji ile Sahada Olmak

Kadın emeği ve istihdamı alanında yapılan feminist araştırmalar, bilginin deneyimlerden doğduğu ve düşünümselliğin araştırmanın ürettiği bilginin objektifliğini güçlendirdiği varsayımına dayanarak kurgulanır (Letherby, 2003: 45). Görüşmeci kadın işçiler birincil veri kaynağı, “bilen özneler” olarak kabul edilerek kadınların deneyimlerinden ve yaşam anlatılarından derlenen bilginin önemi vurgulanır.

Kadın emeği alanında yapılan saha araştırmalarında feminist duruş noktası epistemolojisi gereği, görüşmecilere araştırmada oynadıkları rolün öneminin her görüşmenin başında aktarılması önemlidir. Bununla birlikte, görüşmelerin başında karşılıklı güven içeren yakın ilişkiler kurabilmek için araştırmacı kendisinden ve araştırmasından detaylı bir şekilde bahsetmelidir. Girişte yapılan bu sohbetler; araştırmacının araştırmacı rollerini fark ederek, görüşmeci karşısındaki pozisyonunu her görüşmede yeniden kurmasına imkân sağlaması bakımından da önemlidir. Bu sohbetlerde çoğu görüşmecinin de araştırmacının özel hayatını merak ederek, buna ilişkin sorular sorması, araştırmacının kendi yaşamını ve deneyimlerini paylaşması, görüşmeci ile arasındaki hiyerarşiyi bozması katılımcı modelin uygulanması ile mümkün olur (Ackerly ve True, 2010; Hesse-Biber, 2007). Ayrıca görüşmelerin doğal akışını bozmamak, görüşmecilere resmi bir izlenim yaratmamak ve soruları rahat yanıtlamalarını engellememek adına görüşmelerde not ve soru kâğıdı kullanmak tercih edilmeyebilir. Görüşmecilerin soruları yanıtlarken farklı konulara geçmelerine müdahale edilmeyerek, görüşmelerin neden bu konuları anlatmaya değer buldukları üzerinde düşünülür. Böylece bu konuların bazıları sonraki görüşmeler için soru haline getirilir ve araştırmanın kapsamı bu doğrultuda geliştirilebilir.

Sonuç olarak, feminist araştırma; toplumda sesi duyurulamayan grupların sesini duyurabildiği için kadınlar hakkında gizli bırakılmış bilgiyi onların sesiyle ortaya çıkarabilir. Feminist araştırmanın temel soruları; görüşmeci kadınların aktardığı bilgi ve deneyimler ışığında, “hayatın içinde biricik ve kişisel olan deneyimlerin çoğullaşarak paylaşılan bir bilgi birikimine dönüşmesi” (Kümbetoğlu, 2012: 56) hedeflenerek cevaplandırılır. Böylelikle susturulmuş grupların yaşam hikâyelerini ve deneyimlerini aktarırken kişisel hikâyeler daha büyük grupların hayatını yansıtabilmektedir (Letherby, 2003: 89).

Kaynakça

Harding, S. (1990). Feminist Yöntem Diye Bir Şey Var mı? S. Çakır, & N. Akgökçe içinde, Kadın Araştırmalarında Yöntem (s. 34-48). İstanbul: Sel Yayıncılık.

Saygılıgil, F. (2018). Bir Kadın Grevi – Serbest Bölge’de Kadın Olmak. istanbul: Güldünya Yayınları.

Harding, S. (2007). Feminist Standpoints. S. N. Hesse-Biber içinde, Handbook of Feminist Research Theory and Praxis (s. 45-71). Sage Publications.

Ramazanoğlu, C., & Holland, J. (2002). Feminist Methodology Challenges and Choices . London: Sage Publications.

Ackerly, B., & True, J. (2010). Doing Feminist Research in Political and Social Science. Palgrave&Macmillan.

Hesse-Biber, S. N. (2007). The Practice of Feminist In-Depth Interviewing. S. N. Hesse-Biber, & P. L. Leavy içinde, Feminist Research Practice A Primer (s. 111-149). Sage Publications.

Letherby, G. (2003). Feminist Research in Theory and Practice. Open University Press.

Devault, M. L., & Gross, G. (2007). Feminist Interviewing: Experience, Talk, and Knowledge. S. N. Hesse-Biber içinde, Handbook of Feminist Research Theory and Praxis (s. 173-199). Sage Publications.

Kümbetoğlu, B. (2012). Sosyolojide ve Antropolojide Niteliksel Yöntem ve Araştırma. İstanbul: Bağlam Yayıncılık.

* Bu yazı, yazarın İmkânsız Yakınlık: AVM’lerde Kurulan Satış Görevlisi Müşteri İlişkisi isimli makalesinden derlenerek hazırlanmıştır.

Pin It on Pinterest