Ücret

Vakıf Üniversitelerinde kadın olmak zor: “Rektörümüz kadınlara hanım, erkeklere hocam diye hitap eder!”

Vakıf Üniversitelerinin sayısı devlet üniversitelerine yaklaşırken, hocalara idari personele ödenen ücretler hızla düşütü. Son zamlardan etkilenen çalışanların ücreti artmadı. Hatta pandemide kesildi. Evrak, hizmet işlerinin ve angaryanın kadınlara yüklendiği, çocuk bakımı olanaklarının olmadığı üniversitelerde, yöneticilik görevlerine erkekler getiriliyor. Cinsiyetçi uygulamalar ayyuka çıkarken, sendikalaşma neredeyse yok…

Yazının devamı

Haydi biz de kendi enflasyon hesabımızı yapalım!

Piyasadan satın aldığımız tüketime yönelik mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki ortalama artışa enflasyon oranı denir.  Kendi enflasyonumuz kavramıyla kastettiğimiz ise pahalılık nedeniyle satın alma gücümüzde farklı kayıplar yaşamamızdır. Yaşanan kayıplar herkes için aynı değil.  Kısaca TÜİK’in hesapladığı resmi enflasyon rakamı, enflasyonun herkesin yaşamında o rakam kadar kayıp yarattığı anlamına gelmiyor. 


Pahalılığa ve zamlara karşı kadınlar “ortak mücadele” diyor

Memurlar, işçiler, ücretsiz ev emekçisi kadınlar, emekliler hepimiz zamlardan ve pahalılıktan günlük yaşamımızı devam ettiremez hale geldik. Bazılarımız kirasını ödeyemiyor, kimilerimiz yemeğinden kesiyor, bazılarımız dayakçı kocayı terk edemiyor, kimileri ise taksiye binemiyor artık. Arkadaşımız Ayla Önder memur, işçi, emekli sendikaları ve kadın örgütleri temsilcileriyle pahalılığı, “geçinememeyi” konuştu.


“Yalnız yaşayan kadınlar için kriz hali iyice derinleşti”

Ayşe Panuş’u KESK’ten Eğitim Sen’den feminist hareketten tanıyoruz. Onunla bir söyleşi yapmaya karar vermiş İpek. Ekonomik krizin kadın hayatlarına etkisi ile başlayan söyleşi, bir yerden sonra yalnız yaşayan kamu emekçisi iki kadının, zamlar, ücretler, ikili emek sömürüsü, cinsiyetçi baskılar hakkında deneyim aktarımına dönüşmüş. İyi de olmuş. Konu sıkıntılı ama keyifle okuyacaksınız…


İşleri ustalık gerektirse bile kadınlar daha düşük ücret alıyor

Saniye Evren, tekstilde cinsiyet temelli ücret eşitsizlikleri üzerine çalışan feminist bir araştırmacı. Kapitalizmin erkek egemenliğine eklemlenerek ücret eşitsizliğini büyüttüğünü söyleyen arkadaşımız, bu eşitsizliğin kadın emeğinin nitelik kaybına uğramasına yol açtığını da vurguluyor. Kadınİşçi’nin Kadın Ücretleri Çalışma Grubu çağrısına olumlu bakıyor ve içinde yer alabileceğini belirtiyor.  


Sağlık emekçileri ge-çi-ne-mi-yor!

Yıllardır yandaş sendikaların insafına bırakılan kamu emekçileri son iki toplu iş sözleşmesi sonrasında resmen sefalet ücretlerine mahkûm edildiler. Sosyal haklar zaten pazarlığın gündeminde bile değildi. Her kesimin ayrı ayrı etkilendiği bu dönem, sağlık çalışanları kadınlar için de çok zor geçiyor. Hemşireler anlatıyor.


Kadınİşçi’den çağrı: Haydi feministler “Kadın Ücretleri Çalışma Grubu” oluşturalım!

Asgari ücrette sona gelindi. Kadınlar, kadın ücretleri bu süreçte her zamanki gibi dikkate alınmadı; malum toplum cinsiyetçi ama ücret cinsiyetsiz! Asgari ücretten, ortalama ücrete oradan temel gelir ücretine kadar kadınların ücret meselesini tartışıp, bu konuda politikalar üretmesi, talepler oluşturması gerekiyor. Bunu ancak feministler yapabilir.



İşçi Sevgi’nin eşit ücret zaferi

Binlerce işçi kadın, aynı işi yaptıkları erkeklerden düşük ücret alıyor. Fakat Yargıtay kararı ile ilk kez, eşdeğer iş yapmalarına rağmen kadın işçiler ile erkek işçilere eşit ücret ödemeyen patrona yaptırım uygulandı! Karar, emsal niteliğinde. Zafer kadın işçilerin! Davayı kazanan işçi Sevgi Çelik süreci anlattı. Avukatı Mustafa Bulut ise fabrikalarda yaşanan cinsiyetçi ücret ayrımcılığına karşı izlenebilecek yasal yolların şifrelerini paylaştı.


‘Birlikte sesimiz daha gür çıkıyor!’

Geçtiğimiz günlerde tekstil sektöründen güzel bir haber geldi. Dokuma fabrikasında çalışan bir kadın işçi, kendisiyle aynı işi yapan erkeklerden daha düşük ücret aldığı için verdiği hukuk mücadelesini kazandı. Biz de bu vesileyle TEKSİF’ten Gizem Küçükkömürler ile tekstil işçisi kadınların durumunu ve sendikanın kadın işçiler için ne yaptığını konuştuk 



Üniversiteli işsizliğini Esra Kaya Erdoğan hocamızla görüştük: “Kadın işsizliği daha az göze batıyor”

“İşsizlik uzadıkça işsiz kadının evlenmesi, çocuk doğurması, bir dönem iş hayatına ara vererek çocuğuna kendisinin bakması gibi baskılar artıyor.” şeklinde tespitte bulunan Esra Kaya Erdoğan, kadınların yaşadıklarından hareketle işsizlik sürecinde toplumsal cinsiyet rejimini daha fazla sorguladıklarını söylüyor.


“Güvencesiz çalışma derin yoksulluğun temelidir”

Pandemi ardından gelen hayat pahalılığı dar gelirliyi sarstı. Kimi zaman yiyecek ekmek bulamayan yoksul kadınların hayat mücadelesine şahitlik eden Derin Yoksulluk Ağı’nın kurucularından Hacer Foggo, “Güvencesiz günlük çalışmak derin yoksulluğun temelidir” diye konuştu.


Artan hayat pahalılığının yükü de kadınların omuzlarında: “İttire kaktıra götürüyoruz her şeyi”

Her şeyin, her gün zamlandığı asgari ücretin açlık sınırının da altında olduğu bir dönemde ücretli çalışmanın dışında ev işlerinin de artan yükünü kadınlar taşıyor. Yemesinden, giyiminden, gezmesinden kısarak, sosyal aktivitelerden uzaklaşarak buldukları ‘çarelerin’ çare olmadığını biliyorlar bilmesine de yine de dayanmaya çalışıyorlar. Ancak nereye kadar?


Fındık yolcusu kadınlar

Doğu’dan, Güneydoğu’dan ve farklı bölgelerden aileler, fındık mevsiminde Karadeniz’e akıyorlar. Ekimi, toplanması yoğun emek ve bakım gerektirdiği için genellikle kadınlar çalıştırılıyor. Yevmiyeler hayatı idame ettirecek miktarda olmasa da, yoksulluk kadınları fındığın peşinden sürüklüyor.


Kadınlar niye daha düşük emekli aylığı alıyor?

Avusturya’da 1 Ağustos’a denk gelen Eşit Emeklilik Ücreti Günü, (Eşit ücret günü gibi bir gün) kadınların erkeklere göre daha düşük emeklilik aylığı almasının ardında yatanları konuşmak için uygun bir gün. Avusturya emeklilik sistemi içinde kadınların yeri niye bu kadar kötü, bu konuda neler yapılabilir? İşte, Avusturya Sendikalar Birliği (ÖGB)’nin konu hakkındaki tespit ve talepleri…


Çocukların hatırına bekliyorum

Bir benzin istasyonunda tanıştığımız Selma sessiz ve de sakin duruşunun aksine herkesin baş edemeyeceği zorlu bir hayatın içinde var olma savaşı veriyor.  Bir yandan ekmeğinin peşinde haftanın altı günü çalışırken diğer yandan da koca şiddeti ile boğuşmak zorunda. Şu sıralarda bir de çocuklarının hastalığı ile de uğraşıyor.


Kamu Toplu İş Sözleşmeleri süreci başladı: KESK’li kadınlar ‘Hayatımızı ve haklarımızı kimseye bırakmayız” diyor

Kamu toplu iş sözleşmeleri süreci dün başladı. Süreç her zamanki gibi kadınlar olmadan yürütülüyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kararını destekleyen Memur- Sen’in TİS masasında kendilerini temsil edemeyeceğini söyleyen kamu emekçisi kadınlar, güvenceli iş, insan haysiyetine yarışır bir ücret, kamu kreşleri ve cinsiyetçilikten arındırılmış işyerleri, istiyorlar.


Asgari Geçimler Asgari Yaşamlar

Pek çok sektörde tek tek işçilerin, işçi ailelerinin asgari ücretle borç boyunduruğu altında çalıştığını biliyoruz. Tekstilden, hizmet sektörüne, market mağaza işçilerinden, ev eksenli çalışanlara kadar. Bu listeyi uzatabiliriz. Bu yazıda asgari ücret gerçeğinden yola çıkarak kadın işçilerin açlık sınırında nasıl geçindiklerini ve bunun için hangi stratejileri geliştirdiklerini görünür kılmak istiyoruz.


Emek piyasasında çoklu ayrımcılık

Çoklu ayrımcılık, son dönemde sıklıkla duyduğumuz “kesişimsellik” olarak da kullanılan bir kavram. Çoklu ayrımcılığı toplumda yerleşmiş kuralların, normların, inançların, değerlerin çalışma yaşamında çok katmanlı eşitsizliklere yol açması olarak tanımlayabiliriz.


Pin It on Pinterest