Peki, genç kadınlar da mutlu mu?

Zuhal Esra Bilir          zuhalesra@gmail.com

Neoliberal ve cinsiyetçi ekonomik politikalar; genç kadınları ucuz ve güvencesiz emek haline getirdiği için sermaye ile patriarkanın işbirliği bakımından oldukça işlevsel. Genç kadınların gerçekten mutlu olabilmesinin yolu ise özgürlük, eşitlik, güvenlik ve saygınlık koşulları altında verimli çalıştıkları, yeterli ücret ve sosyal korunmanın sağlandığı işlerde istihdam ediliyor olmalarından geçiyor

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) geçen ay yayımladığı Gençlik Araştırması sonuçlarına göre,  toplam nüfusun yüzde 15,4’ünü 15-24 yaş grubundaki gençler oluşturuyor.[1] Bu oranla tüm AB ülkelerinden daha yüksek oranda genç nüfusa sahip Türkiye’de, bu genç nüfusun yüzde 48,7’si kadınlardan oluşuyor.

Araştırmanın belki de en ilgi çekici sonucu, 2020 yılında 18-24 yaş grubundaki genç nüfus içinde kendini mutlu olarak beyan edenlerin oranının, genç erkeklerde yüzde 41,4, genç kadınlarda ise yüzde 53,2 olması. Biz de Kadınİşçi olarak bu yazıda, genç kadınlar için mutluluğun mümkünlüğünü TÜİK’in kadın işgücüne dair temel göstergeleri üzerinden ele almaya çalışacağız.

Araştırmada, mutluluk kaynağı olan değerler ‘sağlık, sevgi, başarı, para, iş ve diğer’ olarak sıralanıyor. Buna göre genç kadınlar, genç erkeklere oranla ‘sağlık ve sevgiyi’ daha çok mutluluk kaynağı olarak görüyor. ‘Başarı, iş ve parayı’ mutluluk kaynağı olarak görmede ise kadınların oranı, erkeklerin yarısı kadar.[2] Peki, nasıl oluyor da yükseköğretime katılımda yüzde 46,3 ile erkeklerin önünde olan genç kadınlar, başarı ve iş gibi değerleri mutlu olmanın kaynağı olarak göremiyor?

İşgücüne katılma: Genç erkeklerde işgücüne katılma oranı 2020 yılında yüzde 50,1 olurken genç kadınlarda bu oran 2019 yılında yüzde 32,6, 2020 yılında ise yüzde 27,5. İşgücüne katılmama nedenlerine bakıldığında, genç kadınların yüzde 22’si, ev işleri ile meşgul olduğu için işgücüne katılmadığını belirtmiş. Genç kadınlarda evli olanların oranı erkeklerin 4 katı. TÜİK’in yine mayıs ayında yayımlanan doğum istatistiklerine göre, Türkiye’de 15-19 yaş arasındaki doğum hızı AB ülkeleri ortalamasının yaklaşık iki katı. Evlilik ile çocuk sahibi olmanın kadınların işgücüne katılmalarının önündeki en büyük engellerden olduğu göz önünde tutulduğunda, bu oranların birbiriyle ilişkisini daha iyi anlamak mümkün.

İşsizlik: Genç erkeklerde işsizlik oranı 2020 yılında yüzde 22,6 olurken genç kadınlarda bu oran yüzde 30,3 oldu. İstihdam artışı sağlamayan ekonomik büyüme politikaları, genç kadınların işsizlik problemine çözüm olmuyor. İşgücü piyasalarındaki cinsiyetçi ayrım, söz konusu genç kadınlar olunca daha da derinleşiyor.

Genç erkeklerde ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı 2020 yılında yüzde 21,2 olurken genç kadınlarda bu oran yüzde 35,7 oldu. Özellikle 20-24 yaş arasında yükseköğretime ve/veya istihdama dâhil olamayan kadınlar için ev-kadınlaştırıldıkları bir yaşam evresi başlıyor.

İstihdam Durumu: İstihdam edilen genç kadınların yüzde 23,9’unun tarım, yüzde 18,5’inin sanayi, yüzde 57,6’sının ise hizmet sektöründe yer aldığı görülüyor. Genç kadınların istihdamdaki durumlarına bakıldığında; istihdamdaki kadınların yüzde 77’si ücretli, maaşlı veya yevmiyeli olarak, yüzde 2’si kendi hesabına veya işveren olarak, yüzde 21’i ise ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor.

15-24 yaş arasında istihdama katılan kadınların yüzde 36’si kayıt dışı. Yarı zamanlı çalışan genç kadınların oranı ise yüzde 22. Çalışma çağındaki 32 milyon kadının sadece 5,1 milyonu, kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda yer alıyor. Yani her 100 kadından sadece 16’si, kayıtlı ve tam zamanlı istihdama katılabiliyor. (DİSK-AR, 2021, İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporu)

Pandeminin Etkileri:  Pandemi dönemine ilişkin tüm çalışmalar, kadın işgücünün erkeklere göre Covid-19’dan daha olumsuz etkilendiğini gösteriyor. Bu dönemde artan ev işleri, bakım için harcanan emeğe olan ihtiyaç ve bu emeğin ev içinde görünmez bir şekilde karşılanıyor olması, daha fazla sayıda kadının istihdamdan ayrılmasına neden oldu. Benzer şekilde, işveren tarafında yaşanan zorluklar neticesinde daha fazla kadın işsiz kaldı.

Kasım 2019’da kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 33,9 iken Kasım 2020’de bu oran yüzde 30,6’ya düştü. Kasım 2019’da yüzde 28,3 olan kadınların istihdam oranı da 2,3 puan gerileyerek, Kasım 2020’de yüzde 26’ya geriledi. DİSK Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) geniş tanımlı işsizlik hesaplamasında ise kadınlarda işsizlik oranının yüzde 37,7 düzeyine yükseldiği görülüyor. Bunun da ötesinde, ümitsiz kadın işsizlerin oranı yüzde 171 artmış durumda. (DİSK-AR, 2021, İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporu)

Kadınlar daha güvencesiz

1970’li yıllardan itibaren değişen üretim şekilleri, istihdamın eğretileşmesi ve bu eğretileşmeye bağlı olarak da işgücünün feminizasyonu sonuçlarını yarattı. Türkiye’de istihdama dair yukarıdaki veriler gösteriyor ki işsizlik, istihdamda güvencesizlik, yoksulluk ve çalışan yoksulluğu, genç kadınlar için daha büyük tehdit oluşturuyor.

Gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ekonomilerde; atipik istihdam biçimlerinde, kayıt dışı çalışmada ve eğretileşen koşulların çoğunlukla görüldüğü ve sendikal korumanın zayıf olduğu sektörlerde, özellikle düşük eğitimli ve hizmet sektörünün belirli alt gruplarında çalışan genç kadın istihdamı arttı. Geleneksel işbölümünün etkisiyle genç kadınlar çoğunlukla ev içinde, enformel veya standart olmayan işlerde çalışıyor.

Kadınlar, ev işleri ve bakım işlerini sürdürmeye devam ederek çalışmak zorunda kaldıklarından daha esnek ve eğretileşmiş koşullarda, erkeklerden daha düşük ücretler alarak çalışmaya ya da işsiz kalmaya razı olmak zorunda bırakılıyor. Yapılan araştırmalar, tüm dünyada genç kadınların güvencesiz işlerde daha çok çalıştığını, eğretileşmenin sonuçlarından daha çok etkilendiğini ve daha çok işsizlik yaşadıklarını gösteriyor.

Gerçek mutluluğun yolu

Neoliberal ve cinsiyetçi ekonomik politikalar;

  • genç kadınları çoğunlukla işgücünden uzak tutarak,
  • işsiz bırakarak,
  • yaygınlaşan esnek, eğreti, enformel istihdam şekillerinde istihdam ederek,
  • genç kadınlara ekonomik güçlenme sağlamayarak,

onları ucuz ve güvencesiz emek haline getirdiği için sermaye ile patriarkanın işbirliği bakımından oldukça işlevseldir.

Genç kadınların gerçekten mutlu olabilmesinin yolu; özgürlük, eşitlik, güvenlik ve saygınlık koşulları altında verimli çalıştıkları, yeterli ücret ve sosyal korunmanın sağlandığı ve bu koşulların korunduğu işlerde istihdam ediliyor olmalarından geçiyor.

[1] Yazı boyunca genç kavramı 15-24 yas arasındaki bireyler için kullanılacaktır.

[2] https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Istatistiklerle-Genclik-2020-37242&dil=1

Pin It on Pinterest