Gönülleri bir olan ağalara inat sendikalı kadın EYLEM dedi.

Haber Merkezi 

Feministler, kadın örgütleri bu yıl da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü sokaklarda, alanlarda kutlamayı tercih ederken, emeğin kadın kesiminin haklarını savunmakla yükümlü olması gereken sendikalar arasında eski geleneklerini sürdürenler de vardı, kendi çaplarında yeniliklere imza atanlar da, olanakları çerçevesinde işi meşrebine göre yürütenler de…

İki büyük işçi konfederasyonunu bu yıl 8 Martla ilgili bir video filmi hazırlayarak bunu kitlesel olarak yaygınlaştırmaya çalıştı. DİSK’in videosu kadın işçilere okutulan metinler üzerinden konfederasyonun 8 Mart taleplerini, slogan düzeyinde kadın politikasını, yansıtırken,  “Kadınlar Vardır” şarkısıyla başlamasıyla da feminist harekete selam yolluyor ve DİSK’in içinde kadınların olduğuna dair bir düşünce beslememize de yol açıyordu. Birkaç zamandır zaten bu böyle…

Türk-İş videosu ise kadın kurtuluş hareketinin dünyada ve Türkiye’de izlediği seyir göz önünde bulundurulduğunda, tam bir rezalet. Evet rezalet sözcüğünü politik bir sözcük olmadığını bile bile kullanıyoruz. Bazen sıfatlar bir durumu özetlemede, en radikal politik deyim olabiliyor.

Film televizyonlarda da döndü ve mutlak bir erkek egemenliği gösterisiydi. Buranın ağası biziz, iktidar ve politika bizden sorulur, kadınlar politika yapacak, eşitlik talebinde bulunacak ya da özgürlük isteyecekse onu bizim belirlediğimiz sınırlarda yapacaklar; Nokta, diyorlardı, Türk-İş’in yönetici erkekleri.  Zaten 8 Mart nedeniyle konfederasyon adına yayınladıkları bildiri de berbattı. Hâlâ 1857 öldürülen kadın işçiler… şeklinde başlayan 8 Mart’ın yanlış tarihçesi- üyesi olduğunuz Batı konfederasyonlarının tarihçeyle ilgili metinlerine bakın be Allahın kulları- hâlâ süfli bir erkek egemen anlayış, hâlâ küçük dağları genel başkan  daha küçüklerini genel sekreter yarattı türünden böbürlenmeler, sendika erkeklerinin iktidarını yeniden üreten söylemler.

Onurunuz batsın ağalar

Türk- İş videosunun adı Gönüller Bir Olsun! Evet,  yanlış duymadınız gönüller bir olsun.  8 Mart’ta gönüllerini kadın kitlelerine kadar indirip eşitlemeye karar vermiş bir grup sendika bıyıklısı… Lütfettiniz yav… Adamların ağırlıklı olduğu, iki kadının arada düğmeye bastığı bir fabrika içi mizanseni ile başlıyor film. Dış ses tabii ki erkek ve bariton. Azarlar gibi bağırıyor.  Neymiş efendim: Çağdaş ülke olmanın yolu fırsat eşitliğinden- bakın eşitlik değil- geçermiş.  Daha sonra kim tarafından kime yönelik yönelik yapıldığı belli olmayan ayrımcılık, şiddet, taciz (cinsel taciz değil) durumları cümle içinde geçirerek, mesajı patlatıyorlar: “Hiçbir ayrım olmaksızın bütün insanlar onur sahibidir. İnsan onurunu korumak herkesin görevidir.” Kadına yönelik şiddet, ayrımcılık, taciz dedikleri ve  bir türlü diyemedikleri cinsel taciz, yalnız adamların değil kadınların da onur sahibi olduğunu adamların kabul etmesiyle çözümlenip, ortadan kaldırılıyor…

Dış dünya diye bir gerçeklik olduğunu, orada kadınların feminist grevler örgütlediğini, belediyelerden, bankalara, çatal bıçak şirketlerinden, Boyner’e  kadar her yerde herkesin  8 Mart mesajları verdiğini duymadınız mı beyler? Bi kulağınızı açın.  Kadın erkek eşitliği, kadın işçinin hakları,  kadın özgürlüğü umrunuzda değil bunu anlıyoruz da, görüntüyü kurtarmanıza yarayacak bir akıl hocanız da mı yok.

AKP hükümetinin yürü ya kulum demesiyle üye sayılarını katlayan Hak- İş Konfederasyonu da 8 Mart’a kayıtsız kalmamış;  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın katıldığı zoom üzerinden bir panel düzenlemişler. Türk- İş’ten farklı, etkinlik afişi üzerinde etkinliği düzenleyenleri Hak-İş ve Hak İş Kadın Komisyonu olarak belirtmişler. Etkinliğin ismi de ilginç;  Hak-İş’li Emekçi Kadınların Sendikal Hareketteki yeri, solcu erkekleri burada kutluyoruz: Emekçi kadın kavramı Hak-İş’e girmiş görünüyor.

DİSK Raporları önemli

İki yıldır DİSK ve DİSK’e bağlı Birleşik Metal- İş Sendikası ve Genel İş Sendikası kadın raporları hazırlıyor. Bu sene DİSK’in ve Genel-İş’in Raporu Covid-19 döneminde kadın emeğine yoğunlaşmış durumda. Genel- İş’in raporu sektördeki kadınları ele alması açısından kendi tarihi içinde bir ilk. Geçen yıl sektörde kadınları ele alan Birleşik Metal-İş Sendikası bu yıl Metal İşçilerinin Sağlık Riskleri ve Sağlık Durumları Araştırması çerçevesinde kadın işçilerin sağlık sorunları raporunu 8 Mart’ta yayınladı. Bu raporlar önemli ve daha geniş kapsamlı bir değerlendirmeyi hak ediyor.

Genellikle Türk-İş’e bağlı sendikalarda -belli ölçülerde de DİSK’e bağlı sendikalarda- ve bunların şubelerinde yıllardan beri hakim olan bir gelenek te, 8 Mart’ta kadın üyelere ufak, büyük hediyeler dağıtmak ve bu hediyeler verilirken de sendika başkanlarının ya da şube başkanlarının 8 Mart’ın anlam ve önemine dair bir konuşma yapmasıdır. 8 Martlar bu adamların kadın üyelerle iletişime girdiği nadir günlerdir… Bu tür ziyaret ve toplantılar, erkek yöneticilerin kadın üyeler üzerinden iktidarlarını güçlendirme mekanizması olarak işlev görür- Bu gözler Şube başkanı bıyıklı erkeklerin kadınlar günümüz kutlu olsun dediğini de görmüştür- Bu eğilim bağlı sendikalarda sağ yönetimlerin iş başına gelmesine paralel olarak son dönemlerde güçlendi. Biraz şaşırdığımız konu ise Dünya Kadınlar Gününün önüne emekçi kadınlar sıfatını ekleyerek solculuk yaptığını düşünen erkeklerin de bu “hakkı” kullanmaktan imtina etmemesiydi. 8 Mart’in önüne emekçi sıfatını eklediklerinde yeteri kadar ve daha radikal bir biçimde  kadın- erkek eşitliğini savunduklarını sanıyor olmalılar. Solcu sendikacılar, 8 Mart’ın sizinle alakası yok. Yılda bir gün susun ve oturun…

İstisnaların çoğalması umudumuz   

Sosyal demokrat sendikalar da dahil olmak üzere Türk-İş’e bağlı sendikaların büyük bir bölümü erkek yöneticilerin iktidarının pekişmesine yönelik kadınları değil de bu adamları öne çıkaran, 8 Mart bildirileri yayınladılar. Batı sendikalarında olduğu biçimiyle reformist bir söylem birliğinin bile olmadığı, kavramların yerli, yersiz kullanıldığı, politik çizgi ve bütünlükten yoksun bu bildiriler, erkek başkanların ve şube başkanlarının görünürlüğünü arttırması dışında bir şeye hizmet etmekten yoksundu.

Bir zamanlar Sendikal Güç Birliği Platformu Kadın Koordinasyonu içinde bulunan üye sayısı daha düşük olan iki sendikada, 8 Mart farklı biçimlerde kutlandı.

Deriteks Sendikası’nda 8 Mart etkinliğinin ve eylemlerini kadın komisyonu örgütledi. Bu yıl Türk-İş içinde 8 Mart’ı üye kadınlarla birlikte düzenleyen tek sendikaydı… Komisyon adına yayınladıkları bildiride sendikanın kadın politikasının ana hatlarını çizen kadınlar, 8 Mart Etkinliğini de direnişte olan CPS işyerinde, çevre fabrikalardan gelen kadın işçilerle birlikte kutladı. Bu işin özüne uygun bir kutlamaydı.

Tümtis Sendikası da kadın üyelerinin ağırlıklı olduğu DHL Esenyurt Depolarında çalışan kadın işçilerin yaptığı bir etkinlikle kutladı. Onlar da 8 Mart’ı işyeri eylemlilikleri ile kutlayan nadir sendikalardan biriydiler.

Türk Metal- Sendikası her yıl 8 Mart’ta yaptığı Kadın Kurultayını bu yıl da büyük otellerden birinde yaptı. Fakat katılımcılar pandemi nedeniyle sınırlı sayıdaydı ve ağırlıklı olarak kadın temsilcilerden oluşuyordu. Adına kadın kurultayı denilmesine bakmayın, batı sendikalarında kadınların toplanarak politika oluşturduğu kurultaylardan farklı bu. Sendika başkanının saatlerce konuştuğu geçmiş dönemlerde hükümet temsilcilerinin, erkek yöneticilerin sıra sıra dizildiği, kurultaya, bu yıl daha fazla kadın katılmış gibi görünüyor. İşveren temsilcisi iki erkeğin de bulunduğu kutlamada camiadan katılan erkek sayısı azdı.  Pandemi döneminde kadın meselesi için kendilerini riske atmak istemediler herhalde. Sendika başkanı içinde birkaç kere kadın geçtiği konuşmasının bir yerinde pandemi döneminde fedâkar bir biçimde hem evde hem işte çalışıp, ekonomiyi ayakta tutan kadınlara teşekkür filan etti. Eyvallah diyelim!

Yapı oluşturmak

Buna karşılık aynı sektörde örgütlü DİSK’i bağlı Birleşik Metal- İş Sendikası geçen yıl olduğu gibi bu yıl da, 8 Mart’ın özüne uygun sendikalarda nasıl kutlanabileceğine dair yine iyi bir örnek oluşturdu. Sendikada aktif olarak çalışan bir kadın komisyonu var… Bütün etkinlikler sendikanın artık iyice şekillenen kadın politikası doğrultusunda aylar öncesinde bu komisyon tarafından planlandı. Birleşik Metal İş Sendikası’nda da pandemi koşullarında sosyal mesafe ve koruma önlemleri gözetilerek Merkez Binası’nda bir kadın etkinliği yapıldı. Etkinliği de organize eden ve yürüten kadın komisyonu üyeleriydi.  Kadınlar kürsüye çıkıp konuştular, dert ve taleplerini anlattılar. Şube kadın komisyonları da kadınların ağırlıklı olarak çalıştığı işyerlerinde kadın etkinlikleri örgütlediler. Etkinliklerin ardından, sendikanın artık sistemli bir biçimde yaptığı bir haftalık, toplumsal cinsiyet eğitimini almak üzere kadın üye ve temsilciler, sendikanın eğitim tesislerine hareket ettiler.

Bu yıl fiili direnişlerle oldukça önemli sayıda kadın örgütleyen ve kadınların önde olduğu eylemlerle dikkat çeken, bağımsız küçük ama etkili  Dev Tekstil, TOMİS, Umutsen, DGD- Sen, OTİS  gibi sendikalar eylemde oldukları işyerlerinde Sinbo’da SML’de, Migros Depo’da 8 Mart’ı kutladılar.

Esasında sendikalarda bu yıl her zamankinden fazla bir 8 Mart “duyarlılığı” olduğunu söylemeden geçemeyeceğiz. İstanbul Sözleşmesi mücadelesi sürecinde sendikaların kadın üyelerinde de kadına yönelik şiddete karşı başkaldırı bilinci oluştu. Ve kadınlar sendikalı sendikasız işyerlerinde kendiğinden bazen sendikalarına rağmen eylem koydular.  Sendika merkezlerinin kadın politikası geliştirmede üye kadınlardan öğrenecekleri çok şey var. Ama erkek egemen sendika yönetimleri toplumsal cinsiyet temelli ezilme ve sömürülme deneyimlerini, bu deneyimler temelinde şekillenen, farklı çıkar ve talepleri görmezden gelmeye devam ediyorlar…

Birlikte hareket edip, sendikalar içinde kadın yapıları oluşturarak, güç haline gelmekten başka çare yok gibi…

Pin It on Pinterest