Ürün okutanlar 15 kiloluk koliyi de kaldırmak zorunda: Kadın işçilerin çoğunda bel fıtığı var

Bahar Gök  bihargok1982@gmail.com

Algü Depoculuk’ta üç yıldır çalışan Emel, seri üretim ve ağır kaldırma sonucunda 25 yaşında bel fıtığına yakalandı. Ağır çalışma koşullarını dile getirdiğinde ise mobbinge maruz bırakılarak, istifaya zorlandı. Emel haklarını geri almak, bir daha bu tür sorunlar yaşamamak için mücadeleye devam, diyor.

Türkiye’de meslek hastalıkları içinde yer almasa da fıtık, birçok kadın işçinin kabusu olan bir hastalık. Seri üretim sırasında saniyesi dahi hesaplanan işçiler, iş yaşamına başladıkları anda fiziksel hastalıklara doğru da ilk adımı atmış oluyorlar. Ergonomik düzenlemelerin yapılmadığı işyerlerinde bel ve boyun fıtıkları, sinir sıkışması, düzleşme ve kireçlenmeden dolayı kadınlar Fizik Tedavi Merkezlerinin kapısını aşındırıyorlar. Yaş ortalaması ise gün geçtikçe düşmeye başladı. 20’li yaşlarda bel ve boyun fıtığıyla karşılaşan genç kadın işçiler, çalışma koşullarından dolayı edindikleri bu hastalıklardan dolayı iş değiştiremiyor, işten kendisinin çıkması için ustabaşlarının mobbingiyle karşılaşıyor. İşten çıktıklarında ise uzun süre işsiz kalma tehlikesi onları bekliyor.

Fıtık nedeniyle sağlık sorunu yaşayan işçilerden biri olan Emel Akyıl henüz 25 yaşında. 22 yaşında Algü Depoculuk’un Beylikdüzü deposunda çalışmaya başladığı güne kadar herhangi bir sağlık sorunuyla karşılaşmamış. Penti markasının taşeron firması olan Algü Depoculuk’un slip bölümünde ürün toplama, okutma ve paketleme işinde çalışıyormuş 26 Ekim’e kadar. Depoda çalışmaya başladığı ilk yıl pek bir sorun yaşamamış. Ancak bir müddet sonra belinde ağrı hissetmeye başlamış. Ağrılarının zorla fazla mesaiye kalmaktan, sürekli bir koşuşturma halinde çalışmaktan, yani yeteri kadar dinlenememekten kaynaklandığını düşünmüş. Ama son bir yılda belindeki ağrılar dayanılamayacak kadar artmış.

Beğenmiyorsan kapı orada

Ürün okutmanın yaptıkları en zor iş olduğunu söylüyor Emel. Diğer çamaşırların kolilerinin, ürünün hacminden dolayı hafif olduğunu ancak slip kolilerinin 15 kilo civarında olduğunu belirtiyor. Ürün okutmada çalışan kişi koliyi kaldırma işini de yapıyormuş aynı zamanda. İşe başladığı günden itibaren kısa süreli olarak toplama işine verilse de çoğunlukla okutmada tek başına eğilip kalkarak kolileri kaldırmak zorunda kalıyormuş diğer kadın işçiler gibi. Tüm bu işlemleri kadınlar yapıyor ve çoğunun aynı rahatsızlıkları yaşadığını da özellikle ekliyor. Koskoca deponun içinde akşama kadar 100 kere yol teptiklerini ve koşuşturma halinin hiç bitmediğini, molalar dışında dinlenme şanslarının olmadığını da söylüyor. Zaten aksi durumda tutanak tehditleri dillendiriliyormuş ha bire.

Erkeklerin depoya mal kabul işlerinde iş makineleriyle çalıştığı için kendileri kadar zorlanmadığını düşünüyor. “Neden kolileri erkekler kaldırmıyor aslında onlar kaldırmalı” derken, ergonomik düzenlemeler yapıldığı takdirde işlerinin zor olmadığını da belirtiyor. Yani koli ebatlarının küçültülmesi ya da koli adetlerinin azaltılması durumunda bu rahatsızlıklarla daha geç karşılaşabileceklerine dikkat çekiyor.

Bu konudaki öneri ve şikayetleri ise “hallederiz” denilerek dikkate alınmamış.  Ağrıları daha da artınca hastaneye gidip MR çektirmiş. Sonuçlarına bakan doktor bir şeyinin olmadığını söyleyerek göndermiş Emel’i. Depoda başka bir işe verilmesi için İK’nın istediği raporu alamamış sonuç itibariyle. Defalarca tartışmış elbette ama 15 gün yerini değiştirip yine eski yerine verip durmuşlar. “Herkes yapıyor sen de yapacaksın” gibi zorlamaların yanı sıra “beğenmiyorsan kapı orada” cevaplarıyla da karşılaşmış son zamanlarda. Tartışmaların bir sebebinin de, çalışamayacak duruma geldiğinde rapor alarak evde dinlenmesini işe gelmeme gerekçesi saymaları nedeniyle olduğunu söylüyor.

Mobbingle istifaya zorlandım

Hem ağrılardan hem de işyerinde bitmek bilmeyen tartışmalardan bıkan Emel istifasını verip çıkmak istemiş. Üç yıllık çalışan olduğu için de 42 gün ihbar süresini çalışarak doldurmak zorunda kalmanın daha büyük eziyet olduğunu söylüyor. Kendisinin çıkıp gitmesi için mobbing uygulandığını bildiğinden işyerinde daha düzgün koşullarda çalışarak kalmayı denemiş oradaki birçok işçi gibi. Ancak psikolojik baskı dozunun gün geçtikte artması nedeniyle istifa etmek zorunda kaldığını anlatıyor. “Kesinlikle işçiye değer vermeyen bir işyeri. Hiçbir sorunu çözmedikleri gibi bir de üzerime oynuyorlardı. Bir gün yine bir tartışmada artık yeter, deyip verdim istifamı. Belimde fıtık var beni çıkartın diyordum inanmıyorlardı. Kanıt olarak rapor istiyorlardı. Doktor, fıtığın yok, dediği için rapor da getiremiyordum” diyor. İstifasını verdikten sonra geri çekmeye ve kalmaya çalışmış ama yasal olarak ne yapabileceğini bilmediğinden daha fazla uğraşamamış. Bu arada da kendisinin deyimiyle çok güzel bir firmayla iş görüşmesi yapmış. Kabul edilmiş oraya. İstenilen evrakları ve sağlık belgelerini o firmaya teslim ettiğinde, işyerinin hekimine belindeki ağrıdan bahsetmiş. İşyeri hekimi de çekilmiş bir MR’ı varsa bakabileceğini söylediğinde göstermiş. MR sonucuna bakan doktorun, “Çok bariz fıtığın var, seni bu durumda çalıştıramayız” demesiyle o işe de girememiş.

Yol yöntem arayışındalar

Emel Akyıl geriye dönüp baktığında zorla fazla mesaiye bıraktırılmalarının, kaldırdıkları ağırlığın ve koşuşturarak çalışmanın dışında bel fıtığı olması için başka bir neden olamayacağını söylüyor.  Üç deposu olan Algü Depoculuk’ta çalışan 300 kadar işçinin büyük bir bölümünün benzer rahatsızlıkları olduğunu, hemen hemen herkesin tazminatlarını alarak çıkabilmek için yol ve yöntem arayışında olduğunu, henüz kimsenin bir çözüm bulamadığını anlatıyor. Çünkü rahatsızlanan insanların, rahatsızlıklarının dikkate alınmadan çalışmaya zorlanmaya devam ettiğini söylüyor. Kalmak istemeyenlere ise “işe başlarken mesailere kalacağınıza dair evrak imzaladınız, kalmazsanız işten tazminatsız çıkartılırsınız” tehditleriyle sindirildiğini de söylüyor. Yine de kalmak istemeyenlere servis verilmeyerek yıldırmaya çalışıldığını da ekliyor. Bütün bu çalışmanın karşılığını maddi olarak da alamadıklarını söyleyen Emel, hem kendisi hem de geride kalan çalışanların bir yol bulması için uğraşıyor.

Yaşadığı tüm hak kayıplarına rağmen yine de bunu bir deneyim olarak görüyor. Neden diye sorduğumuzda, başka bir işyerinde aynı şeyleri yaşadığında ne yapması gerektiğini artık bildiğini söylüyor. Avukatlarla görüşüp eski iş yerine dava açacağını dile getiren Emel Akyıl “Sağlığım için de psikolojim için de maddi manevi her hakkımı almak istiyorum oradan. Bunun için elimden ne gelirse yapacağım, uğraşacağım da. Kazanıp kazanmamak da o kadar önemli değil aslında. Benim için uğraşmaya değer diyorum. Yasal haklarımız konusunda pek bir bilgi sahibi olmadığım için haklıyken haksız duruma düşebiliyordum. Ama şimdi bir deneyim kazanmış oldum. Başka bir işyerinde aynı şekilde davranmayacağımı biliyorum” diyor. Ardından eski iş arkadaşlarının kendisiyle aynı duruma düşmemeleri için de uğraşacağını dile getiriyor.

Pin It on Pinterest