Arşiv

Vakıf Üniversitelerinde kadın olmak zor: “Rektörümüz kadınlara hanım, erkeklere hocam diye hitap eder!”

Vakıf Üniversitelerinin sayısı devlet üniversitelerine yaklaşırken, hocalara idari personele ödenen ücretler hızla düşütü. Son zamlardan etkilenen çalışanların ücreti artmadı. Hatta pandemide kesildi. Evrak, hizmet işlerinin ve angaryanın kadınlara yüklendiği, çocuk bakımı olanaklarının olmadığı üniversitelerde, yöneticilik görevlerine erkekler getiriliyor. Cinsiyetçi uygulamalar ayyuka çıkarken, sendikalaşma neredeyse yok…

Yazının devamı

Hugo Boss Mevlüde’nin tazminatını ver!

İzmir’de faaliyet gösteren Hugo Boss işçisi Mevlüde, “Şef bana işçisi gözüyle bakmıyordu. Sürekli taciz ediyor, hep o niyetle yaklaşıyordu. Sözleriyle de niyetini ortaya koyuyordu. İstediği cevabı alamayınca bana en zorlu işleri verdi. ‘Joker eleman’ vasfıyla, iş olarak daha geri noktalara çekerek cezalandırdı” diyor. Genç kadının başına gelenler bunlarla da sınırlı kalmadı. Bu kez iftiralara başvurdular. Ama onu yıldıramadılar, haklarıiçin mücadele etmeye devam ediyor.


Nafakada mevcut düzenlemeler şu an için yeterlidir!

Yoksulluğun derinleştiği, bu dönemde 6. Yargı paketi içerisinde nafakanın süreli olması yine gündeme geldi. Cebimizdeki 20 lira 1 lira oldu bu sorun olmadı ama evlilik boyunca ev icinde ücretsiz emek harcamış kadınlara verilen komik rakamlar yine sorun oldu. Nafaka konusunda mevcut yasal düzenlemeler şu an için önemlidir ve yeterlidir. Herhangi bir değişikliğe gerek yoktur.


Hemşire Ömür Erez’i kadın cinayetine kurban verdik: Üzgünüz öfkeliyiz!

Hemşire Ömür Erez Kartal 10. Aile Sağlığı Merkezi’nde bir erkek tarafından öldürüldü. Bu cinayet, bize işyerlerinin kadınlar için ne kadar güvensiz yerler olduğunun yanı sıra kadınların erkekler tarafından her yerde ne kadar kolayca öldürülebileceğini de gösteriyor. Çünkü ülkede, kadın cinayetlerine karşı bir cezasızlık hüküm sürüyor.


Fannie Sellins: O Kara Vadi’nin gözü pek sendikacısıydı

New Orleans’ta doğdu, hazır giyim fabrikalarında kadın işçilerin şartlarını değiştirmek için mücadele verdi. UGWA’nın (Hazır Giyim İşçileri Sendikası) yerel başkanı seçildi. Hapse girdi, sendika kampanyası ile dışarı çıktı. Sokaklar bizimdir, diyen Sellins, maden işçilerinin örgütlenmesinde de çalıştı. 26 Ağustos 1919’da örgütlü emeğin düşmanları tarafından öldürülene kadar bu görevi sürdürdü.


Haydi biz de kendi enflasyon hesabımızı yapalım!

Piyasadan satın aldığımız tüketime yönelik mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki ortalama artışa enflasyon oranı denir.  Kendi enflasyonumuz kavramıyla kastettiğimiz ise pahalılık nedeniyle satın alma gücümüzde farklı kayıplar yaşamamızdır. Yaşanan kayıplar herkes için aynı değil.  Kısaca TÜİK’in hesapladığı resmi enflasyon rakamı, enflasyonun herkesin yaşamında o rakam kadar kayıp yarattığı anlamına gelmiyor. 


Oppo’da işten atılan kadın işçiler çok zorda: “Eve yakın olduğu için burada çalışıyordum”

Oppo’ya sendika girdikten sonra 600 işçi işten çıkarıldı. Çıkarılanlar Türk- Metal ile işverenin anlaştığını iddia ediyorlar.  İşten atılanlar arasında pek çok kadın var. İş kazalarına açık bir biçimde kötü koşullarda çalışan kadınlar sendikanın “sizi başka işe sokacağız” demesi ve hukuksal destek sağlamayacağını söylemesi üzerine işe iade davası açmaktan da vazgeçmişler. Ama iş, güç hala yok.  Kadın işçiler zor durumdalar, Türk- Metal  ise onları oyalamakla meşgul….


Pahalılığa ve zamlara karşı kadınlar “ortak mücadele” diyor

Memurlar, işçiler, ücretsiz ev emekçisi kadınlar, emekliler hepimiz zamlardan ve pahalılıktan günlük yaşamımızı devam ettiremez hale geldik. Bazılarımız kirasını ödeyemiyor, kimilerimiz yemeğinden kesiyor, bazılarımız dayakçı kocayı terk edemiyor, kimileri ise taksiye binemiyor artık. Arkadaşımız Ayla Önder memur, işçi, emekli sendikaları ve kadın örgütleri temsilcileriyle pahalılığı, “geçinememeyi” konuştu.


“Yalnız yaşayan kadınlar için kriz hali iyice derinleşti”

Ayşe Panuş’u KESK’ten Eğitim Sen’den feminist hareketten tanıyoruz. Onunla bir söyleşi yapmaya karar vermiş İpek. Ekonomik krizin kadın hayatlarına etkisi ile başlayan söyleşi, bir yerden sonra yalnız yaşayan kamu emekçisi iki kadının, zamlar, ücretler, ikili emek sömürüsü, cinsiyetçi baskılar hakkında deneyim aktarımına dönüşmüş. İyi de olmuş. Konu sıkıntılı ama keyifle okuyacaksınız…


TGS’den “ILO190’ı tanıyın” imza kampanyası: “Sendika ayrımı gözetmeksizin kadın emekçiler el ele vermeli”

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu, 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü’nde “ILO 190’ı tanıyın” isimli bir imza kampanyasını başlattı. TGS üyeleri arasında farkındalık yaratmayı ve kamuoyunu bilgilendirmeyi hedefleyen kampanyanın ayrıntılarını, TGS Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu üyesi Sevgim Denizaltı ile görüştük.


Meşaleyi geleceğe taşıyan kadın: Berrin Taş

“Bir kadın pencere kenarına oturmuş düşünüyor. Bir gözü sokağa bakıyor…” dizeleriyle başlıyor şiir. Patriyarkal bakışla erkeğe atfedilen düşünme eylemini kadın yapıyor bu kez. Biri sokağa biri evin içine bakan gözler şiirin kilit noktası. Çünkü kadına keşfetmek istediği sokağın ürkütücülüğünü de evin içinde mutfak koca arasında kendini unutuşunu da gösteren o gözler….


Grevde kalbinden vurularak öldürülen sendikacı bir kadın: Ella May Wiggins

Çocukluğundan itibaren plantasyonlarda ve fabrikalarda çalıştı. Küçük yaşta evlendi, dokuz çocuğundan dördü yoksulluktan yaşamını yitirdi. Amerikan Tekstil işçileri sendikasının üyesi ve örgütleyicisiydi. Loray Mill grevinin en önde gelen savaşçısıydı, grev kırıcılarının saldırısı sonucunda kalbinden vurularak öldürüldüğünde 29 yaşındaydı. Katiller cezalandırılmadı. Mezarı ancak 1977 yılında yapılabildi.


İMECE’den Minire İnal: ILO 189 acilen imzalanmalı

Cam silerken 3. kattan düşen Minire İnal, hastaneden çıktıktan sonra kazayı mahkemeye taşıdı. Onun işçi olduğuna ve cam silerken düştüğüne inanmadı mahkeme heyeti! Pes etmedi. Minire ile dayanışma sürecinden İmece Ev İşçileri Sendikası doğdu. Şimdi ev işçilerinin gözü kulağı “Minire Davası”na çevrili. Çünkü üst mahkemenin kararı binlerce ev işçisi için emsal teşkil edecek..






Serbest Bölge’de konfeksiyon işçisi kadınları araştıran Sibel Erdoğan: “Kadınlar çalışmalarını eve destek olarak görüyor”

Sibel Erdoğan ev işçisi bir annenin sosyolog kızı. Mersin konfeksiyon atölyelerinde kayıt dışı çalıştırılan kadınları araştırdı. Bir yüzü dışarıya dönük olan giyim ihracatçılarına mal yetiştiren atölye koşullarını mercek altına aldı. Altı ay, Mersin Serbest Bölge’de ve mahalle aralarında kurulu mini fabrikalarda gözlem yaptı. Tuvalet ihtiyacını kendi belirlediği “zaman ve sıraya” göre listeleyen patronlar. Erkek ustabaşıların sürekli kadınlara yönelik aşağılayıcı söylemleri. Regl pedini değiştirmek için izin alamayan işçiler… Bu buz gibi gerçekler bir doktora tezinin saha notlarıydı.


Asiye’yi iş cinayetine nasıl kurban verdik

Tekirdağ’da Saray’da bir tekstil fabrikasında forkliftin altında kalan Asiye Önal yaşamını yitirdi, üç çocuk annesiydi. Bu esasında iş kazası değil bir iş cinayetiydi çünkü patron gerekli önlemleri almayarak kazaya davetiye çıkarmıştı. Forklift operatörlüğü sertifikası sahibi ve üniversitede iş sağlığı güvenliği okuyan arkadaşımız Bahar Gök yazdı.


Kadınların sosyalleşme ve eylem alanı olarak fabrikalar

Ataerkil düzenin ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadınların yaşamında somut ölçülebilir etkilerinin ötesinde sonuçları var. Özelikle kamusal alanda mekân kullanım eğilimlerinin, paylaştıkları sosyal alanların, kadınların eylem ve etkinliklerinde yönlendikleri/ yönlendirildikleri alanların patriarkal ilişkiler ve cinsiyetçi roller üzerinden şekillendiği görülüyor.


Pin It on Pinterest