Adin Oto’da sendikalı kadın işçiye Cadı Avı!

Ayla Önder   onderayla@gmail.com

Adin Oto’da patronun belirlediği kuralların dışına çıkan kadın işçiler beş aydır eziyet altında.  Gönen’deki fabrikada, işveren temsilcileri sorgulama yapıyor. Sendikaya üye olan bir kadının sanal paylaşımının ardından arkadaşları “beğen” tuşuna basmışsa vahim! Sendikalıyla muhatap olmak yasaklanmış. Sokakta bir karşılaşma olmuşsa selam da yasak. 

Adin Oto çalışanlarının sendikalı olma girişimlerine dair yaşananlardan haberdar olan herkesin düşüncesi eminim ki aynı olacaktır. Patronun sendikaya karşı çıkmasının daha da ötesinde büyük bir sendika fobisi var… Adin Oto, Balıkesir’de kurulu bir fabrika. İşçi sayısı 2 bin dolayında ve büyük çoğunluğu kadın. Otomobil koltuğu kılıfları üretilen işyerinde bir süre önce sendikalı olma fikri yayıldı ve tartışıldı. Bandırma Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Adin Oto’da olumsuz iş şartlarında büyük mağduriyet yaşayan işçiler, Hak-İş’e bağlı Özçelik iş sendikası çatısı altında haklarını aramak istediler. Örgütlenmede başı kadın işçiler çekti.

Konuşma konularını onlar belirliyor!

Adin Oto’da işçileri yıldırmak için görev yerini değiştirme, sendikalı işçiye daha zor iş verme ve işçiyi farklı işler yapmaya zorlama, işyerinde kendi aralarında konuşmalarını yasaklama gibi birçok baskı yapıldı.  Vardiya Amiri Zeynep Karakurt, Sivaslı, 46 yaşında. Adin Oto ilk işyeri. “Daha önce evdeydim, ama çocuklar büyüdükçe ihtiyaçları da arttı işe girmek zorunda kaldım”  diyor. 2 bin kişilik fabrikada sendikalı olan ilk işçi O. Adin’de birçok kadının sendikalı olmasından işveren O’nu sorumlu tutuyor. Zeynep şu an çalışmıyor. “Performans düşüklüğü” nedeniyle ücretsiz izne çıkarıldı. Ama tabii asıl sebep başka. “Suçu” malum. Yemek arasında, çay paydosunda, her yerde sendikaya dair konuşmanın yasaklandığını söylüyor Zeynep. İşten atılanların da patron tarafından zapturapt altına alındığını öğreniyoruz kendisinden. Fabrikaya 6 yıl önce girdiğinde, sadece 40 kişinin işe alındığını anlatıyor. “40 kişi girdik. Binada inşaat yeni bitmişti. İçme suyu bile yoktu.  İnşaat temizliğini bile bize yaptırdılar. Oto koltuğu kılıfları dikmeyi öğrendik Halk Eğitim’de, Adin’e gelip pratik yaptık, sonra kadroya geçtik.”

E-devlet eziyeti

.

Sendikaya üyeliğini e-devlet şifrelerini almak suretiyle belgeliyorlar. İstifa etmeleri yolunda yaygın bir biçimde baskı oluşturuyorlar. Her gün işveren vekili müdür, Zeynep’i fabrikada bir izbe odaya çekerek “Ver bakalım e-devlet şifreni diyor! Şunları anlatıyor; “Bazen günde 9 defa müdürün hesap sorma mekânı olan o odaya çekildim. Amacı acaba üye oldum mu, onu öğrenmekti. Bu kadar baskı olunca üyelikten çıkıp yeniden kayıt olduğum zamanlar oldu. Sadece bana değil bütün işçi arkadaşlara aynı şeyi yaptılar. Özçelik-İş Sendikası örgütlenme uzmanı Adem Ünlü’yü bir arkadaşın eşi sosyal medyada eklemiş. Hemen yine o sorgu odasına almışlar arkadaşı. O da ‘Yok beğenmedi, yalan’ demiş. Hemen Facebook’un çıkış sayfasını önüne koymuşlar. ‘Yalan söyleme, elimizde belge var’ demiş müdür! Sosyal medyadan herkesi her saniye takip ediyorlar! Başka inanılmaz olaylar da oldu burada. Okuma yazma bilmeyen Ayşe arkadaşımız bundan dolayı kendisine bir e-devlet şifresi oluşturamamış haliyle. O’na da çok baskı gösterdiler ve ısrarla “E-devlet şifreni ver” dediler. Kızcağız nereden bilsin sayfayı, şifreyi ama inanmadılar kendisine.”

‘Performans düşüklüğü’ bahanesiyle atıldı

İşçi Sinem Çakıcı ile görüşüyoruz bu kez. O da İş Yasası’nın 17. Maddesi’den, “Performans düşüklüğü” nedeniyle işten atılanlardan. Hayatında işçi olarak ilk kez çalıştığını belirtiyor. Daha önce satış danışmanlığı ve büro elemanı olarak farklı iki işe girmiş. “Kızım üniversitede. O’na maddi imkan sağlamak benim tek çalışma amacım” diyor. Kendisi de geç de olsa üniversite’ye girmiş. Sağlık Kurumları İşletmeciliği’nde okuyor dışardan. “Çok güzel bir ailede büyüdüm.. Annem Bandırma SSK’da çalışıyordu. Babam da aynı kurumda ameliyathanede işçiydi. Tanışıp evlenmişler. Ailem bana her zaman hakkımı aramayı öğretti. 14 saat mesaide çalışıp karşılığını alamamak ve yaşadığımız insanlıktan uzak baskılar beni çok rahatsız etti. Sendikayı seçmek zorunda kaldım. Sendikanın aynı zamanda işverenin böyle garip baskılarının dizginlenmesinin de bir aracı olduğunu, çalışanların sigortası olduğunu da düşünüyorum. Biz çalışanlar yönetim karşısında örgütlü olunca o da ne yapacağını şaşırdı, zorbalığa başladı.”

Yeni doğan bebeğin Mevlidine gitmeyi bile yasakladılar!

Fabrikada kadın emekçilerin yaşadığı tuhaflıklardan biri de “Mevlit Vakası”. Trajikomik bir yaşanmışlık aslında. Sendikaya üye olduğu için ücretsiz izine çıkarılan işçilerden biri olan Sinem Yakut’un başına gelmiş. Yakut, bir çocuk annesi. “Sürgün” olarak nitelenen bu ücretli izin döneminde Sinem Yakut 2. bir hamilelik yaşıyor. Bir süre sonra doğumu da gerçekleşiyor. Geleneksel olarak o yörede bebek doğumlarından sonra mevlit yapılıyor. Sinem de bu günü telefon ve mesajla duyurup, arkadaşlarını mevlide çağırıyor. Bu olayın haberini alan Adin atölye amiri kendisine mesaj yollanan üç işçiyi de çağırıyor. “O’nun evine gidildiği anda hemen işten çıkışınız verilir” uyarısını yapıyor. Bu söylediği her yerde yayılıyor. Ve minik bir bebek için yapılacak dua etkinliğine hiç bir fabrika çalışanı korkudan gidemiyor! Hatırlatalım; Sinem Yakut’un işten atılma (Daha doğrusu ücretsiz izne çıkarılma) nedeni, genç kadının Öz Çelik-İş sendikası Örgütlenme uzmanının Facebook’taki sayfasında “beğen” tuşuna basmasıydı.

‘Eşin neden bunu beğendi?’

Zeliha Tanman ise Adin Oto’da sendikaya üye olan başka bir işçi. Eşine de üye olduğunu anlatıyor.  Hatta sosyal medyayı açıp, “Bak işte beni bu sendikacı üye yaptı” diyor. Sosyal medyada gösterdiği sayfa Özçelik-İş örgütlenme uzmanına ait. Eşi Erdinç Tanman’ın o an ilk yaptığı şey sendikacının sosyal medya sayfasını beğenmek oluyor. Ertesi gün işe giden Zeliha’ya hemen yönetimden haber geliyor; “Zeliha Hanım sizi Mahir Bey çağırıyor!” diyorlar. Sosyal medya, hayatımızın tam ortasında fakat Adin Oto’da işçiler tarafından sosyal medyada beğenilen,  paylaşılan ne varsa ağır bir faturaya neden olabiliyor. Genç kadına odaya çağıran yönetici şöyle diyor; “Eşiniz bu sayfayı beğenmiş. Acaba siz Öz Çelik-İş’e üye misiniz?” Genç kadın, “hayır” diye yanıt veriyor. Amir inanmıyor, “yalan söyleme” diye bağırıyor. “O zaman ispatla e-devlet şifreni ver” diyor bu kez. Tam bir zorbalık hakim oluyor sorgu odasına. Sonuç olarak Zeliha gözü yaşlı şekilde odadan çıktığı zaman Mahir Bey artık genç kadının üyeliğini öğrenmiştir! İşverenin itibarını zedeleyici bir şey paylaşmamışsa patron buna karışamaz ki! Adin Oto’da bunlar ve daha fazlası oluyor; İşçileri yıldırmak için işçinin görev yerini değiştirme, sendikalı işçiye daha zor iş verme ve işçiyi mesleki bilgi ve yeterliliği dışındaki işleri yapmaya zorlama. İşçilerin aralarında konuşmalarını yasaklama gibi birçok baskı yapılıyor.

Engelliye yönelik en büyük eziyet

Aslında Zeliha’nın üstüne bu kadar gitmelerinin nedeni sosyal medyaya sürekli yemek, pasta videolarının olduğu bir sayfaya sahip olması. Elbette pasta tarifi yaptığı sürece sakınca yok ama genç kadın bir gün, fabrikada yaşanan ne kadar baskı zorbalık varsa bunları anlattığı bir video yayınlıyor gözyaşları içinde. İşveren bundan çok rahatsız oluyor (https://youtu.be/-EkfmtuX0Nw) Sorgu odasında yaşadığı eziyetlerden hemen sonra ceza olarak ücretsiz izin dönemi başlatılıyor. Arkasından da aynı fabrikada çalışan engelli kardeş markaja alınıyor. Kardeş Serap engelli oluşunun dışında çok yüksek tansiyona sahip. O’nu fabrika içinden alıp bahçe temizlemeye gönderiyorlar. Güneşin altında tansiyonu 20’lere çıkan Serap fenalaşarak, o gün hastaneye kaldırılıyor. Bununla da kalmıyorlar. Mahir bey Serap’a “Sana artık engelli tuvaleti yasak” diyor. Normal tuvalete girmesi imkânsız olan işçi altına kaçırarak büyük bir utanma ve eziyet yaşıyor! Anlatılanlar arasında en aşağılayıcı davranış olarak bu vaka tarihe geçti!

Bu çok çok kötü bir örnek maalesef. Ne yazık ki çözümü de tek: Örgütlenme. Çalışanlar, işyerlerinde kötü çalışma koşullarına karşı anayasal haklarını kullanarak örgütlenebilirler. Emekçileri sendikadan istifa etmeleri için baskı ve tacize maruz bırakmak, e-devlet şifrelerini zorla istemek, iftira atmak ve hakaret etmek suçtur.

Pin It on Pinterest