“Bir kadın da çok iyi kalay yapabilir”

Kaybolmaya yüz tutmuş bakırcılık mesleğini canlandıran 25 yaşındaki Rojda Akar, Diyarbakır’ın ilk kadın kalay ustası ve işlemecisi. Kadınların yaptığı ürünlerin daha orijinal olduğunu söylüyor.
Paylaş:
Gülbahar Altaş
Gülbahar Altaş
gulbahar.altash@gmail.com
Gülbahar Altaş        gulbahar.altash@gmail.com

Kaybolmaya yüz tutmuş bakırcılık mesleğini canlandıran 25 yaşındaki Rojda Akar, Diyarbakır’ın ilk kadın kalay ustası ve işlemecisi. Kadınların yaptığı ürünlerin daha orijinal olduğunu söylüyor.

Geçmişi yüzlerce yıl öncesine dayanan kalaycılık ve bakır işleme sanatını Diyarbakır’da Rojda Akar sürdürüyor.

Diyarbakır’ın Sur İlçesi’ndeki bakır ev ve süs eşyaları mağazasında, işlemeli tepsiler, çaydanlık, ayran tasları, semaverler, fincanlar başta olmak üzere onlarca çeşit bakırdan ürünü bulabilirsiniz.

Mağazanın üst katındaki atölyede üretilen bu ürünlerin büyük bölümü Rojda Akar’ın ellerinden çıkıyor. Kente gelen turistlerin uğrak yeri olan bu mağazada, Güneydoğu’nun tek kadın bakır işleme ustasının yaptığı ürünler dünyanın dört yanına ihraçta ediliyor.

17 yaşında bakır işleme sanatının önemli bir aşaması olan kalaycılıkla işe başlayan Rojda Akar, büyük emeklerle geçirdiği yedi yıldan sonra kendi deyişiyle, Diyarbakır’ın tek bakır ustası, Türkiye’nin de tek kalaycı kadın ustası olarak çıktı.

“Kararımdan pişman değilim”

Ailesi ve arkadaş çevresinin olumsuz düşüncelerine rağmen kendilerine ait atölyede çalışmaya başlama kararından pişman olmadığını dile getiren Rojda, her geçen gün mesleğinde kendini geliştirmeyi de sürdürüyor.

Bakır kapları satışa sunmadan önce büyük bir özenle kalaylayan Rojda’nın işi sadece bu değil. Kalaylamadan arta kalan zamanlarında, ürünlerin üzerini çekiç ve murçla işleme yapıyor. Bir diğer söylemle genç kadın adeta hislerini küçük çekiç darbeleriyle bakır plakalara nakşediyor.

Bakır üzerine işleme yapmaktan büyük keyif alan Akar, duygularını şu şekilde dile getirdi:

“Erkek mesleği olarak bilinen kalaycılığı da başarıyla yapmaya çalışıyorum. Bence üretim daha güzel çünkü satışta sürekli insanlarla iletişim içindesin, insanlara bir şey gösterme, satışa bakma bana tuhaf geliyordu. Müşterilerle fazla muhatap olmak hoşuma gitmiyor. Bu yüzden üretime ağırlık verdim. Kalay işleme yapıyorum, çaydanlık zımbası çakıyorum, ayran bardaklarına işlemeler yapıyorum, çaydanlık kulpu ve nikelaj yapıyorum. Bir kadın işleme ve dantel yapıyorsa neden kalay yapamasın? Kalaycılık neden sadece erkeğin yapacağı iş olarak görülüyor ki? Bir kadın da çok iyi kalay yapabilir. Kaldı ki bende bu işi çok kolay öğrendim.”

“Bence kadınlar, bakır sanatını erkeklerden daha iyi yapıyor” diyen Rojda, ifadelerine şunları ekliyor:

“Örneğin; Bir kadının yaptığı ürün daha orijinal oluyor. Diyarbakır’da bir kadın işlemeci yok. Buraya gelen müşterilerin bakış açısı daha farklılaşıyor. O yüzden kendimi işlemeye adadım. Bakır üretim yerinde çalışan bir kadın çoğu zaman, bir erkeğin yapamadığını yapabiliyor. Burada hem imalat, hem üretim, hem de satış yapıyoruz. Tek çalışan kadın usta benim.”

“İşlediği ürünler dünyanın dört bir yanına gönderiliyor”

Mesleği büyük dedelerinden miras alan Mustafa Tanrıkulu ve ailesi, 200 yılı aşkın süredir bakırcılıkla uğraşıyorlar.

Kadın ustanın işçilikte daha farklı olduğu görüşünde olan Tanrıkulu, yaptığı ürünlerin dünyanın birçok ülkesine gönderildiğini söyleyerek, “Kadın bakır ustaları ile erkek ustaların arasında görme farkı var. Onlar daha ince ve daha detaylı görür, daha güzel tasarımlar çıkarıyorlar. Ayrıca müşteriler kadın işlerini daha çok seviyorlar daha çok sahipleniyor. Şu bir gerçek bu işin devam edebilmesi için kadınlara ihtiyacımız var” diye konuştu.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Şirin-Ahmet Tekeli Kadın Hukukçuları Destekleme Vakfı (KAHUDEV) tarafından bu yıl üçüncüsünü düzenlenen Şirin Tekeli Makale Yarışması’nın konusu: “Yargıda toplumsal cinsiyet: eşitsizlik, adaletsizlik ve önyargılar”. Sadece kadınlara açık olan yarışmanın son başvuru tarihi 5 Ocak.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü her yıl ve her an olduğu gibi kadınlar için güçlü ve örgütlü mücadeleyi büyütmenin ve eril şiddete karşı ses yükseltmenin en önemli duraklarından biri. Türkiye de olmak üzere dünyanın her yerinde kadınlar yaşamları, emekleri için kavgayı büyütürken en zor mesleklerden biri sayılan gazetecilikte de mücadele bitmiyor. Kadın gazeteciler deneyim ve mücadelelerini, eşitlik kavgalarını Kadın İşçi’ye anlattı
Kaos GL’nin yaptığı araştırma, çalışma yaşamında LGBTİ+lara yönelik ayrımcılığı, nefret söylemini gözler önüne seriyor. KAOS GL Savunuculuk Koordinatörü Defne Güzel, “Bizler ayrımcılığa karşı bizi koruyacak yasalar, kurum içi eğitimler ve kurum içi ayrımcılık yasağı talep ediyoruz. Örgütlü mücadele ve dayanışma ağları da bir o kadar kritik. LGBTİ+’ların talepleri net, özgürlük, görünürlük ve eşitlik” diyor
25 Kasım yasaklar, engellemeler ve polis şiddeti ile gelse de kadın ve LGBTİ+’lar bu engelleri aştı, yasakları tanımadı. Kadınlar ve LGBTİ+lar yoksulluğa, kadın cinayetlerine, erkek şiddetinin her biçimine, nefrete, kadın düşmanı politikalara, kayyımlara, savaşlara karşı “Biz hayatı istiyoruz” dediler, “değiştirecek gücümüz var” mesajı verdiler.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!