Ameliyathanelerin görünmeyenleri: Anestezi teknisyenleri

İpek Deniz    ipekkdeniz@gmail.com

Anestezi teknisyenleri hastanenin en az göze çarpan, en ağır işçileri. Cerrahi alanının erkek ağırlıklı olması nedeniyle ameliyathanelerde cinsiyetçi “şakalara”da maruz kaldıkları gibi şikayet mercileri de yok. D vitamini eksikliği, bel fıtıkları, radyasyona bağlı kanserler meslek hastalığından bile sayılmıyor. Çok dertliler…          

Anestezi teknisyenleri hasta uyutma, uyandırma, ameliyat boyunca takip ve gerekli tedavinin uygulanması görevlerini yürütürler. Hasta uyandırılıp, derlenip odadan gönderilmeden işleri bitmez teknisyenlerin. Kapalı,  gözlerden uzak çalışma alanları, toplumun, ailenin kadın ve erkeğe dayatarak öğretmeye çalışıldığı bütün rollerin tek tek gün yüzüne çıktığı alanlardır. Toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılıklar hiyerarşinin, paranın, bilginin güç sayıldığı cerrahi alanlarda kendini daha derin hissettirmekte sendikaların, odaların tartışma gündemine dahi girmemektedir. Bu haftada mikrofonu anestezi teknisyenlerine uzattık. İşte anlattıkları.

Ameliyathane ortamının tacize varan “rahatlığı”  

İzmir’den anestezi teknisyeni; Günümüz dünyasında çalışan kadın olmak oldukça zor; ancak ameliyathane gibi dış dünyaya kapalı, izole ortamlarda çalışmak daha da zor. Ameliyathanelerin kuralları ve çalışma koşulları çok zor ve streslidir. Burada insanların daha farklı yönleri ile karşılaşırsınız. Biz kadın anestezi teknisyen ve teknikerleri de yüksek eğitim görmüş insanların bulunduğu bu ortamlarda bazı ayrımcılıklara maruz kalıyoruz. Bu durum kimi kez açıkça mobbing düzeyinde bazı zamanlarda da “iyi niyetli uyarılar!” şeklinde oluyor. Kadın olarak tertip, düzen, temizlik, takip vb. işlerin sana ait olduğunu düşünen amir, meslektaş ve astları, bir eksiklik ya da bir problem yaşadığında sana hesap soruyor.  Problemin kaynağı erkek çalışana (zaten onun görevi olarak görülmediğinden) herhangi bir uyarıda bulunmaz hiçbir zaman. Örneğin kullanılan bir maskenin, bir larengoskopun yıkanması, anestezi cihazlarının temizliği, dezenfektan solüsyonların takipleri, depo, ilaç ve malzemelerin takibi ve yerleştirilmesi gibi pek çok iş kadın olduğunuz için üzerinize kalıyor. Aynı zamanda da anestezi uygulaması ve hasta takibi gibi işleri de aksatmadan devam ettiren kadın anestezi teknikerleri erkek meslektaşlarından çok daha fazla çalışıyorlar. Erkek egemen ameliyathane ortamlarında konuşmalar “daha rahat” oluyor ve bu durumdan rahatsız olan kadın çalışanlar çoğu zaman dışlanıyor. Bu “daha rahat” olarak tabir edilen küfürlü konuşmalar bazen kadın çalışanlar için taciz şeklini alabiliyor ve çalışanın iş motivasyonunu bozuyor.

Yine güç gerektiren bazı işleri (Serum kutusunu kaldırmak, ağır monitörleri ve anestezi cihazlarını taşımak) meslektaş ve astlarından talep eden kadın çalışanlar bunun için ikili ilişkilerini kullanmak zorunda kalıyorlar. Çalıştığı hastanede yıllarca ameliyathanelerden görüntüleme merkezlerine (anjio, mr vb.) anestezi cihazı taşıyan kadın bir anestezi teknikeri, bu durum üzerine bütün gün kurşun önlüklerle radyasyon ışınları altında çalıştığını ve beraber çalıştığı erkek çalışanların kendisine yardım etmek yerine bu konuyu nasıl espri konusu yaptıklarını anlatmıştı. “Hani kadın erkek eşitti, buyurun yapın” şeklinde espri yapıyorlardı arkadaşa. Kendisi gibi o dönem aynı muameleye maruz kalan pek çok kadının farklı kronik hastalıklarının olduğunu, kendisinin ise meme kanseri ile mücadele ettiğini belirtti aynı arkadaş. Kısacası amir düzeyinde bir ünvana sahip olmayan kadın çalışanlar genellikle dikkate alınmıyor ve talepleri reddediliyordu. Yine regl sırasında rahatsızlık yaşayan ya da hamileliği stresten uzak geçirmesi gereken kadınlara, yapılan ayrımcılık ve olumsuz tutumlar nedeni ile onların suçluluk duygusu yaşamalarına sebep oluyorlar. “Bu yoğun dönemde neden hamile kaldın?” “Hamile kalırken bana mı sordun?” gibisinden sorgulamalar kadın çalışanların kendini baskı altında hissetmelerine, yaşadıkları stres nedeni ile zorlu bir hamilelik geçirmelerine neden oluyor. Hamileliği nedeniyle uykuya meyilli olan ya da süt iznini kullanan çalışan, diğer çalışanlar tarafından espri veya eleştiri konusu oluyor. Kadınlar ciddi mobbinge maruz kalıyorlar. Bazen tüm bu süreçlere ne yazık ki kadınlar da ortak olabiliyor.  Toplumun ve hastanelerin ataerkil yapısı nedeniyle çoğu zaman sorumlu seçimlerinde de yetkinlikten cinsiyete bakarak, insanlar seçiliyor, kadınlar yönetici görevlere gelemiyorlar. Kısacası kadın çalışan olmak zor, ancak ataerkil ortamlarda kadın çalışan olmak daha da zor.

Bilmediğini kabul eden çok az erkek var

İstanbul’dan Anestezi Teknisyeni; Ben 36 yıllık anestezi teknisyeniyim. Evet anestezi teknisyenliği diye bir meslek var, birçok kişinin duymadığı. Anestezi uzmanı ile birlikte, hastayı uyutmak, uyandırmak ve derleme birimine teslim etmek gibi görevleri var teknisyenlerin. Anestezi cihazlarının bakımı, kalibrasyonu, ilaçların hazırlanması, malzemelerin temini, hastanın ameliyat sırasında konforu, anesteziyi ilgilendiren kısımların temizliği gibi görevleri de var. Tabii bunları icra ederken yoktan var etmeler hep devrede. Her daim nöbeti olan, bazen hemşirelikle iç içe geçmiş, anestezi hemşireliği desem yanlış olmaz sanırım. Tamamı kadın olan meslek grubu şimdilerde eşitlendi gibi. Kadın erkek işi yok bana göre, herkes her mesleği icra edebilir. Ama pratikleriniz bizi hep zorluyor nedense. Hizmet iş kollarında karakterler önemli olsa da, toplumda kız ve erkeklerin yetiştirilme tarzı, aldığı kültür daha çok belirleyici oluyor. Yıllardır bu mesleği kadınlarla paylaşan ben, 15-20 yıldır da erkeklerle paylaşıyorum. Kabaca bir ayırım yapacaksam teknik işlerde erkeklerin daha hızlı, çevik oldukları, o işlere daha çabuk atladıklarını, kadın çalışanların hastalara sağlanan konfor, düzen, tertip, temizlik işlerinde daha atak davrandıkları yönünde gözlemlerim var. Bir iki örnekle açıklamak istiyorum; kadın çalışanlar hasta mahremiyetine çok özen gösteriyor, hatta ilk önceliğimiz. Ameliyathane odaları tertip düzenine bakıldığında; kadınların çalıştığı odalar daha düzenli, tertipli. Hazırlıklar yapılırken erkek çalışanların olduğu odalarda eksik hep fazladır. Bir şeyin yapılması istendiğinde erkek çalışanlardan tamam yaparız, hallederiz, düzeltiriz gibi geniş zamanlı kelimeler duyarken, kadınlardan yaptım, düzelttim, hallettim. Eksikler konuşulurken kadınlar daha ürkek, çekingen, utanıp sıkılırken, erkekler ise sürekli olabilir öyle şeyler modundadır. Bilmediklerini düşündüğün bir şeyi anlatırken ya da uyarırken erkeklerde kabullenmeme yüzlerine yansıyor, bilmediğini kabullenen çok az erkek var gerçekten.

Kadınlarda durum çok farklı. İşlerin kolayına kaçmamak, önemsemek çok yaygın bir davranış, sürekli toparlamak bir de. Mesai arkadaşım ne düşünür gibi kaygıdan dolayı bile derli toplu olmaya özen gösterir kadın çalışanlar, evdeki rolleriniz aynen devam yani. Damaryolu tespiti, tüp tespiti için sürekli kısa, yapışan bantları keser, hazırda tutarız. Niyeyse bunu hep biz keser önceden hazırlarız. İlginçtir ama erkekler hiç yapmak istemezler bu işi, yapmazlar da. Anestezi cihazları, kabloları, çalıştığımız masaların temizliği hep önemsiz mevzular. Halbuki hem hastalar için hem de bizim hijyenik alanlarda çalışabilmemiz için çok gerekli bunlar. Aslında çok ara bir meslek. Netleşmeyen iş tanımı dolayısıyla pek çok işimiz olmayan şeyleri de yapmak zorunda kalıyoruz, erkekler bu durumu da daha zor kabulleniyor (bazen olması gereken bu diye düşünüyorum). İşini hakkıyla yapan çok insana haksızlık etmek istemem ama toplumda bize yüklenen roller iş yerinde de kendini gösteriyor. Teknik sıkıntı olunca hemen onların atlaması, kadınların bazen özellikle onları çağırması… Kadınlar karşıdaki üzülmesin, iş uzamasın diye pek çok şeye rıza gösterirken, erkeklerin daha rahat hayır demesi de bizim öğreneceğimiz bir durum belki. Hoş kadın ve erkekten gelen hayır cevabı da farklı karşılanıyor ya…

Çoğumuzda D vitamini eksikliği var

Hatay’dan Anestezi Teknisyeni; Anestezi teknikerliği sağlık personeli olarak en riskli gruplardan olup adrenalini bol sürekli tetikte olmayı gerektiren bir meslek. Meslek olarak açıkçası zor bazen koşturma bazen fiziki güç gerektiriyor, emek ve sabır işi gerçekten. Çalıştığımız kuruma göre bu problemler değişiklik gösterse de birlikte çalıştığımız uzmanların bizim emeğimizi sömürmesi, bizleri hor görmesi ve kullanma boyutunda olabiliyor çoğu zaman.  Aranılan uzman hekim aranmaktan dahi rahatsız olabiliyor ve vakayı bizim yönetmemizi isteyebiliyor. Hastayı kimin yöneteceği belli, yasalarla. Yasası olan bir durumda bile bizim hak savunması yapmamız gerekiyor. Yapabilirsin ama sonra en yakınınızdakinin dahi mobingine maruz kalabilirsiniz. Ne gerek vardı, eline mi yapışırdı, ama o uzman gibi cümlelerin sonu gelmez.  Hadi vakayı yönettiniz, her hangi bir sorun olduğunda ise asla arkamızda durulmuyor. Bu her hekim için geçerli değil elbette. Ama benim maruz kaldığım bir durum. Bunun yanında cerrahın kaprisleri ve nazı cabası. Yani karşıdaki kişinin karakteri, stres durumu, ekibe nasıl baktığı bizim çalışma sırasındaki ve sonrasındaki ruh halimizi belirliyor.  İş yükümüz hem zihnen, hem de fiziksel olarak çok fazla gerçekten ama emeğimiz asla görülmüyor. Performans sistemidir almış gidiyor, az çalışan ile çok vaka alarak kar da, tasarrufta bizim emeğimiz üzerinden yapıyorlar.

Daha detaya inersek çok kapalı bir alanda çalışıyor olmak, pencere olmayan devasa bir ameliyathanede çalışıyor olmak, 100 kişiye 2 tuvaletin olması, uzun bitmeyen karanlık koridorlar bizi olumsuz etkiliyor tabii ki. Maruz kaldığımız anestezik gazlar dışında D vitamini eksiklikleri, varisler gibi birçok mesleki hastalıkla sürüyor hayatımız. Ama bunların hiçbiri meslek hastalığı sayılmıyor.  Yaşadığımız sorunlar da her zaman dikkate alınmıyor idare tarafından tabii ki. Cerrahlarımız kadın ve erken tekniker konusunda bir ayırım yapıyor. Bu ayırımı anestezi uzmanı yapmıyor ama cerrahlarda bu oran çok yüksek. Erkek cerrah erkek teknikeri tercih ediyor ve bu konuda bazı problemler yaşadık. Engel olmak ve dur demek için hep beraber karar aldık ve rotasyon ile çalışmaya başladık böylece her cerrah odadaki teknikeri seçme lüksü olmadığını anladı ve odada olan teknisyene saygı duymak zorunda kaldı. Mesela cerrahlar, bazen şöyle ki vakalarını 08.00 ila 14.00 arası bitirmek istiyor yeni atanan meslektaşlarımıza sırf yavaş diye ‘sen git falan kişi gelsin’ diyebilecek cüreti gösterebiliyor, yaşadık bunları. Erkekle sohbet muhabbette daha cüretkâr, tabii bel altı ve cinsiyetçi bir dil. Erkek olunca kimseler rahatsızlık duyup sizi ikaz etmiyor düşünsenize.  O küfürler aksi durumlarda, yolunda gitmeyen ameliyatlarda ya da takır takır giden durumlarda da çat çıkıyor ağızdan. Çoğu kadın çalışan içten içe rahatsız oluyor bu durumlardan. Sesini çıkaramıyor. Hiyerarşiyi öyle bir sindirmişler ki iliklerimize, konuşmaktan korkanlarımız çok maalesef.

Çevresel faktörlere bağlı meme kanseri

İzmir’den Malulen Emekli Anestezi Teknisyeni; Ben işimi çok seviyordum, uzun süre de severek çalıştım. Sağlık alanında daha özerk mesleklerden biri, sevmemde etkisi çok önemliydi şüphesiz. Malulen emekli oldum, meme kanseri teşhisi alınca. Yapılan tetkikler kanserin genetik kökenli olmadığı yönünde çıktı. Çevresel faktörler yani. Ne meslek hastalığı olarak sayıldı, ne de yıpranma payı hakkımız oldu. Ege Tıp fakültesinde çalışma hayatım boyunca yüksek riskli çok alanda çalıştım, özellikle kardiyolojinin çok ameliyatına girdim. Oralarda maruz kaldığım anestetik gazlar, radyasyon yani ben bilmesem de vücudum cevap verdi işte. Çalıştığımız alanlarda dozimetre de yoktu, maruz kaldığımız radyasyon oranlarını hiç bilmeden çalıştık. Çok üzüldüğüm başka bir durum daha olmuştu. Hamilelik ihtimalim varken bile riskli alanlara gitmem diye direnince mobinge maruz kaldım. Kendimizle ilgiliyken korunmak için çok çaba sarf etmediğimiz doğru, ama başka bir canlının daha sorumluluğu nedense tetikleyici oldu. Keşke önceden de konuşsaydık, sesimizi çıkarsaydık. Kanser oldum ne anlatsam az kalır. Kemoterapi süreci, saçlarımın dökülmesi, çocuklarım çok küçüktü ve benim birçok halime şahit oldular. Fiziksel ve duygusal olarak çok yıprandım. Çalışmaya devam edebilirdim ama hiç düşünmedim. Tercihim anestetik gazlara daha fazla maruz kalmamak yönünde oldu, sağlığım çok daha önemliydi. Emekliye ayrıldım. Zaten aldığım ücret ve emeklilik arasında komik bir rakam farkı vardı.

Her meslek gibi anestezi teknikerleri de cinsiyetçi iş bölümünden nasibini alıyor. Değiştirmek için hemen her kadın çalışanın bu iş bölümünden rahatsız olması, söz söyleyebilme cesaretinin olması şart. Hiyerarşiye, bazen birbirimize karşı yaptığımız mobbinglere rağmen konuşmaktan çekinmeyen tekniker kadınlar, cinsiyetsiz, insani çalışma ortamları inşa etmek için anlatmaya devam ediyorlar.

Pin It on Pinterest