Kadın kadının yurdudur!

Ferhan Petek    ferhan.petek@gmail.com

Erkeklerin “kendilerine ait” gördükleri bir alanda hem mesleğini icra etmeye hem de hemcinslerinin ve meslektaşlarının haklarının peşinde koşmaya devam eden bir kadın o… Veteriner Hekim Melike Baysal ile mesleğini ve bu mesleği bir kadın olarak yapmanın zorluklarını konuştuk.

1975 Milas doğumlu bir Veteriner Hekim Melike Baysal. 1997’de Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun olduğundan bu yana etkin olarak çalışmayı sürdürmüş. Bugün yalnızca küçük hayvan veteriner hekimliğini serbest olarak icra etmekle kalmıyor, önceki dönemlerde üç yıl boyunca genel sekreterlik görevini üstlendiği Bursa Veteriner Hekimler Odası’nda yönetim kurulu üyesi olarak da çalışmaya devam ediyor. 2000 yılından bu yana kendi muayenehanesi var. Fakülteden bir meslektaşıyla ortak olarak çalıştığı muayenehanesinde bilinçli olarak tercihlerini ağırlıklı olarak kadın çalışanlardan yana yapmışlar. Baysal, hem mesleğinde hem de Veteriner Hekimler Odası’nda çevre, kadın, hayvan ve çocuk haklarında yoğunlaşmış. Ürettiği ve sonuç aldığı süreçlerde bulunmayı tercih ediyor. Bu durumu da şöyle özetliyor: “Çalıştığım alan doğal olarak süresiz, koşulsuz, daimi bir sosyal sorumluluk projesi gibi. Hayatımın her gününde sahipsiz hayvanlar var. Bu ülkenin en büyük ve bir türlü çözüm üretilmeyen sorunlarından biri. Ben de hem meslek odası yöneticiliğimin hem de muayenehanedeki çalışmalarımın bir kısmını bu konuya ayırıyorum.”

Kadından emir alıyor olmak erkekler için büyük sorun!

“Erkek mesleği” zannedilen mesleği hakkında da şunları söylüyor: Veteriner hekimlik; çalışma alanları, koşulları ve erkek veteriner hekim sayısının fazla olması nedeniyle çok çok uzun yıllar “erkek mesleği’’ olarak değerlendirilmiş. Son yıllarda epeyce kabuk değiştirdi ama yine de kadın için oldukça ağır koşulları var. Bir kere her şeyden önce sağlık gereksinimi zamandan ve mekandan bağımsızdır ve her sağlık çalışanı için, çalışma saati kavramı olmaması en büyük sorundur. Benim mesleğim de bir sağlık mesleği ve hayvanların da hem canlı olarak hem de insan sağlığına olan etkileri nedeniyle sağlık hizmeti almaları ile ilgili zaman sınırlaması yok. En çok bu yoruyor bizleri. Hafta sonu, gece ya da sabah çok erken hastamız olabiliyor.”

Baysal; mesleğindeki problemleri şöyle özetliyor: “Muayenehanelerimizde güvenlik problemimiz var. Özellikle gece acil hasta olduğunda kadın olmak, bir güvenlik sorunu haline gelebiliyor. Veteriner hekimlerin Sağlıkta Şiddet Yasasının dışında tutulması, genel olarak bizler için büyük sorun. Zira tedaviyi beğenmeyen, hastanın hayatını kaybetmesi durumunda veteriner hekimi suçlayan, ödemelerle ilgili sorun çıkaran hastalarımızın sahipleri/yakınları tıpkı insan hekimliğinde olduğu gibi veteriner hekimlikte de şiddete başvurabiliyorlar. Büyük hayvan alanında çalışan meslektaşlarımızın da aynı şekilde kırsalda güvenlik problemleri var, bu alanda çalışan kadın meslektaşlarımızın sayısı da oldukça fazla.”

Silahla tehdit edilen kadın meslektaşlarımız var!

Uzun ve belirsiz çalışma saatlerinin, özel hayatı etkilediğinin altını çizen Baysal  “Çocuğu olan klinisyen veteriner hekimler, hem işi hem çocuk bakımını birlikte götürdükleri için zorlanıyor, çok yıpranıyorlar. Eğer hayatı paylaşan bir eşi yoksa, yaşadığı psikolojik baskının etkileri yıkıcı oluyor. Veteriner hekimlik, diğer sağlık sınıfı mesleklerde olduğu gibi aynı zamanda bir kamu hizmetidir ve süreklilik arz eder kanuni olarak. Bu sorumluluk da tüm saydığım nedenlerle birlikte, çalışma hayatımızda oldukça fazla baskı yaratıyor.” diyor. “Veteriner hekimliğin birçok çalışma alanı var. Bunlardan biri de gıda alanı. Gıda değeri olan hayvanların insan sağlığına olumsuz etkisi olmaması için, et, süt, yumurta gibi hayvansal gıdaların kesim sonrası sofraya gelene kadar tüm sorumluluğu veteriner hekimlerdedir. Hayvansal gıda ile ilgili çalışma alanları da ya mezbahalar ya da büyük marketlerin gıda reyonlarıdır ve buralar tamamen erkeklerin egemenliğindedir. Zaten ilk olarak alaylı-eğitimli çatışması ile başlayan süreç, eğitimlinin kadın olması ile daha da derin bir çatışma halini alıyor. Kadının sorumlu olmasından rahatsız olmak, kadının yöneticiliğini kabul etmemek, ‘kadından emir alıyor olmaktan rahatsız olmak’ gibi konuların yanı sıra, mesleğin gereğinin yapıldığı yani halk sağlığından yana karar verilmesi gereken durumlarda da kadın meslektaşlarımızın karşısına tehdit olarak çıkıyor. Hayvanın ya da hayvansal ürünün ‘sağlıksız’ olduğuna karar veren her veteriner hekim aslında tehdide maruz kalabiliyor ancak eğer hekim kadınsa, eşit olmayan fiziksel güç nedeniyle şiddetin boyutu artabiliyor. Bu nedenle birçok kadın veteriner hekim, söz konusu yerlerde çok uzun süre çalışamıyor. Örneğin, bir kadın meslektaşımız tüketime sunulacak hayvansal gıdanın miktarı oldukça fazla olmasına rağmen sağlıksız olduğuna dair rapor verdiği için silahla tehdit edildi. Bir başka kadın meslektaşımızın benzeri bir işletmedeki bilgisayarının izinsiz kullanıldığını, cinsel içerikli videolar indirilerek mobbinge/tacize uğradığını biliyoruz.”

Toplumun hayvana bakışıyla ilgili olarak ya da gıda değeri olan hayvanlara müdahale eden bir meslek olduğu için de erkek mesleği zannedildiğini ve Türk toplumunda çok fazla bilinmediğini belirtiyor. Bunu söylerken eleştiri yapmaktan da çekinmiyor: “Son yıllarda, hayvanların bizim ülkemizde de ‘canlı’ olarak kabul edilmesi kadın veteriner hekim sayısının artması, devletin sahip çıkmadığı sahipsiz hayvanlara hayvan severlerin ve veteriner hekimlerin sahip çıkması ile oluşan bağ, COVİD 19’un bir ‘zoonoz’ olması nedeniyle oluşan toplumsal bilinç sayesinde veteriner hekimlik toplumda biraz daha görünür oldu. Öyle sanıyorum ki bundan sonra veteriner hekimlik konusunda bizler de daha fazla konuşacak, çözüm üretmek için daha çok çalışacak, bu konuda toplumsal bilincin daha da artmasını sağlayacağız. Toplumun her alanında kadınların yaşadığı zorluklar veteriner hekimlikte de artıyor. Kadın veteriner hekimler, çalıştığı muayenehanede,  hastanede, mezbahada, gıda işletmesinde, kırsalda bir ahırda bir hayvanın doğum sancılarına müdahale edip sağlıklı bir yavrunun doğmasını sağladığında, ağırlığının onlarca katı bir atın tedavi almasını sağladığında, kamuda denetimlerde, akademide yükselme beklediğinde hem mesleğin doğasından kaynaklanan sorunlarla hem de erkek egemen bir mesleğin içinde olmaktan kaynaklanan sorunlarla boğuşuyor.”

Birbirimize sahip çıkacağız!

Mesleğinde en çok karşılaşılan sorunları da şöyle anlatıyor: “Mobbinge uğramak, şiddete maruz kalmak, hatta tacizle karşılaşmak, hak ettiği ücreti alamamak, izni kullanamamak,  hak ettiği yükselmeyi alamamak, yönetici olduğu konumlarda erkek bir yöneticiyle daha çok mücadele etmek zorunda kalmak, hatta yönetici olmaması için özel çaba gösterilmesi çok sık karşılaştığımız sorunlar”

Dünya Veteriner Hekimler Günü nedeniyle Türkiye’de Kadın Veteriner Hekim Olmak konulu çevrimiçi etkinliklerinden hareketle bir de rapor hazırlamışlar. Bunu yakın zamanda meslektaşlarıyla paylaşacaklarını söyledikten sonra şöyle devam ediyor. “Bu etkinlikten bir veri paylaşmak isterim.  Bu, YÖK Atlas’tan alınan bir araştırma sonucudur. Türkiye’de 2020 yılında 2613 veteriner fakültesi öğrencisinin 1404 kişisi erkek öğrenci yani yüzde 53.7’si. Bundan önceki yıllarda bu oran çok daha yüksekti. Meslek odamızda da rakamlar değişiyor. Kamu çalışanı veteriner hekimlerin üye olmak zorunda olmadığını da belirterek şu rakamları verebilirim, Bursa Veteriner Hekimler Odası’nda 2010 yılında 602 üyeye karşılık 138 kadın üye varken, 2020 yılında 1024 üyenin 282’si kadın. Yani kadın veteriner hekim sayısı artarken aslında serbest çalışan yani kendi emeği ve gücü ile çalışan kadın veteriner hekim sayısı da artıyor. Kadın veteriner hekimler aslında sanıldığından çok daha güçlü ve kararlı yer almaya başladılar meslekte ve toplumda.”

Son olarak kadın veteriner hekimlerin bundan sonra yalnız olmayacağını belirten Baysal, kendi içlerinde birbirlerine sahip çıkmanın önemine değiniyor ve bunun için örgütlü bir birlikteliğin haberini veriyor: “Şu anda Bursa Veteriner Hekimler Odası’nda iki kadın yönetici var, yönetim kurulu üyesi düzeyinde. Pandemi nedeniyle çok aktif olamayan komisyonlarımız yeniden aktifleşecek ve orada da kadın meslektaşlarımız var, daha çok birlikte olacağız. En azından Bursa yerelinde, kadın meslektaşlarımı oda çalışmalarında daha çok bir arada olmaya, kadına ve kadın veteriner hekime ait sorunlarda omuz omuza mücadeleye çağırıyorum. Dileğim,  toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabildiği bir dünya. Ancak görüyorum ki daha çok uzun yıllar, Türkiye’de ve özellikle doğu coğrafyasında, kadın kadına ‘yurt olmaya’ devam etmek zorunda kalacak ve bu konuda kadınlara çok iş düşüyor.”

Pin It on Pinterest