Bazı sendikalar ve kadın işçiler kararlı: İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz

Haber Merkezi

Memur- Sen ailenin bekâsı için feshi onaylayıp, kadın üyelerinden vazgeçerken, Türk-İş ve bağlı büyük sendikalar sus pus. Ama her zaman istisnalar vardır. KESK, DİSK ise mücadelede kararlı. Birleşik Metal başta olmak üzere bağlı sendikalarda işyeri eylemleri başladı bile. Güçleri birleştirmek gerekiyor.

Kadınların her gün öldürüldüğü, kadın katillerine, tecavüzcülere, cinsel tacizcilere ceza indirimlerinin gırla gittiği Türkiye’de, kadınların uzun süredir kaldırılmaması için mücadele verdiği İstanbul Sözleşmesi, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Resmi Gazetede yayımlanan bir gece yarısı kararnamesi ile fesh edildi.

Kadın örgütleri her zamanki gibi anında refleks gösterip 20 Mart Cumartesi günü İstanbul’da, Ankara’da, Adana’da, İzmir’de, Eskişehir’de, Diyarbakır’da tüm büyük,  küçük kentlerde ve kasabalarda kadınlar sokağa dökülerek, “Hayatımızdan da Sözleşme’den de Vazgeçmiyoruz” ana hedefi çerçevesinde tepkilerini dile getirdiler.   21 Mart’ta İstanbul Sözleşmesi Bizim demek, için de akşam saat 21.00’da ses çıkarma eylemi başlattılar. Bu hafta da Kadın İstanbul Sözleşmesi Bizim Vazgeçmiyoruz, başlığı altında Pazartesi’den itibaren hafta boyunca çeşitli eylemlerle sokakta olacaklar. İşi sonuna kadar götürmeye kararlılar.

Peki kadın işçilerin örgütleri sendikalar ve kadın işçiler bu konuda ne düşünüyor?  Türk- İş henüz bir açıklama yapmadı, Türk-İş’e bağlı büyük sendikaların da tutum belirlemediğini görüyoruz. Rüzgarın yönüne göre hareket edeceğe benziyorlar. Kadınlara dair bir mesele için başlarını ağrıtmayacakları kesin.  En kötü basın açıklaması Memur- Sen’den geldi efendiler, kadın komisyonu adıyla bir bildiri yayınlayarak, Sözleşmenin feshini aileye verilen değerin göstergesi olarak ilan ettiler. Üyelerinin önemli bir bölümüne kocanız, babanız sizi dövse de öldürse de, enseste maruz kalsanız da, sesinizi çıkarmayın mühim olan ailenin bekâsıdır, diyorlar. Bakalım kadın üyeleri onlara ne diyecek?

Biz de Kadınİşçi olarak ulaşabildiğimiz kadın işçilere, konfederasyonlara ve bağlı sendikalara İstanbul Sözleşmesinin feshine nasıl baktıklarını ve eylem planlarını sorduk…

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu:

Bu mücadelenin bir parçası olacağız

İçinden geçtiğimiz tarihsel süreç pandemiyle beraber tüm kadınlar açısından eşitsizlikler, adaletsizlikler ve ayrımcılıklar daha fazla derinleşti. Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının hayatın bütününde çok ciddi bir biçimde yaşandığı bir dönemin içerisindeyiz. Pandemi ile birlikte kadınların ev içindeki iş yükü artarken, şiddet de arttı. Çalışma hayatında pandeminin yarattığı ekonomik ve toplumsal tahribatı kadın işçiler çok daha derin bir biçimde yaşadılar, yaşıyorlar.  Bütün kriz dönemlerinde olduğu gibi kadınlar istihdamdan ve işgücünden daha fazla çekilmek zorunda kaldı. Daha fazla işini kaybetti bütün veriler de zaten bunu gösteriyor. Şu anda Covid etkisiyle kadın işsizliği yüzde 43’lere ulaştı, neredeyse her iki kadından biri işsiz.

Eşitsizliklerin derinleşmesiyle birlikte kadına yönelik şiddet de arttı.  Böyle bir dönemde Türkiye’yi yöneten siyasi iktidarın, kadına yönelik şiddeti, kadın cinayetlerini önlemeye dönük politikalar ile kadının istihdamdan geri çekilişini önleyecek politikaları hayata geçirmesi gerekirken, tam tersi adımlar atılıyor. İstanbul Sözleşmesi tartışılmaya açıldı sonra mecliste oybirliği ile karar alındıktan sonra kabul edilen bir sözleşme, kararname fesh edildi.

İstanbul Sözleşmesi kadınlar açısından hele şiddetin bu kadar arttığı bir dönemde son derece hayati öneme sahipken fesh ediliyor. Biz DİSK olarak hep “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” şiarı ile hareket ettik.  8 Mart’ta da bunun net bir biçimde altını çizdik. İşyerlerinden işçi arkadaşlarla birlikte İstanbul Sözleşmesine sonuna kadar sahip çıktığımızı ilan ettik.

Bugün, tüm kadın örgütleriyle, emek örgütleriyle birlikte İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkıyoruz. Şiddete karşı çıkarken aynı zamanda emeğimize kimliğimize, geleceğimize sahip çıkmak için de kadın hareketinin tüm deneyimleri ve birikimlerden de yararlanarak, bu mücadelenin bir parçası olmaya kararlıyız.

Henüz somut bir eylem takvimimiz yok ama şu anda DİSK’in örgütlü olduğu işyerlerinde, kadın işçi arkadaşlarımız çok açık bir biçimde tepkilerini ortaya koyuyorlar. Bu konuda tutumumuz net.  DİSK İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak için bütün örgütüyle, üyeleriyle sonuna kadar bu mücadelenin bir parçası olacak. Ayrıca işyerlerinde emek alanın temsilcisi olarak bu konudaki net duruşumuzu somut bir biçimde ifade etmeye devam edeceğiz.

KESK Kadın Sekreteri Gülistan Atasoy Tekdemir:

Kadın meclislerimizden öneri topluyoruz

İlk iki gün hızlıca kadın hareketi ile birlikte alanlara çıkma çağrısı yaptık. Şu anda neler yapabileceğimizle ilgili olarak bize bağlı farklı işkollarının kadın meclislerinden öneri topluyoruz. Pazartesi gününden itibaren işyerlerinde “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz”  yazılı kokartlarımızı takmaya ve farkındalık yaratmaya başladık. Biliyorsunuz, Memur- Sen’in Kadın Komisyonunun yaptığı bir açıklama var, onu da teşhir etmeyi düşünüyoruz. Bir bildiri yazacağız ve işyerlerinde dağıtacağız. Ankara’da DİSK, KESK, TMMOB, TTB temsilcileri ile de ne yapılabilir, diye konuştuk Ama henüz bir sonuç çıkmadı. Kadın meclislerimizden öneri bekliyoruz. Bir sürü öneri var onları en kısa sürede ortaklaştırmamız lazım. Ortaklaştırıp eylem planımızı belirleyeceğiz. Şu anda eylemlerde kadın örgütleriyle birlikte hareket ediyor, işyerlerinde de, hem propaganda hem de teşhir çalışmaları yürütüyoruz. Programımız somutlaşınca bunu her zaman birlikte hareket ettiğimiz üç örgütle de ortaklaştırabiliriz.

 

Birleşik Metal-İş Sendikası uzmanı Nuran Gülenç:

Sendikalar en yüksek perdeden ses çıkarmalı

İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddetin tüm yaşam alanlarında durdurulmasına yönelik bir sözleşmedir. Kadınların evde, sokakta işyerlerinde yaşadıkları şiddeti önlemek için önemli bir araç. Bu nedenle sendikalar fesih girişimine seslerini en yüksek perdeden çıkarmalılar,  sendikaların yaşam hakkını savunmaktan daha önemli ne görevi olabilir ki?  Bazı sendikaların tabanında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuş bir kesim var. Sendikalar üyelerine sözleşme hakkında ortalıkta dolanan yalan yanlış bilgiler yerine,  İstanbul Sözleşmesi’ni anlatmalılar, anlatmaya devam etmeliler.

İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıktıklarını işyerlerinden başlayarak eylemleriyle, açıklamalarıyla, sosyal medya paylaşımlarıyla göstermeliler. Kadın örgütlerinin düzenlediği eylemlere destek sunmalılar,  kadın üyelerini yapılan eylemlere katılmaya teşvik etmeliler. Sesimizi büyütmeye ihtiyacımız var. Birleşik Metal Sendikası olarak programımızı oluşturuyoruz.

Birleşik Metal-İş Sendikası  Gebze 2 No’lu Şube Kadın Komisyonu’ndan Mehtap Doğan Demir:

İşyerinde eylemle tepkimizi dile getirdik  

İstanbul Sözleşmesi biz kadınlar için vazgeçilmez bir sözleşme, kadınları şiddet karşısında koruyan bir sözleşme. Kaldırılması, asılında bu ülkeyi yönetenlerin kadınların yaşamlarına ne kadar değer verdiğinin de bir göstergesi. Haberi aldığımda gece vardiyasındaydım.  Sabah eve gittim, Şube Başkanı ile görüşüp, tekrar işyerine döndüm ve hızlıca eylem organize ettik.  Sendikamız kadın komisyonun hazırlamış olduğu bildiriyi okuyarak dövizlerimizle tepkimizi dile getirdik. İstanbul Sözleşmesini sonuna kadar savunacağız, ihtiyacımız olan sesimizi çoğaltmak, böyle olursa sözleşmeyi daha güçlü bir şekilde tekrar geri getirebiliriz.

 

Gamze Fırat Birleşik Metal-İş Sendikası, Gebze Şube Kadın Komisyonu ve HT  Solar işyeri Baş temsilcisi:

Metal işçisi kadınlar sözleşmeyi sonuna kadar savunacak

Alınan bu kararın bizim için kabul edilebilecek bir yanı yok,  toplumsal cinsiyet eşitsizliği uçurumun derin olduğu, her gün kadınların öldürüldüğü, şiddete maruz kaldığı, işyerlerinde şiddetin ve tacizin yaygın olduğu ülkemizde,  atılan bu adımla bir kesim cesaretlendirilmiştir. Bunun ağır sonuçları olacaktır. Biz olduğumuz her yerden sesimizi yükseltmeliyiz. Kararımızı duyduğumuzda da iş yerimizde ilk tepkiyi kadın arkadaşlarımızla birlikte örgütledik, ses verdik. Biz metal işçisi kadınlar İstanbul Sözleşmesini sonuna kadar savunacağız. Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok.

Nebile Irmak Çetin DİSK/Genel-İş Sendikası İstanbul Konut İşçileri Şube Başkanı:

Kadınlar boyun eğmeyecek

Mayıs 2011 de Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu’nun imzaya açmış olduğu kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerin önlenmesine dönük uluslararası bir sözleşmedir. İstanbul’da imzalandığı için İstanbul Sözleşmesi adını alan sözleşmeyi ilk imzalayan ülke Türkiye’dir. Sözleşme Ağustos 2014 yılında Türkiye tarafından imzalanarak yürürlüğe girmiştir. Yürürlükte olmasına rağmen uygulanmaması sonucunda bu güne kadar binlerce kadın katledildi, taciz ve tecavüze uğradı, şiddetin her türlüsüne maruz kaldı.

Sözleşmenin imzalandığı tarihlerde savaş alanı ve mülteci talanının yoğun olduğu Ortadoğu’dan Türkiye’ye gelen mülteci göçü ve Ortadoğu’da rol ve pay kapma politikasının pazarlığı olarak İstanbul Sözleşmesinin “sözde” imzalandığını görüyoruz. Siyasal iktidar cinsiyetçi, ayrımcı dil ve uygulamalarını, kadınların beden, emek ve kimlik, mücadelesine olan garazını, sözleşmeden gece yarısı tek imzayla çekilerek göstermiştir.

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı tek başına kadınlara meydan okuma değildir ve bir tek kadınların meselesi de değildir. Türkiye de ana muhalefet yürüten siyasi partiler başta olmak üzere toplumun her kesimine meydan okumadır.

Ekonomik yıkıntının altında ezilen başta kadınlar, işçiler, emekçilerin inim inim inlediği bataklığı manipüle etmek ve gündem değiştirmek bir yana,  esas amaçlardan birini Prof. Dr. Ahmet AĞIRAKÇA’nın baklayı ağızından kaçırması ile anladık.  “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmekle hayırlı bir iş yapılmış, “hilafetin ihya edilmesi TBMM nin “ yetkisindedir” diyordu prof. Yeni Akit’te adamın sözlerini sür manşet veriyordu.

Bu haber “tesadüfü değil politiktir” önümüzdeki günlerde bir gece yarısı Türkiye’nin taraf olduğu  “AHİM, CEDAW ve Uluslararası insan hakları evrensel bildirgesi vb.” den de vazgeçilebilir.

70 Baro’nun ortak açıklamasında ve hukukçuların beyanatlarında Anayasa ve uluslararası hukuka aykırıdır, demelerine rağmen,  o Anayasa çerçevesinde ülkeyi yöneten Cumhurbaşkanın tek imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilmesi, ne tür bir ihlaldir. Bu konuda derin düşünmek lazım.

Bugün Türkiye’ de siyasal kriz başta olmak üzere işsizliğe, yoksulluğa, pandemi koşullarına ve her türlü antidemokratik uygulamalara ve kadına yönelik katliam ve şiddete karşı en etkili mücadeleyi kadınlar veriyor. Kadınların mücadelesi ve muhalefeti bugün toplumun birçok kesiminde umut oluyor.

Elbette kadınlar asla ve asla boyun eğmeyecek itaat etmeyecek, kazanımlarından vaz geçmeyecektir.

Özge Yurttaş DİSK Basın-İş Genel Sekreteri:

Sendikaların olumlu tutumu kadın işçilerle ilişkilerini de onarabilir

İstanbul Sözleşmesi’ni kadın mücadelesinin önemli bir kazanımı olarak görüyoruz.  Sözleşmeden çekilme kararının siyasi ve yöntemsel boyutu bir yana bu kararın kadınların yaşamında yol açacağı kayıp ve etkiye de odaklanmak gerektiğine. Türkiye’de DİSK ve DİSK’e bağlı sendikalar, sendika siyaset ilişkisi arasında güçlü bir bağ kurmuş, sınıfın politik süreçlere kolektif müdahalesinin eylem ve imkânını yaratmış bir geleneğe sahip. Bana göre sendikal mücadelenin politikliği konusu sadece devlette, sermaye düzenine karşı değil patriyarkaya karşı mücadeleyi de kapsamalı. Sendikalarımız ağırlıklı olarak bu perspektiften yoksun. İstanbul Sözleşmesi AKP’nin açıkça düşmanlık ettiği bir konu olmasa bu denli yaygın gündem olur muydu bilmiyorum? Ama olması gerekirdi.

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi kadınları, erkek şiddetinden korumak üzere koruyucu önleyici tedbirler içeren, sorumlular belirleyen ve yol gösteren bir uluslararası hukuki dayanak. Toplumsal eşitliğin sağlanması konusunda imzacı devletlere sorumluluk yükleyen bir metin. Sözleşme iktidar tarafından yok sayılmak istense de bize düşen görevler de var. Her birimizin sendikalar ve çalışma hayatında eşitliği hayata geçirmeye dair önemli sorumlulukları olduğuna inanıyorum. Sendikaların bu noktada sözleşmeye sahip çıkan tutumlarının sendikalar ve kadın üyeler arasındaki sorunlu ilişkinin onarılmasına yansıması gerektiğine inanıyorum.

DİSK Basın İş sözleşmenin savunulmasında kadın hareketinin yarattığı mücadele dalgasını büyütmek için elinden geleni üye ve yönetim kurulu düzeyinde gerçekleştirmeyi planlıyor. Hayata geçen eylemleri göz önüne alarak kendi işkolumuzda basın emekçisi kadınların bu konudaki talep ve tepkilerini önümüzdeki günlerde görünür kılacak çalışmalar planlıyoruz. İstanbul Sözleşmesine farklı sektörlerden sendikalı sendikasız, kayıtdışı, esnek çalışan tüm kadın işçilerin sahip çıkmasını sağlayacak işyeri düzeyinde eylem ve çalışmaların örgütlenmesi gerektiğini de düşünüyoruz.

Deriteks Sendikası uzmanı Tülin Çelik:

 Kazanımlarımız bir gecede yok edilemez

İstanbul Sözleşmesi Uluslararası hukukta kadına yönelik aile içi şiddete karşı mücadelede güçlü ve bağlayıcı bir sözleşme. Aynı zamanda şiddetin eşitsizlikten kaynaklandığının altını çiziyor. İstanbul Sözleşmesi şiddetin bir insan hakları ihlâli olduğunu vurgulaması açısından da önemli. Bu bizim için bir kazanımdı. Bir gece yarası bir Cumhurbaşkanı kararnamesi ile fesh edilmesi kabul edilemez. Pandemi koşullarında kadına yönelik şiddet artmışken, şiddetin biçimi de bu denli vahşileşmişken, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilmesi kabul edilebilecek bir şey değil. Kadın hareketinin uzun mücadelesi sonucu elde edilen bu kazanım bir gecede yok sayılamaz.

Biz sendika olarak kadın komisyonumuzda İstanbul Sözleşmesi’nin içeriğinin daha iyi kavranması için eğitimler veriyorduk bir süreden beri… Kendi içimizdeki eğitim ve eylemlilikleri sürdüreceğiz. Ortak eylemler yapılabilir elbette. Sendikalar birleşerek bu kararnamenin iptali için imza kampanyaları düzenleyebilirler örneğin. Kadınların yaptığı eylemlere sendikalar olarak katılım gösterirler. Konfederasyonlar aracılığıyla bu konuyu meclise götürüp, sözleşmeye sahip çıkabilirler.  Ortak eylem bize de güç kazandıracaktır.

Pin It on Pinterest