Parça başı çalışan işçileriz

Sevim Işık Bäro

ÇEVBİR, çevirmenlerin bir araya gelerek kurdukları bir meslek birliği[i], kitap çevirmenleri, altyazı-seslendirme çevirmenleri, tiyatro çevirmenleri üye olabiliyor. ÇEVBİR üyesi olan, altyazı ve seslendirme çevirmenliği alanında çalışan Aslı Takanay ve Ece Nihal Karluk ile sohbet ettik. Başka dillerde çekilmiş filmleri bizlerle buluşturmakta önemli rolü olan genellikle kadınların yaptığı bu meslekteki güvencesizliği ve dayanışmayı konuştuk.

Çevirmenlik nedir, kimler çevirmen olarak çalışıyor?

Ece Nihal Karluk: En basit haliyle, bir dilden diğerine çeviri yapan kişi çevirmen. Biraz görünürlüğü az olan bir meslek. Örneğin bir filmin oyuncusunu biliriz ama onu diğer dile kazandıran çevirmeni nadiren biliriz. Belki de hiç bilmeyiz.

Aslı Takanay: Çeviri yapmak eşlik etmek gibi, mesela Rusça, İngilizce, Almanca ya da neyse o dil… O kitabın yazıldığı, o filmin çekildiği dili bilmeyen ya da yeterince bilmeyen insanların kitabı ya da filmi takip edebilmeleri için onlara eşlik ediyoruz gibi aslında.

Ece Nihal Karluk: Çevirmenin hem hedef dile hem kaynak dile çok hâkim olması lazım.  Bir de o insanın çeviri yaptığı alana “ilgisi” olması lazım. Yoksa ilgisi olmayan bir insanın tutunabileceği bir meslek değil. Keyfine yapılabilecek bir meslek değil.

Aslı Takanay

Aslı Takanay: Okumaya araştırmaya açık olması gerekiyor çeviri yapan kişinin. Çünkü her şey çıkabiliyor karşınıza. Kitap çevirisinde de, film, dizi çevirilerinde de böyle. Gündelik hayatımızda belki de bize çok gerekmeyecek bir bilgi, terimler vs. çeviride karşımıza çıktığında onu araştırıp Türkçe nasıl ifade edildiğini bulmamız gerekiyor. O araştırma becerisini geliştirmek ve merak etmek gerekiyor. Bir hukuk sahnesi varsa o dizide veya filmde, örneğin bir avukat savunma yapıyorsa, bizim de orada kullanılan dile uygun çeviri yapmamız bunun için de bir hukukçu nasıl konuşur onu öğrenmemiz, bilmemiz gerekiyor.

Ece Nihal Karluk: Kısacası dil bilmek yetmiyor yani. Dil bilmek çeviri yapabilmek anlamına gelmiyor.

Aslı Takanay: Orijinal dilin kültürünü de tanımak gerekiyor. Örneğin orijinal dili Almanca ise bir filmin, Almanya’ya özgü kültürü, o kültürün içinde yaşayan alt kültürleri, farklılaşan, sürekli değişen dil kullanımlarını tanımak gerekiyor. Bunları çözümleyip Türkçede baştan kurmamız gerekiyor. Kimler çoklukla çevirmen olarak çalışıyor sorusuna gelince, kadınların yoğun olduğu bir meslek olduğunu söyleyebiliriz sanırım. En azından bizim üyelerimizin yüzde 65’i kadın.

Ece Nihal Karluk: Genellikle dil alanında okumuş insanlar çevirmenlik yapıyor ama sosyal bilimler mezunu insanlar da çok başarılı çevirmenler olabiliyor. Düşünen, sorgulayan, sözel zekâsı gelişmiş kişiler iyi çevirmenlik yapıyor. İlla dil alanında okumuş olmak gerekmiyor.

Altyazı ve seslendirme çevirmenleri nerelerde çalışıyor?

Ece Nihal Karluk: Televizyon kanallarına çalışanlar var. Film dağıtımcıları için çeviri yapanlar var. Dijital platformlara çalışanlar var, ayrıca bu tür yerlere çeviri hizmeti veren aracı kurumlar var, onlar da altyazı-seslendirme çevirmenleri ile çalışıyor.  Bir de seslendirme stüdyolarına çalışanlar veya yurt dışındaki firmalardan iş alanlar var. Çeviri şirketleri de bu alanda diğer saydıklarımız kadar iş kapasitesine sahip olmasa da buralardan da iş alabiliyoruz. Film festivalleri de var. Ama film festivalleri sürekli düzenlenmediği için, yalnızca belli zamanlarda, hani mevsimlik işçi gibi çalıştığımız yerler diyebiliriz.

Nedir çevirmenlerin günümüzde sıkça karşılaştığı sorunlar?

Aslı Takanay: Çevirmenlerin ortak sorunlarından biri güvencesiz çalışmak. Bu aslında kültür-sanat alanındaki çoğu emekçinin, oyuncuların, müzisyenlerin, çizerlerin, vb. de sorunu. Biz çevirmenler de ağırlıklı olarak serbest çalışıyoruz, bir yere bağlı çalışmayınca sağlık sigortası ve emeklilik gibi temel haklar için dışarıdan prim ödemek zorunda kalıyoruz. Güvencesizlik ise hepimiz için geçerli, çünkü parça başı çalışıyoruz bizler. Parça başı çalışan işçileriz. Ama bir sonraki işin geleceği garanti değil. Televizyon kanalına çeviri yapan bir arkadaşa bir ay iki film bir dizi çevirisi veriliyor diyelim ki, o da o çevirilerin geliriyle, kirasını faturalarını karşılamaya çalışıyor. Ama ertesi ay aynı geliri elde edebilecek mi belli olmuyor. Çünkü işler azaldı denip ya da başka bir nedenle, keyfi bile olabilir bu neden, yalnızca bir film çevirisi verilebiliyor ve yalnızca onun geliri ile hayatını idame ettirmesi beklenebiliyor.

Ama zaten çevirmen emek ücretleri altyazı ve seslendirme çevirisi alanında çok düşük. Dijital platformlar örneğin çeviriye önemli bir bütçe ayırıyorlar. Çevirmenin emeğini karşılayacak bir bütçe ama taşeronlardan sonra, o bütçenin neredeyse yirmide biri çevirmenin eline geçebiliyor. Fiyatlar düşünce çevirmenin hayatını idame ettirebilmesi için daha çok iş alması gerekiyor. Bu sefer de işin niteliği düşüyor. Seyircinin iyi çeviriye ulaşma hakkını da gasp ediyor aslında bu durum. Seyirciler de çoğu kez bu adaletsiz durumu bilmedikleri için çevirinin yetkinliğini eleştirebiliyor.

Ece Nihal Karluk

Ece Nihal Karluk: Ben de serbest çalışmaya başlayıncaya kadar benzeri şekilde eleştirdim çevirmenleri. Daha önce iki yıl dublaj stüdyosunda kadrolu çalışmıştım, yani sigortam, düzenli maaşım vardı. Hem editörlük hem de çevirmenlik yapıyordum. Stüdyonun dışarıdan çalışan, kadrolu olmayan çevirmene ne kadar ödediğini bilmiyordum. Çevirmenin hayatını idame ettirebilmek için ne kadar çok iş alması gerektiğini de. Araştırma yapmak için zamanı olamıyor çevirmenin o iş yoğunluğunda, araştırma yapamayınca da hatalar olabiliyor.

Elbette pandemi ve getirdiği koşullar da bizleri çok olumsuz etkiledi. Bu süreçte, acaba başka bir iş mi yapsam diye düşünmeye başladım. Hani bir de severek yaptığım, emek verdiğim bir iş, kolay kolay da bırakamıyor insan. Benden çok daha uzun süredir bu işi yapan çevirmenler de koşullar böyle olunca      başka iş aramayı düşünebiliyor. Aslında en önemlisi işverenlere yaptığımız işin hobi değil, bir meslek olduğunu anlatabilmemiz. Biz mesleğimizle hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz ama açıkladığımız tarife öncesi önümüze konan fiyatlarla bu gerçekten mümkün değil. Ben işverenler bu mesleğe hobi ya da ek iş muamelesi yapıyor diye neden mesleğimden olayım?

ÇEVBİR bunlara karşı neler yapıyor?

Aslı Takanay: ÇEVBİR bir meslek birliği. Standartların oluşturulabilmesi ve uygulanması için çaba harcıyor. Kitap çevirisi alanında biz ÇEVBİR olarak epey yol aldık. Hak takibi konusunda çalışıyoruz ve orada da oldukça önemli bir yol alınmış durumda. Bir asgari tarife ve mesleki standart büyük ölçüde oturdu diyebiliriz. Tabii çevirmenlerin buna sahip çıkması çok önemliydi. Zaten çevirmenler buna sahip çıktıkça, emeğinin karşılığını almak için birlikte mücadele ettikçe standartlarımızı da oturtabiliriz diye düşünüyorum. Altyazı seslendirme çevirisi alanında ise o asgari standartları şu anda oluşturmak üzere çalışıyoruz. Emeğimizin görünür olması için çalışıyoruz. Çünkü, daha önce de bahsettiğimiz gibi, çok çok ciddi bir emek sömürüsü var.

Ece Nihal Karluk: Biz çevirmenlerin birbirimizi tanımak için çok fazla alanı yok. Hani çoklukla evde, bilgisayar başında yalnız yapılan bir meslek. ÇEVBİR’e katılınca daha çok çevirmenle tanıştım. Sorunlarımızın ortaklığını gördüm. Bu sorunlara tek başına birkaç çevirmen karşı çıkınca bir şey elde etmek zorlaşıyor. ÇEVBİR’de bir arada mücadele ediyoruz. Altyazı ve seslendirme alanındaki mücadelemiz de bir arada ve yoğun bir şekilde çalıştığımız için bu kadar hızlı meyvesini veriyor aslında. Bir kişi bile eksik olsak çok daha uzun bir süreç olabilirdi. Tarifelerimizi ve tip sözleşmelerimizi duyurduk[ii], şimdi alanda çalışan tüm çevirmenlerden bu tarifeyi benimsemelerini, taşeron dediğimiz şirketlerden de iş aldıkları “müşterilerine” “Çevirmenler artık bu fiyatların aşağısına çalışmıyor, şu koşulları kabul etmiyor.” demelerini bekliyoruz.

Aslı Takanay: Ece’nin söylediği şey, yani çevirmenlerin duyurduğumuz tarifeleri benimsemesi ve uygulanması için çabalaması çok önemli. Şunu da belirtmek lazım galiba, aslında bu asgari tarifeler cidden asgari, bunun altındaki ücretler emek sömürüsüne girer, bundan emin olsunlar.

Altyazı-seslendirme çevirisi alanındaki önemli sorunlardan biri de çevirmenlerin çoğunun sözleşmesiz çalıştırılması. Oysa çevirmenlerle telif sözleşmesi imzalamak işverenlerin hukuki zorunluluğu. Alandaki çevirmenlerin duyurduğumuz sözleşmeleri de mutlaka incelemesini, hakları konusunda bilgilenmelerini umuyoruz açıkçası. Ve elbette herkesi ÇEVBİR’e üye olmaya, mesleki standartları oturtmak, emeğimizin karşılığını alabilmek için birlikte durmaya, mücadele etmeye davet ediyoruz.

[i] https://cevbir.org.tr

[ii] http://cevbir.org.tr/altyazi-seslendirme-cevirisi-ve-baglantili-diger-hizmetler

Pin It on Pinterest