“Üretim yapan bir objeyiz sadece”

Ayla Önder    onderayla@gmail.com

Bazen tek bir kadın işçinin fabrika deneyimi bile cinsiyetçi iş ilişkilerini tüm çıplaklığı ile ortaya koyuyor. Erkek ağırlıklı bir işyerine kadın işçi alınmasıyla başlayan tuvalet, giyinme odası sorunlarından mobbinge varan bir süreç. Sendikanın çabalarıyla bazı sorunlar çözümlenmeye başlanıyor. Ama araya pandemi giriyor. Dilan’a kulak veriyoruz.

Bir gün, Şişecam’dan görevlendirilmiş bir ekip, Meslek Yüksek Okulu’ndaki öğrenim gören öğrencilere fabrikanın tanıtımını yapmak için gelir.  Son sınıftaki bazı öğrenciler tanıtımdan sonra burada çalışmaya karar verir. Dilan Yıldırım’ın Şişecam’da işe başlaması da böyle olmuş. İşteki rahatsızlıkları hakkında konuşabileceğimizi söylüyorum. Yıllarca erkeklerle üretim yapan bir fabrika burası. Kadın işçi alımına karar verince iş koşullarında buna göre bir düzenleme, kadınlara yönelik yapılanma planı olmamış.  Balıkesir Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Şişe Cam ve Elyaf Fabrikası’nda çalışan Dilan Yıldırım, kadın işçi olarak yaşanan zorluklara getiriyor sözü.  Geçen yıl yaşanan mobbingten dolayı  yapılan eylemle dikkatleri üzerine çeken bir işyeri burası..

‘Makinelerdeki hataları bizden bildiler’

Fabrikaya girmesi biraz çevresinde soru işareti yaratmış. Altını çizdiğim gibi şimdiye dek sadece erkekler çalışmış Balıkesir Şişecam’da. İşteki rahatsızlıkları hakkında soruyorum. Ataerkilliği oynayan yöneticilerle karşı karşıyalar. İlk işe alınınca soyunma odası ve tuvalet konusunda kadın arkadaşlarıyla problemler yaşamışlar. Pandemi döneminde çok çok küçük bir soyunma odası onları riskle karşı karşıya bırakmış. Bu odada sırt sırta, birbirlerine değerek kıyafet değiştirmişler. Ayrıca vardiyalı çalışma sıkıntıları, iş makinelerinde meydana gelen arızalar da günlük işleyişte sorunlar arasında. “Makineler otomasyon da olsa kimi zaman arıza meydana geliyor. Bu zamana kadar hep erkek işçilerle yapılan bir üretim söz konusu. Anlattıkları işyerindeki patriyarkal üretim ilişkilerini de açığa çıkarıyor esasında. Örneğin kadınlar işe alındıktan sonra hatalar onlara mal edilmiş. “İmalat işçisi olmadığımız, işleme ve kalite bölümünde çalıştığımız halde makinelerde kimi zaman meydana gelen hataları bizden bildiler” diyor Dilan Yıldırım.

Kadının taşıyacağı yükün azami ağırlığı belli

Fabrikada üretim bölümde çalışanlar erkekler. Üretimden çıkan malları paletlere koyarak ilgili bölümlere taşıyanlarsa hem erkek hem kadın. Böyle olunca pek çok işyerinde karşılaşılan bir sorun orada da görülüyor. Malların ağırlığı 18-20 kilo arasında değişiyor. Dilan Yıldırım yüklerin kendi güçlerini aştığını söylüyor. “Her işi yapmak” zorunda oldukları için seslerini çıkaramıyorlar. “Bir günde ağırlığı 18-20 kiloya varabilen malı palete indirmemiz gerekebiliyor. Ve biz bunu yaptığımızda rahatsızlanırsak sorun bizde oluyor!” diyor ve ekliyor  “Bizden erkeklerin gösterdiği performansın aynısını beklemeleri doğru değil. Bedensel olarak onlarla eşit değiliz. 50 kilo bir kadınla 90 kilo bir adamın aynı işi yapması beklenemez. İşyerinde kadının yaptığı işleri incelemek önemli.”

Kadın gücü ile erkek gücünün aynı olması mümkün olmadığına göre burada “orantısız güç” söz konusu.  Kadın işçinin taşıyacağı ortalama yükün ağırlığı İLO’nun 127 sayılı sözleşmesiyle belirlenmiş. Sözleşmeyle kadınların ve genç işçilerin hafif olmayan ağır yüklerin bedenen taşınması işine sınırlandırma getiriliyor. Burada “Kadınlar ve genç işçilerin bedenen taşıdığı yüklerin azamî ağırlığı, erkek işçiler için kabul edilen ağırlıktan bariz bir ölçüde az olmalı” ifadesi yer alıyor.

Her şey iş odaklı

Fabrika işçileri Türk-İş’e bağlı Kristal-İş sendikasında örgütlü… Sendikanın ücret kazanımı ve genel haklarla ilgili bazı sorunlarını çözdüğünü söylüyor. Fakat kadınlara gündelik olarak yaşatılan bu vakalar ve ilerleyen meslek hastalıkları artık adeta kalıcı hale gelmiş!  Sorunlarından genel olarak bahsederken moral olarak da yaşadıkları durumlar olduğunu söylüyor; “Biz kadın işçiler anlayış bekliyoruz. Değer görmek istiyoruz. Karşımızda bizi anlayan insanlar arıyoruz. Zaten hepimiz elimizden geleni yapıyoruz… Bazı durumlarımıza saygı beklemek hakkımız.  Fakat iş odaklı yapılıyor her şey. Can güvenliği geri planda. İnsana verilen bir değer yok maalesef. İçerde sadece üretim yapan bir objeyiz onlar için, robot gibi!”  diyor.

Nereye dokundun!

“Anlayış görmek” vurgusunu sorunca şunları dile getiriyor; “Biz kadınlarda hata arıyorlar genellikle. Makinada teknik arıza olunca ilk muhatap olarak bizi görüyorlar. Makine mi bozuldu hemen şef ‘nereye dokundun?’ diye soruyor.  Teknik arızada oluşan hasarları bize mal ediyorlar ve ‘iş kazası’ raporu tutuyorlar. Arıza giderildikten sonra da tamir sırasında boş geçen zamanı bize mal ediyorlar. İşi yetiştirmek için ekstra bir efor sarf etmemiz gerekiyor. ‘Nereye dokundun’ tarzında bir yaklaşım çok sıkıntılı bana göre.”

Anlattıklarıyla, işyerinde başka sorunlarla da karşı karşıya kaldıkları ortaya çıkıyor. Örneğin ihtiyaç sırasında işi bırakıp tuvalete gitmek… Büyük bir fabrika olduğu için sıkıntı yaşıyorlar. Tuvaletin bulunduğu yer uzak. 3-4 dakika yol yürümek zorundalar oraya ulaşmak için. Kışın daha da zor çünkü fabrika çok soğuk. Kendi bölümünden çıkıp tuvalete gitmenin zulüm gibi olduğunu söylüyor.

‘Verimsiz otomasyon ekstra iş yükü getiriyor’

Kristal-iş Sendikası Balıkesir Şube Başkanı Tangüder Tatar, Balıkesir Şişecam Elyaf Sanayi’nde 40 kadın için iş imkanı sağlandığını fakat bunun için fiziki olarak yapılan hazırlıklarda eksikler olduğunu vurguluyor. “Kristal-İş Sendikası olarak tüm çalışanların eşit şartlarda çalışma hayatına adapte olmasını ilke edindik” görüşünü paylaşan Başkan şöyle devam ediyor; “Fabrikamızda kadınlar bazı problemlerle karşı karşıyalar. İşletmelerde altyapısız ve plansız hareket etmekten kaynaklı sorunları sendika olarak her platformda dile getirerek çözüm yolları arıyoruz.”
Yine işletmede işi kolaylaştırmak için yapılan otomasyonun verimsiz çalışması da ciddi bir sorun. Bunun erkek personelde olduğu gibi kadın çalışanda da ekstra iş yükü getirdiğini belirtiyor. Verimsiz otomasyon sisteminde iş kazası riskleri bazında da artışlar sağlandığına dikkat çekiyor. Meslek hastalıkları ise ilerlemiş;  “Beden gücüne dayalı işimizde, sıklıkla bel fıtığı, boyun fıtığı, eklem ağrıları ve kimyasala dayalı alerjik rahatsızlıklar artık sıradan bir hal aldı” açıklaması ise meslek hastalıklarındaki boyutu ortaya koyuyor!
Kadın işçiler için yetersiz soyunma odası ihtiyacının bir yıl sonra yerine getirildiğine dikkat çekiyor. İşletmedeki tuvalet yetersizliğine dair hala bir çözüm söz konusu değil.  “Sıkıntıları pandemi sürecinde yaşamış olmak da ayrıca düşünülmeli” diyor Şube Başkanı Tangüder Tatar.

Pin It on Pinterest