Tarihten Sesler /Portreler




Ön planda olmayı sevmeyen bir kadın: Mary Morton Kimball Kehew

Burjuva bir aileden gelen Mary Morton sınıfsal konumunu, siyasi bağlantılarını ve kendi ekonomik kaynaklarını işçi sınıfı kadınları için kullandı. Amerikan Kadın Sendikalar Birliği’nin başkanlığını yaptı, ömür boyu yönetiminde bulundu. Kadın işçilerin örgütlenmesinde ücret ve kreş mücadelesinde fikir hocalığı yaptı.



Luisa Moreno: Konserve işçisi kadınları örgütledi

Luisa Moreno sendika lideri ve bir sivil haklar aktivistiydi. İşçi hareketine olan bağlılığı ve çalışmaları, hem Latinlerin hem de kadınların daha güçlü bir ses çıkarmalarını sağladı. Amerika sendikalarında ilk İspanyol başkan yardımcısı, CIO’nun eyalet başkan yardımcısı oldu. Moreno, Guatemala, Küba ve Meksika’da mücadele verdi.


Anarşinin kızıl gülü: Rose Schneiderman

Amerika’ya göç etmiş, Polonyalı Yahudi bir aileden geliyordu. Küçük yaşta işçi olarak çalışmaya başladı.  Sendika temsilciliğinden şube ve merkez yönetimine kadar geldi. Hem sekiz saatlik işgünü hem de kadın işçilerin oy hakkı için mücadele etti.



Tutkulu bir Meksikalı: Emma Tenayuca

Meksikalı, bir işçi örgütçüsü ve komünistti. Meksikalı Amerikalıların sendikal ve siyasi örgütlenmesi için yıllarca çalıştı. Göçmen işçilerin ve kadınların eşit haklar ve eşit ücretler mücadelesi içinde yer aldı. Hayatı duvar resimlerine, belgesellere konu oldu.


Kadın dizgicileri örgütleyen kadın: Augusta Lewis

Bir işçi lideri, eğitim emekçisi ve aktivistiydi. New York 1 No’lu Yerel Kadın Tipografi Sendikası’nı kurdu ve tamamı erkeklerden oluşan Uluslararası Tipografi Sendikası’nda görev yapan ilk kadın oldu. Kadınların oy hakkı, işçi hakları ve Afro-Amerikan eşitliği gibi konuları yayımladığı New Haven Union gazetesini kurdu.


Stüdyo Mühendisi Bayan Mualla

Bir gazete küpüründen hareketle size 1950’li yılların ilk yarısında İstanbul Radyosu’nda mühendis olarak çalışan bir kadının hikâyesini daha doğrusu hikâyesinin bir bölümünü anlatıyoruz. Mualla Hanım, kadınlara kapalı olan kapıları zorlayıp önümüzü açanlardan… Onlara ne çok şey borçluyuz…




Matbaa ve kitap işçisi kadınları örgütledi: Paula Thiede

14 yaşında matbaalarda çalışmaya başladı. Kadın Rotatif Kitap ve Matbaa İşçileri Birliğini kurdu, uzun süre ona başkanlık etti.  Birliğin bu sektördeki karma sendikayla birleşmesinden sonra sendika başkanı oldu.  Kadın matbaa işçilerinin çalışma saatlerinin düşürülmesi ve ücretlerinin yükseltilmesi, ülke çapında asgari ücrete kavuşması için mücadele verdi ve kazandı. 


Agnes Nestor: Eldiven işçilerinin mücadeleci başkanı

17 Yaşında işçi olarak çalışmaya başladı. Eldiven dikiyordu. Eldiven İşçileri Sendikasını kurdu, kadınları buraya üye yaptı. Amerikan Kadın Sendikalar Birliği’nin Chicago Şubesine başkan seçildi. Yaşamı boyunca kadınlara sekiz saatlik iş günü, hamileliğin korunması, ebeveyn izni için çaba sarf etti. Kadınlara özgü bir çalışma mevzuatının oluşturulması gerektiğini savundu. 


Beyaz adama kafa tutan siyah kadın: Rosina Budd Harvey Corrothers Tucker

Rosina Tucker Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da siyahların ekonomik haklar için verdiği mücadelede ön saflarda yer aldı. Hamalların yeterli ücrete, düzgün çalışma koşullarına ve yeni haklara sahip olması için dernekler kurdu, kadın eşleri bu doğrultuda örgütledi. Irkçılık ve cinsiyetçiliğe karşı hep mücadele etti. 104 yaşında hâlâ eğitim vermek için ülkeyi dolaşıyordu.


Kadın işçi mücadelesine damga vuran kadın: Clara Lemlich

Ukrayna göçmeni bir işçiydi. Amerika’da hazır giyim sektöründeki kadın işçilerin örgütlenmesi için mücadele verdi. Uluslararası Kadın Konfeksiyon İşçileri Sendikası’nın kurucuları, 20 binler grevinin örgütleyicileri arasındaydı. Kadın işçilerin çıkarları konusunda erkek sendikacılarla hep çatıştı. Kaldığı yaşlılar evinde bile hemşire örgütlenmesini sağladı. Ölene kadar mücadele edenlerdendi.



Anarko-sendikalist bir feminist: Teresa Claramunt Creus

Hayatını işçilerin taleplerine, kadınların haklarını savunmaya adayan tekstil işçisi, anarko-sendikalist ve feminist bir lider. Kadınların uğradığı çifte sömürüyü kırmak için özerk bir işçi grubu yaratan Teresa Claramunt  için anarşizm ve feminizm birbirinden ayrılmazdı. Cinsiyet temelinde hiçbir sınırlamayı kabul etmedi.


15-16 Haziran’da kadınlar da vardı ama…

15- 16 Haziran Türkiye işçi sınıfının sermayeye karşı yürüttüğü en görkemli kitlesel direnişlerinden biriydi. Kadınlar bu direnişe katıldılar ve fabrikalarda direndiler, yürüyüşlerde yer aldılar, işçi elbiseleriyle yürüyen tekel işçisi kadınlar hepimizin hafızasında yer edindi.


Pin It on Pinterest