Hayatın ta kendisidir kadın!

Ferhan Petek    ferhan.petek@gmail.com

Çocukluğundan beri hayalini kurduğu bir meslek için yıllarca okumuş ancak eğitimini de aldığı mesleği yapmak için hep birilerini ikna etmek zorunda kalmış. Daha sonra da hayat gailesine kaptırmış hayallerini. Ayakta durabilmiş ama bir yanı hep eksik hep yarım kalmış. Nasıl? Size de çok tanıdık gelmedi mi?

Hayallerinin peşinde, çoğu zaman erkeklerin ve erkek egemen düzenin izin verdiği kadar koşması istenir kadının. Fedakarlık hep ona düşer. “Nasılsın?”, “Ne istiyorsun?” sorularını duymak onun için bir lükstür. O kadınlardan biri Ayça Dinga. Ayakta dimdik durabilmeyi başarmış ama içindeki çocuğun hayalini her gittiği yere götürmüş. Ona ne yapması gerektiğini söyleyenler çekildiğinde kendiyle baş başa kalmış. Önce başkalarına karşı sonra kendine karşı mücadele etmiş ama hep tek başınaymış. Pek çok kadın gibi… O bu mücadeleyi tek başına veriyor ama en büyük destekçisi 10 yaşındaki oğlu. Hayat ona bambaşka yollar çizmiş. O yollardan yürürken hep bir yanı eksik kalmış ama o eksiği bir şeylerle tamamlamak için verdiği çabadan asla vazgeçmemiş.

Ayça Dinga. Bursa doğumlu bekar bir anne. Bursa Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra Uludağ Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü’nü kazanmış. Yalnızca bir yıl okuyabilmiş. Çünkü ikinci yılda bir evlilik yapmış. Gönlünde yatan mesleği ve ideallerini ertelemek zorunda kalmış.  Bu ertelemeler her seferinde biraz daha acıtmış canını. Şimdi de hayallerine tam olarak ulaşabilmiş değil ama artık engel tanımıyor. Karşısına çıkan engelleri umursamamayı öğretmiş hayat ona. “Bursa’da oğlumla birlikte yaşıyorum. Hafta sonlarımızın tamamı birlikte geçiyor. Pandemi süreci tabii ki beni de etkiledi. Son beş yıldır el sanatları ile ilgileniyorum. Ahşap ve seramik üzerine Kütahya’da bir firma ile birlikte çalışıyorum. Gelen ürünlerin boyama ve işlemelerini yapıyorum. Evlilik sürecinde Bursa Belediye Konservatuvarı Türk Sanat Müziği Keman Bölümü’nü bitirdim. İki araya bir dereye sıkıştırdım bunu. Bu sadece ilk adım oldu. Gerisini getirmek benim için çok zordu. Hem iş hem evlilik hem müzik hepsini bir arada yürütmeye çalıştım asla vazgeçmedim ama hep eksik kaldı. Şimdi sadece evden el sanatları ile geçimimi sağlıyorum.”

Aldığı her eğitim, karşısına açılan her yeni kapı, ona yaşaması için dayatılan her hayat biraz daha uzaklaştırmış onu hayalinden. Ama yalnızca kısa süreliğine. Çünkü içinde yatan aslan hiç uyumamış: Müzik.

Mücadele bizi güçlendirir!

“Bilirsiniz fedakarlık hep kadına düşer. Ben de o kadınlardan biriydim. Yine de mücadeleden vazgeçmedim. Evliyken aldığım müzik eğitiminin ardından, Bursa’da özel bir tiyatroda da dört ay boyunca sahne sanatları eğitimi aldım. Şu an belki bana uyan, tarzıma göre bir müzik grubuna dahil olacaktım. Belki onlarla sahne alıyor olacaktım. Olmadı. Ama vazgeçmiş değilim.”

Hayatı başından beri mücadele etmek zorunda kalarak geçmiş olan Ayça, yaşadıkları ya da yaşayamadıkları için hiç kimseyi suçlamıyor. “Evlilik yüzünden bir şey yapamadım diyemem ama bazen koşullar istediğiniz gibi olmayabiliyor iş hayatı içinde sürükleniyorsunuz.  Evliliğin böyle bir etkisi olmuştur sadece benim için. Oğlum şu an bana en çok ihtiyaç duyduğu bir süreçten geçiyor. Pandemi sebebiyle eve kapanması, yaş dönemi nedeniyle her konuda onun yanında ona destek olmalıyım. Bu sebeple müzik adına şu an bir şey yapamıyorum.”

Eğitim süreci de zormuş onun için. Evliliğin getirdiği sorumluluklar, hayat gailesi derken normalin üstünde bir azim göstermek zorunda kalmış dört yıllık eğitimini tamamlayabilmek adına. “Özellikle son yılda zorlandım zira oğlumu dünyaya getirmek üzereydim. Mezun olduktan sonra oğlum doğdu. Okul da bitmişti ama hamileyken okula gidip gelmek takdir edersiniz ki oldukça zordu. Bir yandan da çalışıyordum o süreçte.  Evden çalışmak da normalden çok daha fazla bir disiplin gerekiyor. Çalışma saatlerimi, molalarımı belli bir disipline göre düzenliyorum ki dağınıklık ya da aksama olmasın.”

Bizi yaşatan umuttur

Çevresine karşı duyarsız olmayan insanlardan Ayça Dinga. Hemcinslerinin iş hayatında ya da eğitim hayatında gördüğü baskıları, tacizleri, şiddeti görmezden gelmiyor. “İnsanda derin yaralar açan olaylar duyuyoruz, okuyoruz. Sadece ülkemizde değil tüm dünyada hep ezilen, yıpranan kadın oluyor. Her kadın bir şekilde ayakta kalıp hayatına devam edebiliyor. Bu gücü var ama bazı kadınlar da daha dar alana sahip. Benim başıma gelmez demeden her an biz de yaşayabilecekmişiz gibi düşünerek bakmalıyız.  Keşke olmasa elbette ama sanırım insanlık olarak en büyük ihtiyacımız vicdan.”

Erken yaşta yapmış olduğu evliliğin üstüne yüklediği yükler ona ağır gelmiş “Bir anda başladığım yeni hayatla heveslerim kursağımda kaldı.  Bana öyle oldu.  Şimdi yarım kalmışlıkları tamamlamak istiyorum. Biliyorum ve bunu yapacak gücü de kendim de buluyorum. Belki bir evlilik yapmaya direnir tamamen hayallerimin peşinde mücadelemi sonuna kadar gelebilirdim. Müzik adına ilerlemeyi çok isterdim. Keman çalmayı çok seviyorum. İlk öğrendiğim zamanı hatırlıyorum. Yeni bir şey yapma, bir melodi çalma fikri bile heyecanlandırıyor beni hala. Şimdi elim gitmiyor pek. Ona hak ettiği yeri açamadım hayatımda diye düşünüyorum. Müzik adına çok şey yapmak isterdim geçmişte. Büyüdüğüm bildiğim yerlerde Ege’de yaşamaktı hayalim.”

Kendisiyle aynı şartlarda olan tüm kadınlara da bir mesajı var Ayça’nın: “Her şeye rağmen ayaktayız, ayakta kalacağız. Bir şekilde, tek başımıza, belki çocuğumuzla ya da aile fertlerimizle fark etmez; ayakta ve hayatta kalacağız. Biz kadınlar çok güçlü yaratıklarız. Bu doğamızda var.  Sağlığınız her şeyden önemli. Siz olmazsanız hiçbir şey olmaz. Evet çok zorlu dönemlerden geçtim ama geçtim! Geçti, bitti, gitti. Şu ana bakıyorum. Şu an bulunduğum nokta benim için iyiyse benden güzeli, benden çiçeği yoktur diyorum. Siz de diyebilin bunu. Bu düzen değişmeli evet biliyorum ve evet bu çok zor görünüyor ama umut var olduğu sürece her şey mümkün. Bunu sakın unutmayın! Bizi yaşatan umuttur.”

Pin It on Pinterest