Yanlışın düzeltilmesi için elimden geleni yapacağım

Nuran Gülenç

Gülçiçek Dere fizik mühendisi, nükleer fizik alanında yüksek lisans yaptı. Şu anda biyoteknoloji doktorası yapıyor. Koronaya yakalandı, hastalığın etkileri devam ederken ciddi bir mobbing sürecinin ardından İstinye Üniversitesi’nden Kod29’la işten atıldı. Uğradığı haksızlığa karşı yasal mücadelesini sürdürüyor.  

Ne kadar süredir İstinye Üniversitesi’nde görev yapıyordunuz,  göreviniz neydi?

Eylül 2019 tarihinden beri İstinye Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Görüntüleme Tekniklerinde Öğretim Görevlisi ve Program Başkanı olarak çalışıyordum. Ta ki 16 Şubat 2021 tarihine kadar.

Öncelikle çok geçmiş olsun, Covid-19’a yakalandınız. Halen de Covid-19’a bağlı hastalıklara mücadele ediyorsunuz? Nasıl hastalandınız, bu süreçte neler yaşadınız, nasıl ve kimlerin desteği ile bu süreci geçirdiniz, geçiriyorsunuz?

Yazın tanıtım dönemi esnasında çalıştığım birimde 6 kişi Covid-19 virüsüne yakalandı. Ben 13 Ağustos Korona oldum. Ardından gördüğüm tedavi sonucunda hastalığı büyük oranda atlatsam da bazı sıkıntılar devam etti. Tekrar tekrar hastaneye gitmek zorunda kaldım. Yıllardır süregelen Alerjik Rinit hastalığımın, Covidin de tetiklemesiyle, astım hastalığına dönüştüğünü öğrendim. Açıkçası hastalık sürecinde kimseden destek almadım. Evde tek başıma atlattım. Anneme üzülmesin diye söylemedim çünkü o zaten yaklaşık 10 yıldır makineye bağlı şekilde KOAH ile mücadele ediyor. Şu an dahi yaşadıklarımdan haberi yok. Önceliğim onun üzülmemesi. Benim için elinden bir şey gelmeyecek üzülmekten başka. Bunu yaşamasını istemiyorum.

Benden sonra ard arda gelen günlerde dört iş arkadaşım daha Covid pozitif tanısıyla eve gönderildi. Çaycı ablamızın virüsü eşinden kapmış olabileceği söyleniyordu fakat durumu bizden gizlenen bir hocamızın bu virüsü bulaştırmış olabileceğini sonradan öğrendim.

Bu bilgilerin bizden gizlenmesi, kurumun sağlığımız için gerekli önlemleri aldığı konusunda güvenimi sarstı. İleri derecede KOAH olan annem ve kendim için endişelenmeye başladım.

Covid tedavim tamamlandıktan sonra hâlâ şikâyetlerim bitmediği için tekrar üniversite hastanesine gittim. Hekimlerden aldığım geri bildirim beni tatmin etmediği için başka bir hastanede yeniden muayene oldum. Gittiğim hastaneden iş yerine verilmek üzere üç hekimli heyet raporu aldım. Ve hemen müdürlüğe ek ile bir mail gönderdim.

Rektörlükten gelen kararın da ekli olduğu mailde, devamdan muaf olma koşullarını sağladığımı yazarak raporumu sundum. Fakat müdürden, kabul olmayacağı şeklinde bir geri dönüş aldım. Hastalığıma inanmadıklarını düşünerek, hemen ertesi gün üniversite hastanesine gidip aynı test ve tetkiklerden geçtim ve bana tekrar astım tanısı kondu. Hekim, pandemi sebebiyle heyet raporu vermediklerini ama kendisinin rapor yazabileceğini söyleyip, içerisinde ‘’evden çalışması tavsiye edilir’’ cümlesi de olan bir rapor yazdı.

Evden çalışmak için üç hekimli heyet raporuna,  üniversite hastanesinden aldığım uzman hekim raporunu da ekleyerek bir dilekçe yazdım. Hem elden teslim ettim hem de mail olarak gönderdim.

Mailimde toplantı ya da imzamı gerektiren elzem durumlar dışında evden çalışmamın kendi sağlığım ve annemin sağlığı için önemli olduğunu belirttim.

Az geleyim az maaş verin

Gülçiçek Dere

Kurumun tutumu ne oldu?

Gönderdiğim dilekçe, sebep belirtilmeksizin sadece ‘’talebi uygun görülmemiştir’’ yazan bir yazıyla reddedildi.

Bu noktadan sonra sorgulamaya başladım. Rektörlüğün, gönderdiği karara bile söz konusu ben olduğumda uyulmamasını şahsıma yapılan bir mobbing olarak algıladığımı ifade ettim. Kendi sağlığımı ve ileri derece KOAH hastası olan annemin sağlığını riske atmamak için gerekli önlemleri almam gerektiğini, kurumun bizim için bu önlemleri almadığını 30 kişi de 6 kişinin okuldan Corona kaptığını ve kurumun bizi, sıra gelene kadar çalıştırmaya devam ettiğini yazdığım bir mail gönderdim.

Yüksekokul müdürü, gerekli önlemleri aldıklarını belirttiği bir maille mailime cevap yazdı.

Sözlü iletişimde müdür, benim evden çalışmamın diğer iş arkadaşlarıma haksızlık olduğunu ifade etti. Ben de hem sağlığımı riske atmamak hem de orta yolu bulabilmek için ‘’az geleyim az maaş verin’’ diyerek part- time çalışmaya geçmek için dilekçe yazdım. Fakat bu dilekçem de reddedildi.

Elimden gelen her şeyi yaptığım, tüm taleplerimi açıklamaları ile birlikte sunduğum halde aldığım ret cevaplarından sonra artık ‘’sizden izin istemiyorum durum bildiriyorum işleme koymak ya da koymamak sizin takdiriniz’’ gibi sözlü bir ifadeyle, maillerde belirttiğim elzem durumlar dışında, okula gitmedim.

Çok geçmeden YÖK artık evden çalışmaya geçmemizi bildirdi. Evlere geçtiğimiz dönemde kurum, toplamda 8 gün işe gitmediğim iddiasıyla hakkımda disiplin soruşturması başlattı. Disiplin soruşturmasına sözlü değil yazılı olarak cevap verdim. Gitmediğini iddia ettikleri 8 günün 3 günü kampüste olduğumu, diğer günlerde de evden çalıştığımı belgelerle ispatladım.

Ekim ayında başlatılan soruşturma aylarca sonuçlandırılmadı. Sürekli bir mobbing unsuru olarak bana karşı kullanıldı. Bu süreçte hiç yaşanmaması gereken ve başka hiçbir yerde rastlanılmayan bazı tatsız olaylar da yaşadım.

Bir gün kütüphaneden, derslerimde kaynak kitap olarak kullanmak üzere aldığım üç adet ders kitabı için derhal 1152 Tl ücret ödemem gerektiği telefonla bana bildirildi.  Derslerimiz için hazırladığım Syllabuslarda kitapları ‘Ders Kaynak Kitapları’ arasında yazdığımı ve bu talebin mantıksız olduğunu söyledim. Çok şaşırdım çünkü daha önce hiç böyle bir olaya rastlamamıştım. Rastlayacağımı da düşünmezdim. Diğer üniversitelerdeki arkadaşlarıma sordum böyle bir olayı yaşayan ve hatta duyan bile olmamış.

Kütüphane müdürüne mail attım (bilgi kısmına rektörü, genel sekreteri müdürü de ekleyerek) fakat bu parayı ödemem gerektiği konusunda ısrarcı oldu.

Durumu, önerisini almak üzere bağlı olduğum yüksekokulun müdürüne bildirdim fakat o da bu ödemeyi yapmam gerektiğini söyledi. Ve ben de bu sorunu kurum içerisinde çözemediğim için üzüntü duyduğumu belirterek kurum dışına taşımak zorunda olduğumu bildirdim. Cimer şikayet kaydı oluşturdum bu kayıdı yüksekokul müdürüne bildirdim.

Bu süreçte bana karşı, yazılı ve sözlü olarak, tavır ve üslup değişmeye başladı. Bu tavır ve üsluptan rahatsız olduğum için birkaç ay önce müdüre gidip, mobbingden bıktığımı ve böyle bir kurumda benim de artık çalışmak istemediğimi, sözleşmeyi karşılıklı feshetmeyi sözlü olarak önerdim. Müdür bu durumu genel sekretere soracağını söyledi fakat hiçbir geri bildirim alamadım.

Geçen ay öğrencilerin staj defterlerini almak için okula gittiğimde girişte kurum kimliğimi gösterdim, ismimi verdim. Sekreter, öğrencim çok olduğu için bir klasör halinde verdi staj dosyalarını. Okuldan çıkarken güvenlik beni durdurup klasörün içerisinde ne olduğunu sordu. Staj dosyaları olduğunu söyledim fakat klasörü açıp içine bakmak istedi. Klasörü açtım ve içindekilerin fotoğraflarını çektiler.

Dönem başladı, dersler üzerimize atandı ve ilk ders haftasında dersimi yaptıktan iki gün sonra, 16 Şubat 2021 tarihinde çarşamba günü saat 14:00’da bir mail aldım. Mail, iş akdimin sona erdiğini ve fesih yazısının ekte olduğunu bildiriyordu. Durum daha önce hiçbir biçimde bana bildirilmemişti.

Ardından saat 15:11’de bağlı olduğum Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’ndan disiplin soruşturması sonucu geldi ve ‘kınama’ cezası verildiği bildiriliyordu.

Saat 15:21de  SGK’dan işten çıkış hakkında mesaj geldi. Mesajda ‘’Kod 29 ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeniyle fesih’’ yazıyordu.

Çok kötü hissettim

Bilinen adıyla Kod 29,  yani 25/2  “iyi niyet ve ahlak kurallarına uymayan nedenlerle” işten atıldınız, hem de bir üniversitede bu olay gerçekleşiyor, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Benim sözleşmem beş gün mazeretsiz işe gitmediğim iddiasıyla feshedildi. Yani işten çıkarılma sebebi ‘Devamsızlık’ olarak sunuldu. Fakat SGK’ya bahsettiğiniz Kod 29 olarak girilmiş. Bu zamana kadar çalıştığım hiçbir iş yerinden çıkarılmamıştım. Fakat devamsızlık sebebiyle çıkarıldığım halde (ki onu da haksız bir durum olarak görüyorum) SGK’dan gelen mesajda ‘ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeniyle fesih’ yazısını gördüğümde gerçekten çok kötü oldum.

Bir üniversiteden özellikle de böyle bir sebeple çıkarılacağımı asla düşünmezdim. Çok kötü hissettirdi.

Salgın döneminde,  Kod29 ile işten atılmalar oldukça yaygın, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz, kadınlar için Kod 29 ne ifade ediyor?

Pandemi sürecinde sadece Kod 29 ile işten çıkarmalara izin verilmesinin, işçiyi bir nevi korumak olduğunu düşünüyorum.  Pandemi sürecinde yüz kızartıcı bir şey yapmadığı sürece işinden çıkarılmasın insanlar, diye düşünülmüş olabilir. Fakat işveren başka nedenlerle çıkarıp SGK’ya Kod 29 girdiği zaman işçiyi haksız yeri çıkardığı gibi bir de üstüne iftira atmış oluyor. Bu iftira işten çıkarılan insanın gelecekteki mesleki yaşantısını da olumsuz etkiliyor.  Bence yasada bir eksiklik var, işverene o kodu neden verdiği konusunda ispat yükümlülüğü getirilmeliydi.

Salgın döneminde,  Kod29 ile işten atılmalar oldukça yaygın, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz, kadınlar için Kod 29 ne ifade ediyor?

Herhangi bir yeni işe başladığımda işveren SGK’dan bir önceki işten çıkış nedenimi Kod 29 gördüğünde, hakkımda neler düşünür bilemiyorum. İnanın bu kodun kapsamına giren suçların neler olduğunu bile tam olarak bilmiyorum.  Bir çalışan başka bir sebeple işten çıkarılıp Kod 29 olarak gösterildiyse, bu durum herkesi mağdur eder. Ama kadın işçiler için bu durumun manevi ağırlığı ‘ahlak kurallarına uymayan’ kısmı daha zor. Ne bu ahlak kuralları? İnsanların ahlak konusuna bakış açısını birden değiştirebilmemiz mümkün değil ama bu kod ile mağdur edilmiş kadınların mağduriyeti giderilebilir.

Şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz ?

Avukatım kınama cezasına karşı bir itiraz dilekçesi yazdı. Açıkçası pek sonuç alabileceğimi düşünmüyorum buradan. Fakat konuyu yargıya taşımayı düşünüyoruz. Umarım hakkımı alabilirim ve bu haksızlık giderilir. Beş gün mesaiye gitmediğim fakat evden çalıştığımı belgelediğim durumda devamsızlık sebebiyle işime son verilmesi, tek başına bile yanlış olsa da üstüne kınama ve Kod 29’den atılmak gibi karalamaya yönelik uygulamalar da eklenince mağduriyetim ziyadesiyle arttı. Bu yanlışın düzeltilmesi için elimden geleni yapacağım.

Gülçiçek Dere Kimdir?

Ben Gülçiçek Dere. 2010 yılında Fizik lisans bitirdim. 2014 yılında Fizik mühendisliğinde Nükleer Fizik yüksek lisansını tamamladım. 2016 yılında Elektrik Elektronik Mühendisliği Doktora programını, ders dönemini tamamladıktan sonra bırakıp, aynı yıl Yeditepe üniversitesi Biyoteknoloji doktora programına başladım. Şu an tezimin son aşamalarındayım.

2013 yılından bu yana akademisyen olarak çalışıyorum. Bir yıl Araştırma Görevlisi olarak çalıştıktan sonra Öğretim Görevlisi olarak devam ettim.

Pin It on Pinterest