Avgan’ın özgür ruhlu kadını Gülter

Ayla Önder       onderayla@gmail.com

Hep kazanmaya dair bir özelliği var. Önü kesilse de girişimde bulunmaktan çekinmiyor. Uşak Avganlı tütün üreticisi Gülter Arslan, 5 yıl önce muhtarlık seçimlerine katılmış. Köy şaşkın, herkes ayağa kalkmış. Çünkü şimdiye kadar hiç kadın muhtar adayı olmamış beldede.

Tütünün yetiştirilmesinden işlenmesine kadar hem karmaşık ve hem de emek yoğun bir süreç yaşanıyor.  Anadolu’da bazı ilçeler bu tarımla geçiniyor. Toprağın, iklimin, nemin uygunluğu ile yüzlerce yıllık tütün yetiştirme geleneğinin devamını sağlayan birçok köy mevcut. Örneğin Uşak’ın Ulubey ilçesine bağlı Avgan kasabasında tütün, tarlaların baş ürünü. Burada hemen herkesin işi tütün. Üretim ve hasat kadınlar tarafından gerçekleştiriliyor. Her gün sulanıp özenle bakımı yapıldıktan sonra yapraklar ortaya çıkıyor.

Tütün üreticisi Gülter Arslan, aynı zamanda işçilik de yapıyor. Tütünün her aşamasının çok özen gerektirdiğini anlatıyor.

İşi tarlada, gönlü okulda, kitapta

Şubatta başladıkları tütün işinin ekim ayı sonuna kadar sürdüğü bilgisini paylaşıyor Gülter. Anlattıklarından tütünün her aşamasının ne kadar zahmetli olduğunu anlıyoruz: “Şubat ayında tarlaları kazıp hazırlıyoruz. Sonra tohumları ekiyoruz. Tohumlar fide haline gelince söküp bu kez kalıcı olarak dikimini yapıyoruz. Gübreleme ve çapa işlemleri de bizden geçiyor. Geçimimizi bu işlerden sağlıyoruz.”

Tütün üreticisi ve işçisi kadınlar gün doğar doğmaz tarlalara gidiyor. Yaptıkları işi “tütün kırmak” olarak adlandırıyorlar. Kırdıkları tütünlerin kuruması çok önemli. Onları çubuklara asarak veya özel yöntemlerle kurumaya bırakıyorlar.

Hukukçu olmak için sınava girdi

Yaklaşık 50 yıldır tütün işiyle uğraşan Gülter, bölgede her evin tütün ektiğini ama tütünü satma konusunda kimsenin kendi başına hareket edemediğini söylüyor. Dediğine göre, Avganlı tütüncü kadınlar sadece sözleşme yaptıkları şirketlere satabiliyor ürünü. O tek şirket de düşük ücret veriyor. “Çok komik ücretler” diyor Gülten; “Kilosuna sadece 20 TL’ye veriyorlar.”

Gülter o kadar güzel konuşuyor ki… Merak edip sorunca bilgi veriyor. Eğitimi Lise. Üniversite sınavına da girmiş. Amacı hukukçu olmak! Yazmış tercihlerine ama kazanamamış. Üniversiteyi çok diline dolayınca “Okuyup da kâtip mi olacaksın” diye alay etmişler. Annesi de okumak için imkânların yetersizliğinden söz edince vazgeçmiş. Sonra memur olmayı kafasına koymuş. Onun da sınavında başarılı olmuş. Tapu Kadastro’da memur olarak göreve başlayabileceğine dair eve kâğıt gelmiş. Ama maalesef orada kalmış her şey. Memur olma hayali de elinden alınmış.

.

‘Hâlâ içimde büyük yara!’

Köydeki geleneksel irade, kadınların ev dışında ücretli çalışmasından yana değil. Bunu engellemenin farklı yolları var. Bunlardan biri kadınların “başını bağlamak.” Aniden bir “isteme” ve evlilik gündeme geliyor Gülter’in hayatında. Orada ağır bir laf duyuyoruz; “Kazanıp da gidememek, Tapu’da çalışmamak hâlâ içimde büyük yaradır! Benim içimde küçük de olsa bir umut vardı; fakat birçok nedenden dolayı olmadı.”

Köy yerinde kızların evlenmemesi hararetli dedikodulara yol açar genellikle. Avgan’da gizli gizli kadınların konuştuğu konu bu. Kızın bir an önce “baş göz edilmesi.” Öyle de oluyor. Nişan, evlilik derken yeni bir hayatı oluyor Gülter’in. Bu hayatta tarlaları ekip biçmek var. Tütün kırmak var. Eksperlere “en iyi tütünü” beğendirmek için çabalamak var.

Köyde ilk kez bir kadın aday oldu

Hep kazanmaya dair bir yapısı var. 5 yıl önce de muhtarlığa adaylığını koymuş. Köy şaşkın, herkes ayağa kalkmış. Çünkü adaylar içinde tek kadın o. Şimdiye kadar hiç kadın aday olmamış beldede. Her yeri dolaşıp propaganda yapmış.

Peki sonuç? “Yüzüme, ‘Sana oy veririz’ diyenler oldu ama sonuç farklıydı” diyor Gülter; “Oysa çok projem vardı, komünist başkan gibi! Nohut, fasulye gibi organik hububat ekecektim. Köyde gençlere de iş kapısı doğacaktı. Organik ürünleri satışa sunup köye gelir sağlayacaktım. Ama şimdiki gençlik internet gençliği.  Oralardan da propaganda yapıp diğer erkek adayları desteklediler.”

Kadın çalışıyor, erkek emekli oluyor!

Tam bu aylarda tütün kırması yapıyorlar. Kurutmadan önce tek tek elle diziyorlarmış. Gülter, şubatta başladıkları tütün mesaisinin çok uzun sürdüğünü anlatıyor.

Fidelerin çapasını yapmak çok zor. Daha sonra bitkinin başlarında açılan çiçekler toplanıyor. Sonraki aşama demet haline getirilen yaprakların sararması için bekletilmesi… Ardından tek tek asıp kurutuyorlar. Ancak bu sayede geçimlerini sağlayan Avganlılar, eskiden imece usulü çalışma yapıyormuş ama şimdi yok. Tütün çiftçisi Gülter, Avgan’da o geleneğin artık kalmadığını belirtiyor.

Bu arada, tütün tarımı için bütün zahmeti çeken kadınlar olduğu halde ‘çiftçi sigortası’ndan emekli olanlar kocalar! Sabah 5’te kalkıp tarlaya giden, asıl emeği harcayan kadının çiftçilikten emekli olamamasına çok öfkeleniyor Gülter!

.

Ayakkabı kutusundaki tütün

Sıra dışı mecralarda sesini yükselten Gülter’in ilginç bir protestosu da var. 6 yıl önce bir ayakkabı kutusuyla Meclis’e gitti! Bu yolla tütün fiyatlarını protesto etti. Üyesi olduğu partinin grup başkanına, ‘Bunda dolar yok, tütün var” diyerek kutuyu verdi. Koskoca bankanın genel müdürünün evinde ayakkabı kutusundan milyonlarca doların çıkmasına dayanamamıştı. Fakat diğer amacı da tütün fiyatlarını protesto etmekti. “Sayın Genel Başkanım, bu kutu içinde size dolar veremiyoruz; ancak bu tütünü verebiliyoruz”  dedi!

Pin It on Pinterest