Skip to main contentSkip to footer

Alışın! Feministler Her Yerde

Geçtiğimiz günlerde “kazanç amacı gütmeyen vakıflar tarafından kurulan, YÖK denetimine tabi, kamu tüzel kişiliğine sahip yükseköğretim kurumları” olarak tanımlanan vakıf üniversitelerinden, başta Aydın ve Beykent olmak üzere Arel, Gelişim, Maltepe, Altınbaş, Atlas ve Bilgi üniversitelerinde çalışan 200’den fazla akademisyen haksız ve hukuksuz bir biçimde işten çıkarıldı. Bugün saat 13.00’de emeğin güvencesizleştirilmesine itirazı olan feministler olarak İHD İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı yaptık.

Güncel

Kadınİşçi, yayın hayatına başladığı günden beri ücretli ve ücretsiz emek alanında kadınların haklarını ve taleplerini duyurmak için haber yapıyor, gündeme getiriyor.  Ama bu kez yayın kurulu üyemiz Feryal Saygılıgil ile yazılarıyla siteye katkıda bulunan Nur Tuğçe Biga’nın çalışma hakkının gaspına karşı başlattıkları hak arama mücadelesinde arkadaşlarımıza destek olmak için buradayız…

Biliyorsunuz, duymuşsunuzdur Feryal 14 yıldır ve Tuğçe ise 11 yıldır çalıştığı İstanbul Arel Üniversitesi’nden “norm kadro fazlası, bölümün kapatılması vs.” gibi artık vakıf üniversitelerinde şablon haline gelmiş, hukuksuz, bir o kadar da keyfi gerekçelerle işten çıkarıldılar.

Üniversitedeki erkek bir akademisyenin öğrencilere yönelik cinsel taciz iddialarında, şikayetçi öğrencilerin yanında durup, olayın soruşturulması için dekanlığa başvuran ve sonuç alamayınca rektörlüğü kadar giden, bu süreçte üniversite patriyarklarının husumetini üzerine çeken, 8 aydır sıkı gözetim, baskı ve mobbinge uğrayan Feryal Saygılıgil ile geçici sözleşmelerle ve düşük ücretlerle akademisyen çalıştıran vakıf üniversitelerindeki akademisyenleri örgütleyen Öğretmenler Sendikası Merkez Yönetim Kurulu üyesi  Nur Tuğçe Biga’nın işten çıkarılması elbette tesadüfi değil. “Norm kadro fazlası, bölümün kapatılması” gerekçeleriyle üstü örtülmeye çalışılan gerçeklerden sadece ikisi Feryal ve Tuğçe’nin yaşadıkları.

Feryal genç kadınların cinsel tacizden, kadına yönelik şiddetten arındırılmış bir üniversitede, müşteri olarak değil gerçek bir öğrenci olarak okumaları için uğraş verirken, Tuğçe de onların haklarına sahip, örgütlü, akademisyenlerinin sendikalı olduğu bir üniversitede öğrenim görmeleri için mücadele ediyordu. İkisi için de akademik özgürlük ve bilimsel özerklik zaten tartışmasız olması gerekendi.

Feryal uzun süredir feminist hareket içinde yer alıyor. Onunla 8 Mart’larda, 1 Mayıs’larda, sendikalarda işten atılan kadınların direnişlerinde, kadın ağırlıklı grevler için yapılan dayanışma mücadelelerinde kısaca hareketin eşitlik ve özgürlük için verdiği her türlü eylem ve etkinlikte omuz omuza verdik.  Novamed’de sendikalaştıkları için greve çıkan kadınların mücadelesini kitabıyla, Güliz Sağlam’la birlikte yaptığı “Kadınlar Grevde” filmiyle feminist siyasetin gündemine taşıdı biliyorsunuz.

Şimdi feminist hareketin kadınların işten çıkarılması karşısında yıllar süren mücadeleyle elde ettiği çalışma hakları, kazanımları, Feryal’in ve Tuğçe’nin ellerinden alınmaya çalışılıyor.

İstanbul Arel Üniversitesi’nde işten çıkarılan toplam 9 akademisyenden sekizi kadın. Arel Üniversitesi Anayasa’da, İş Kanunu’nda, ILO sözleşmeleri ve Ayrımcılığa Karşı Sözleşme’de tanımlanan kadınların eşit şartlarda çalışma hakkını gasp ederek suç işliyor.

Arkadaşlarımız hukuki süreci başlatıp işe iade davası açtılar. Kadınİşçi bu davanın doğal takipçisi olacak ve bu konuda feminist harekete güveniyoruz.

Tesadüf değil erkek egemen istihdam siyaseti     

Yayın Kurulu üyemiz Feryal Saygılıgil vakıf üniversitelerinde işten çıkarılan uzman kadronun yerine yeni doktor olmuş genç kadın akademisyenlerin kısmi zamanlı ve ders başına düşük ücretle çalıştırılarak onların da sömürüleceğine vurgu yapıyor.

Bu gözlem ve saptama oldukça önemli. Türkiye’de son dönemlerde kadınlar nitelikli, güvenceli, sendikalı işlerden sürülerek güvencesizliğe sürükleniyor. Kadınların ücretli istihdam alanında ne tür işlerde çalıştırıldığı meselesi hepimizin, bu konuda politika üreten tüm feministlerin meselesidir.

Ücretli çalışma bunun niteliği, ondan doğan haklar kadınlar ve erkekler açısından aynı anlama gelmez, işten çıkarılma da öyle.  DİSK İşsizlik raporuna göre geniş tanımlı genç kadın işsizliği yüzde 50’lere ulaşmış durumda.

Türkiye’de kadın istihdamı yüzde 32’yi geçemedi. Kadın işçilerin yüzde 30’a yakını kayıt dışı çalışıyor. Şimdi vakıf üniversitelerinde kısmi olsa da güvenceli çalışan kadınlar da bu yüzde 30’a eklenecek…Bu sadece hukuksuz biçimde işten çıkarılan kadınların meselesi değil aynı zamanda onların yerini almaya aday binlerce genç kadın akademisyene hangi şartlarda çalışacağının dayatılması meselesidir.

İşten çıkarmalarda bir başka boyut ise elbette sendikalaşma mücadelesi…Son sendika istatistiklerine göre erkekler arasında yüzde 13 olan sendikalaşma oranı kadınlar arasında yüzde 9 civarında. Ve yine bu istatistiklere göre sendika üyelerinin yüzde 75.2’si erkek iken ancak yüzde 24.8 kadın. Bu oranlar, kadınların güvencesiz işyerlerinde çalıştığının açık belgesi olmasının yanı sıra sendikaların da ne kadar patriyarkal örgütlenmeler olduğunun da göstergesi. Bunlar elbette feminist emek siyasetini ilgilendiriyor.

Güvencemiz feminist dayanışma

İşsizlik kadınlar ve erkekler açısından aynı anlama gelmiyor. Verdiğimiz rakamlardan da bunu anlamak mümkün. Genç kadın işsizliğinin bu kadar yüksek düzeyde olması, kadınların, düzenli, güvenceli bir iş bulmasının önünde en önemli engellerden biri. Ve evet kendine ait bir paranın olmaması aile içinde kadınların erkek egemenliğine karşı mücadelesini de zayıflatıyor.

Ama İstanbul Arel üniversitesi yönetimi başta olmak üzere her yerde yönetimleri, iktidarı ellerinde bulundurdukları için geleceğimizi karartma hakkını kendinde gören patriyarklara sesleniyoruz…Sizin iktidarınız varsa bizim de feminist mücadelemiz ve dayanışmamız var.

Bugün kadın emeğinin güvencesizleştirilmesine itirazı olan tüm kadınlar burada. Yayın kurulu üyemiz Feryal Saygılıgil ve yine sitemize emek veren isimlerden Nur Tuğçe Biga başta olmak üzere kadın akademisyenleri işsizliğe, yoksulluğa ve güvencesizliğe iten bu kararlara öfkemizi dile getirirken, akademinin kadınlara kapatılmasına da karşı çıkıyoruz.

Bugün burada yarın başka yerde işe iade ve güvenceli istihdam hakkı için mücadele başlatan arkadaşlarımızın bu mücadelelerini, yaygınlaştırıp, yükseltmeye çalışacağız. Çünkü onların mücadelesi bizim mücadelemizdir.

Kadınlar ücretli çalışma hakkına sahip çıkıyor.

Düzenli, sendikalı ve güvenceli işlerde cinsel tacizden arındırılmış işyerlerinde çalışmak hakkımız.

Yaşasın kadın dayanışması!

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar