Kartal mitinginde kadın işçilerden mücadele çağrısı

Bahar Gök  bihargok1982@gmail.com

Kartal’da hafta sonu düzenlenen İşçi ve Emekçi Mitingi’ne katılan, mitingi örgütleyen kadın işçilerle konuştuk. Kadınlar mobbinge, tacize, çifte sömürüye, hak ihlallerine karşı dayanışmanın önemine dikkat çekti, “Çoğu sorunumuz ortak, birlikte mücadele edelim” çağrısı yaptı

İstanbul Kartal Meydanı’nda ‘Emeğimiz ve Özgürlüğümüz İçin Mücadeleye’ şiarıyla geçtiğimiz pazar günü işçi ve emekçi mitingi düzenlendi. Siyasi partiler, sendikalar, işçi dernekleri, devrimci-sosyalist örgütlenmeler ve gençlik kurumlarının katıldığı miting, Savarona Caddesi’nde oluşturulan kortejlerin yürüyüşe geçmesiyle başladı.

Yürüyüşte sık sık “Direnen işçiler kazanacak”, “Söz yetki karar işçilere”, “Yaşasın sınıf dayanışması” sloganları atıldı. Ardından meydanda yapılan açıklamada, pandemi döneminde her gün ortalama 500 işçinin Kod 29 ile işten atıldığına dikkat çekildi. İşsizlik ve pahalılık emekçilerin hayatını her geçen gün daha da ağırlaştırırken, patronların kârlarına kâr katmaya devam ettiği söylendi. Ortak metnin okunmasından sonra sözü işçiler devraldı.

Mitingde Carrefoursa, Sinbo, SML Etiket, Neo-Trend işçileri, İstanbul Geri Dönüşüme Katkı Derneği’nden atık kâğıt işçileri, Bakırköy Belediyesi ve Bayrampaşa Belediyesi işçileri, Alba Plastik işçileri, KHK’lılar, A-101 işçilerinin de aralarında olduğu 20’ye yakın direnişçi işçi kürsüye çıkarak mücadele çağrısı yaptı.

Olumsuz hava şartlarına rağmen oldukça coşkulu geçen miting, yapılan konuşmaların ardından halay ve horonlarla son buldu. Herkese iş ve gelir güvencesinin sağlanması, taşeron çalışmanın yasaklanması, işyerlerinde taciz, baskı, mobbingin son bulması, KHK’lerin iptal edilmesi, EYT mağdurlarının haklarının verilmesi, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mitingde öne çıkan talepler oldu.

İstanbul Sözleşmesi ve ILO 190

Kadın işçilere neden mitinge ve mitingin örgütlenmesine dâhil olduklarını sorduğumuzda, işyerlerinde yaşanan taciz ve mobbingin son bulmasına yönelik taleplerini dile getirdiler. Ancak mitingde öne çıkan sloganlar ve talepler arasında İstanbul Sözleşmesi ve ILO 190 Sözleşmesi’nin yer almayışı dikkatimizi çekti. Bu durum, kadın işçilerin kadın olmaktan kaynaklı yaşadıkları sorunlar ile taleplerinin bir kez daha geri planda kaldığının göstergesiydi.

Direnişteki kadınlar dayanışmanın, bir arada olmanın, mücadelelerini görünür kılmanın kendilerine güç verdiğini de söyledi.

Şimdi sözü onlara bırakalım:

Mobbinge, tacize dur demeye geldim

Carrefoursa Direnişçisi Gülbin Demirel: Miting kararı alındığı zaman ben henüz direnişe başlamamıştım. İşçi olarak buranın bir bileşeni olmak istedim. Ama direnişe geçmemle beraber mitingin imzacısı da oldum aynı zamanda. Ben sendikasızlaştırmaya, aynı zamanda mobbinge ve tacize dur demek için direnişteyim. Ama bugün diğer işyerlerinde de sendikalı oldukları için işten atılıyor arkadaşlar. Aslında dönüp baktığımız zaman çoğu sorunumuz ortak. Ve birleşe birleşe kazanacağız. Bu yüzden birlikte daha güçlüyüz, yani dayanışmayla daha güçlüyüz diyerek mitingi örgütledik. Çünkü bizim kurtuluşumuz sadece marketten doğru olmayacak. Tüm sektörlerle birlik olursak ve yan yana gelirsek o zaman kurtuluşumuz olacak. Bizler o zaman sisteme karşı bir şeyleri değiştirebiliriz.

Gerçek bir işçi mitingi oldu

Bakırköy Belediyesi Direnişçisi Nazife Toprak: 1 Temmuz’da işten atıldım ama 62 gündür çadır direnişimiz devam etmekte. Bu miting düzenlenirken biz daha önce bireysel direnişleri olan arkadaşlarla bir araya gelmiştik. Beraber dayanışma gösterdik. Baktık ki giderek bizim gücümüz artıyor, beraber olduğumuz kişiler artıyor. Ve bunlar üzerinden İşçi Emekçi Mitingi oluşturulması fikri çıktı ortaya. Bir iki aylık süreç içerisinde, sizin de gördüğünüz gibi çok güzel bir dayanışma ve çok güzel bir miting oldu. İşçilerin kendi çabalarıyla oluşturmuş olduğu ve işçilerin konuşmuş olduğu bir miting oldu. Gurur duyduk.

Sendikal haklarım için katıldım

Alba Plastik Direnişçisi Tuğba Aladağ: Tacizsiz, mobbingsiz, şiddetsiz çalışmak istediğim için buradayım. Sendikal haklarımız engellendiği için katıldım aynı zamanda. Sendikalı olarak işimize geri dönmek için sesimizi duyurmaya geldik mitinge.

Çifte sömürüye karşı bir aradaydık

Sinbo Direnişçisi Dilbent Türker: Bugün tacize, mobbinge, çifte sömürüye, ucuz emek sömürüsüne, Kod 29’a, KHK’lara karşı bir araya geldik. Türkiye’de ilk kez kürsüde başkanlar, bürokratlar değil işçi emekçiler konuşuyor, mücadelelerini anlatıyor. Direnen işçiler olarak bir araya geldik. Mitingle ilk adımı attık. İlerleyen süreçlerde bu birliktelik ve beraberliği korumaya ve eylemliliklere devam edeceğiz. Tekil tekil direnişler var. Hepimizin yaşadığı sorunlar ortak. Sorunlarımızın odağı da ortak. Sermaye ve onun iktidarından yana haklarımız geleceğimiz hayatlarımız gasp ediliyor. Bundan dolayı da bizlerin bir araya gelmek en büyük ve tek ihtiyacıydı. Birlikte mücadeleyi örebilmek adına bu mitingi oluşturmuş olduk. Dayanışmanın verdiği güçle ve direnişçilerin çağrısıyla burada yüzlerce insan bir araya gelmiş bulundu.

En çok kâğıt toplayıcıları için

İstanbul KHK’lılar Platformu’ndan Emine Yüzgeç: 672 KHK ile 16 yıllık sınıf öğretmenliği görevimden bir gecede suçsuz yere, hiçbir soruşturma geçirmeden ihraç edildim. Hakkımı aramak için 6 senedir meydanlardayım. Mütedeyyin bir kişiyim. Önceden de diğer, öteki olarak ilan edilenler hakkında pozitif düşüncelerim vardı. Ama gidip yanlarında doğrudan ses vermek gibi bir kültürüm, eylemlerine katılmak gibi bir alışkanlığım yoktu. KHK’lı olduktan sonra bir başkasına da ses vermenin ne kadar önemli olduğunu yaşayarak öğrendim. Açıkçası buraya gelmemin birinci sebebi tabii ki kendi hakkımı aramak; diğerleriyle beraber dayanışarak, ortaklaşarak bir güç oluşturmak, bu gücün bir parçası olmak. Ama sesi duyulmayan o kadar çok kişi var ki. Sadece KHK’lılar için de gelmedim yani. En çok kâğıt toplayıcıları için geldim. Çünkü çoğu mülteci ve kayıtsız çalışan insanlar, oyları bile yok. Onların mağdur edilmemesinin güç sahiplerine bir zararı olmayacak. Ben onlara yapılanları duyduktan sonra aynı kendi ihracım kadar çok üzüldüm ve ağladım. O kadar çok olayla karşılaşıyoruz ki kolay kolay ağlamıyoruz artık ama kâğıt toplayıcılarına yapılanlara dayanamadım.

Ev işçilerinin sesini duyurmak istedim

.

İmece’den ev işçisi Sultan Karasu: 53 yaşındayım, 22 yaşından beri ev işçisiyim. Dönem dönem çocuklarımın büyümesi için evde kalmış olsam da belli süreler içinde devamlı hayat mücadelesi içinde çalıştım. Ev işçilerinin sesini duyurmak için de bugün burada olmak zorundaydım. Çünkü bizim haklarımız görülmüyor. Diğer işçiler gibi değiliz. Sigortamız yok, güvencemiz yok, iş üstüne iş istiyorlar. Herkes 8 saat çalışır; biz 10 saat, 12 saat. Şurası da bitsin, burası da bitsin derken ev işçilerinin sabit bir çalışma saati yok. Buna yasalarla bir çözüm bulunması lazım. Diğer işçilerin hakları ne ise ev işçilerinin de aynı haklara sahip olmasını istiyoruz. Bu yönde birçok talebimiz var. İnsanlar ev içinde tacize mobbinge maruz kalabiliyor, küçük düşürücü sözlerle karşılaşıyor, aşağılayıcı davranışlar görüyor. O kadar çok şeye maruz kalıyor ki ev işçisi; ama gözle görülmüyor. Ev işçisi işçi sayılmıyor, en kötüsü bu. Bizim amacımız ev işçilerinin haklarını savunmak, aramak; sesimizi duyurmak istiyoruz. Mitinge de bu amaçla katıldık.

Pin It on Pinterest