ETUC ve IndustriAll Avrupa’dan: İstanbul Sözleşmesini feshetme kararını geri çekin

Çeviri: Elif Sinirlioğlu

Türkiye’nin DİSK dışındaki diğer işçi konfederasyonları, İstanbul Sözleşmesi’nin bir gece kararnamesi ile kaldırılmasına, karşı tutum geliştirmezken, bağlı oldukları birlik ve konfederasyonlardan kınama üzerine kınama geldi.  

İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi saldırısına karşı dünyanın dört bir yanından kadın örgütlerinden tepkiler gelmeye devam ederken uluslararası sendikalar da Türkiye hükümetini karardan vaz geçmeye çağırıyor. Avrupa Sanayi İşçileri Sendikası (IndustriAll Europe) ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) yayınladıkları bildirilerle tepkilerini dile getirdiler. Hollanda Sendikalar Konfederasyonu FNV’nin Kadın Ağı ise fesih kararını protesto eden bir mektup yayınlama sürecinde.

IndustriAll Avrupa Genel Sekreter Vekili Judith Kirton-Darling yaptığı açıklamada “Tam da pandemi sürecinde Avrupa’da ev içi şiddetin artmasıyla karşı karşıya olduğumuz bir dönemde Türkiye kadınları ve kız çocuklarını şiddetten korumaya odaklanan İstanbul Sözleşmesini feshetme kararı alıyor. Bu akıl almaz ve kabul edilemez.” dedi.

Açıklamada, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin (İstanbul Sözleşmesi) kadınlara ve kız çocuklarına yönelik her türlü şiddet biçimini engellemek ve mücadele etmek için en temel bağlayıcı araç olduğuna da dikkat çekildi.

Türkiyeli kadınlarla dayanışma içindeyiz

IndustriALL Avrupa, Türkiye hükümetini fesih kararını geri çekmeye davet ederken,  hakları için şiddete karşı mücadele eden tüm Türkiyeli kadınlarla dayanışma içinde olduğunu da bildirdi.

Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Litvanya, Letonya, Slovakya ve İngiltere gibi İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamamış Avrupa ülkelerini de acilen sözleşmeyi imzalamaya ve artan ev içi, cinsiyete dayalı şiddete karşı kadınları ve kız çocuklarını koruyacak gerekli önlemleri ivedilikle hayata geçirmeye davet eden Industriall Avrupa, Türkiye’nin kararının bu hayati insan hakları çerçevesinden geri çekilme kılıfı olarak kullanılmaması gerektiğine de dikkat çekti.

ETUC ise 22-23 Mart 2021 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında onaylanan bir bildiri yayınladı.

Bildiride ETUC, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden  (İstanbul Sözleşmesi) geri çekilmesini kınayarak, bunun Türkiye ve tüm dünyadaki kadın ve kız çocukları için yıkıcı bir işaret olduğunu vurguladı.

ETUC, Türkiye hükümetini eylemini yeniden gözden geçirmeye ve kadınların, kız çocuklarının, tüm yurttaşların insan haklarını koruma konusunda uluslararası bir taahhütte bulunmaya da davet etti.

Sendika,  İstanbul Sözleşmesinin çocuk evlilikleri, evlilik içi tecavüz, ev içi şiddet, kadın sünneti ve ekonomik şiddet de dahil olmak üzere kadına yönelik tüm şiddet biçimlerinin engellenmesi mücadelesinde dünya çapında ilk ortak bağlayıcı adım olduğuna da vurgu yaptı.

Demokratik haklara saldırı

Kararın Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu sırasında ve İstanbul Sözleşmesi’nin 10. yıldönümünde gelmesini, kasıtlı bir provokasyon olarak değerlendiren ETUC,  uluslararası işbirliğine şimdiden bir başka saldırı anlamı taşıdığının altını çizildikten sonra  “Covid 19 döneminde tüm dünyada artan ev içi şiddet düşünüldüğünde bu karar tehlikeli ve haksızdır.” dedi.

ETUC’da IndustriAll Avrupa gibi, sözleşmeyi imzalamayan Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Litvanya, Letonya, Slovakya ve İngiltere’yi derhal sözleşmeyi kabul etmeye ve kadınları ve kız çocuklarını ev içi ve cinsiyet temelli şiddete karşı korumaya yönelik gerekli önlemleri almaya çağırırken,  Polonya ve diğerlerini sözleşmeden çekilme eğilimlerinden vaz geçmeye davet etti.

ETUC, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i tüm üye ülkelerin sözleşmeyi imzalaması yönünde gerekli tüm önlemleri almaya ve AB üyeliğinin İstanbul Sözleşme’nin kabulüne bağlanmasına dair çalışmaya da davet etti.

Avrupa Birliği’ni Türkiye hükümetinin Sözleşmeden geri çekilme kararını gözden geçirmesi için gerekli tüm önlemleri alması için hareket etmeye davet eden ETUC, Kopenhag Kriterleri’nde garanti altına alınan demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygı ve azınlıkların korunmasını sağlayan istikrarlı kurumların varlığının AB üyeliği açısından gerekliliğinin de altını çizdi.

Şimdiye kadarki bazı raporlarda Türkiye’ye “kadın erkek eşitliğini sağlama, “genel ahlak” gibi belirsiz kavramları kullanmaktan kaçınma, kadını öncelikle ailenin ya da bir topluluğun üyesi olarak tanımlamaktan uzaklaşma, kadının insan haklarını, cinsel, üretken ve kişisel haklar da dahil olmak üzere, pekiştirme” çağrısında bulunulduğuna dikkat çeken ETUC, Türkiye’deki bu saldırıyı aynı zamanda tüm insan hakları ve demokratik haklara yönelik daha büyük bir saldırının parçası kabul ettiğini ve gündelik hayatta, sendikacılara, etnik azınlıklara, LGBT aktivistlerine, gazetecilere özetle konuşma cesareti gösteren herkese yönelik bu şiddeti kınadığını da belirtti.

ETUC, Türkiye’deki kadın sendikacılarla dayanışma içerisinde olduğunu ve onların yanında bulunduğunu da bildirdi.

Pin It on Pinterest