Kültür Sanat

Kadın belgeseli Narperi’nin Bileziği’nin Galası Denizli’de yapılıyor: Bir atlıyı beklemektense, kendi atına atlamak !

“Genel olarak masallarda, kadın ve erkeğin, toplumsal cinsiyet rolleriyle uyumlu biçimde konumlandırıldığını görüyoruz. Buna göre; kadınlar daha çok evdedir, bekârsa beyaz atlı prensi ya da şehzadeyi beklemektedir evlenmek için. Pek çok masalda, kadın ev dışında var olabilmek için erkek kılığına girmekte, ancak erkek gibi göründüğünde bir işte çalışabilmektedir.”

Yazının devamı

1960-1980 dönemi edebiyatında da feminist duyarlılık vardı

Türkiye’de feminizmin adının henüz anılmadığı yıllarda kadın yazarların eserlerinde feminist duyarlılık güçlü şekilde hissediliyor. Sosyolog Duygu Çayırcıoğlu’nun kaleme aldığı “Kadınca Bilmeyişlerin Sonu”, bu duyarlılığı görünür kılmayı amaçlıyor.


Kendimizi Yazmamız Üzerine

“Tüm zorlukları, kötü şeyleri ve hoşa gitmeyen şeyleri itiraf etmekten korkuyorum. Kendimi açık etmekten korkuyorum. Bana acınmasından. Gücendirmekten. Bana bağırılmasından. Rahatsız edici bir kadın olmaktan. Ve yeterince rahatsızlık vermemekten. Korkuyorum. Ama yine de yapıyorum.”


Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin Kadın Tarafı

Uluslararası İşçi Filmleri Festivali (İFF) 2006’tan beri her yıl 1 Mayıs’ta İstanbul ve Ankara’da seyirci ile buluşmaya başlıyor ve sonrasında yıl sonuna kadar Türkiye’nin pek çok ilinde düzenleniyor. İFF’nin iki kadın emekçisi ile festivali, festivalin kadın tarafını ve bu yılını konuştuk.


Bir Kadın İşçi Filmi: OUISTREHAM

Kadın işçilerin yaşantıları sanatın konusu olmaya devam ediyor. Juliette Binoche’nin başrolü oynadığı, feribotta temizlik işleri yapan kadın işçilerin deneyimlerini anlatan film, Fransa’da gösterime girdi. Filmi izleyen Nilgün arkadaşımız oradan bildiriyor.



Şerife

İpek Duben’in bütün işlerinin yer aldığı Salt Beyoğlu’nda bulunan “Ten, Beden, Ben” isimli serginin (8 Mayıs’a kadar gezilebilir) benim açımdan en dikkat çekici işi kişisel tarihimle de ilgili olan “Şerife” (1980-1981) serisi oldu. Bir desen ve on bir resimden oluşan seri, Duben’in yerel bir bağlamda göç, “öteki”ne bakış ve toplumsal cinsiyet konularını ele aldığı ilk işi olarak geçiyor.


Vatoz “Varız Buradayız”

Toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlik ve ayrımcılığı dert edinen; cinsiyetçiliğin, hiyerarşinin, ırkçılığın, milliyetçiliğin kullandığı dil dışında bir dil üretmeye çalışan; ikili cinsiyet sisteminin tanımları ve algılarıyla sınırlanmayı reddeden fotoğrafçıların web tabanlı dayanışma ağı Vatoz Platformu yayında. Dayanışma pratiklerini görünür kılmak için bir araya gelen Vatoz’u, Vatoz ekibiyle konuştuk. 


Patriyarkal kültüre boyun eğmeyen bir kadın: Celile

Onu daha ziyade Nazım Hikmetin annesi olarak tanıdık. Fakat Celile Hanım iyi eğitim görmüş ünlü bir ressam ve Yahya Kemal’le olan aşk ilişkisini savunmak için patriyarkal ön kabullerle savaşmış bir kadındır. Kadıköy Halk Tiyatrosu’nun “Celile” adlı oyununda bu mücadeleci kadının hayat hikayesini seyrediyoruz…


Nazilli Basma Fabrikası’nın yolculuğu: ‘Çocuklar fabrika kreşlerine bırakılabiliyordu’

“Devletin İşçisi Olmak-Nazilli Basma Fabrikası’nda İşçi Sınıfı Dinamikleri” İletişim Yayınları’ndan geçtiğimiz günlerde çıktı. Kitabın yazarı Aslıhan Aykaç, fabrika örneğinde dönemi tüm dünyadaki gelişmelerle paralel biçimde inceliyor. İşçi sınıfı dinamikleri konu edinirken, kadın işçi deneyimlerine de değinilmiş. Yazar ile kitabı ve fabrikayı konuştuk.


Bir Kadın Devrimci: Rosa Luxemburg

Raya Dunayevskaya’nın kaleme aldığı, Melda Yaman’ın büyük bir emekle Türkçeye çevirdiği Rosa Luxemburg; Kadınların Kurtuluşu ve Marx’ın Devrim Felsefesi isimli kitap geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Bugün dört bir yandaki grevleri, direnişleri, kadınların isyanını anlamlandırabilmek, Marx’ın sürekli devrim kavramının önemini kavrayabilmek için Dunayevskaya’nın Rosa Luxemburg kitabını okumanın tam zamanı.


Akhisar Kadın Filmleri Günleri Başlıyor!

4-5-6 Mart 2022 tarihlerinde ilki düzenlenecek olan Akhisar Kadın Filmleri Günleri; kadın yönetmenlerin kadın hikayelerini anlatan filmlerini, Akhisar’daki ekonomik, kültürel ve toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri sebebiyle sinemaya erişemeyen seyirci ile ücretsiz ve engelsiz olarak buluşturacak.


Kutsal Tecrit ya da aile sırları

Meliha Yıldız sekiz yaşından itibaren sekiz yıl babasının tecavüzüne uğramış bir kadın. Kutsal Tecrit isimli kitabında maruz kaldığı ensesti ve güçlenme hikayesini anlatıyor. Hüzün ve acı dolu olsa da bir o kadar da umut verici kapanmayan yaraları tedavi etmek, acıları sağaltmak için bize çıkış yolunu işaret ediyor.


Meşaleyi geleceğe taşıyan kadın: Berrin Taş

“Bir kadın pencere kenarına oturmuş düşünüyor. Bir gözü sokağa bakıyor…” dizeleriyle başlıyor şiir. Patriyarkal bakışla erkeğe atfedilen düşünme eylemini kadın yapıyor bu kez. Biri sokağa biri evin içine bakan gözler şiirin kilit noktası. Çünkü kadına keşfetmek istediği sokağın ürkütücülüğünü de evin içinde mutfak koca arasında kendini unutuşunu da gösteren o gözler….


Gülten Akın Sempozyumunun Ardından…

Nilüfer Belediyesi 2021 yılını Gülten Akın’a adadı. Etkinlikler çerçevesinde 10-11 Aralıkta Belediye Kütüphanesi’nde “Şiirden Bir Ülke Bahçesi Gülten Akın Sempozyumu” yapıldı. Sempozyumda Gülten Akının şiirlerinin tartışıldığı oturumların yanı sıra, şiir- tiyatro gösterileri de vardı. Arkadaşımız Feryal Saygılıgil sempozyumda “Bir Kadın Şair olarak Gülten Akın” isimli bir bildiri sundu. Feryal’in sempozyum izlenimlerini ve bildirisine Kadınİşçi’de yer verelim, dedik.


Seray Şahiner’le Ülker Abla’yı konuştuk: “Işık hızıyla abi çekerim”

Seray Şahiner’in romanı Ülker Abla, Everest Yayınları’ndan çıktı. Kitapta erkek şiddetinden kaçan Ülker’in hayatta kalma çabası anlatılıyor. Roman boyunca sıkça tekrarlanan “Hala diriyim.” ifadesi Ülker’in yaşam mücadelesini hafızalara kazıyor ve romanının temelini oluşturuyor. Ülker’in hayatta kalmak için yapmış olduğu taktik ve manevraları mizahla harmanlanmış şekilde kâh gülerek kâh içimiz cız ederek okuyoruz.


Hikâyenin Yok Hali: Devredilen Miras Yoksulluk

Hikâyenin Yok Hali’nde kadınların anlatıları yoksulluğu daha derinden yaşadıklarının açık göstergesi. Kadınlar parça başı iş, çekçeğe çıkma ya da çiçek satma gibi güvencesiz işlerde çalışıyorlar. Düzenli gelir elde etmenin mümkün olmadığı bu işler Pandemi ile birlikte durma noktasına geliyor.


Bir kadın, Bir şair, Üç şiir

Bir kadın şair; Sennur Sezer. Biz onu sadece şiirle edebiyatla ilgili toplantılarda değil, grevdeki işçilerle dayanışırken, yürüyüşlerde, mitinglerde gördük. 8 Mart alanlarında bazen katılımcı bazen de konuşmacıydı. Özcesi Sennur Sezer yaşamın her yerindeydi.



Ve ‘ipek mendil’in işçileri isyan eder!

Bir işçi kadın öyküsü. 1910 yılının ipek iplik ve kumaş üreten emekçileri. Bundan 110 yıl önce yapılmış bir kadın genel grevi! Vizyonda olan ve çok ilgi gören Grev filminden söz ediyoruz. Osmanlı İmparatorluğu dönemi işçilerinin koşullarına hassas bir bakış. Kadınların kötü çalışma koşullarına karşı gösterdikleri direnişin destan gibi anlatıldığı bir yapım.. Gerçek bir konu ve farklı bir dönem sineması. 110 yıl önceki koşullarla günümüzü karşılaştırmak isteyenlerin okuması gereken bir haber aynı zamanda..


Pin It on Pinterest