Avcılar Belediyesi’nin Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü, 9-10 Haziran günlerinde Barış Manço Kültür Merkezi fuaye alanında Kadınİşçi’nin hazırladığı Kadın Emeği Almanağı Sergisi’ni açtı. Kadın Danışma Merkezi Sorumlusu Evrim Akdağ ve Sosyal Çalışmacı Zozan Cengiz ile çalışmaları hakkında konuştuk.

Avcılar Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü, 2014’te kurulmuş. Bünyesinde Kadın Danışma Merkezi, Toplumsal Eşitlik Birimi, Kadın Sosyal Yaşam Merkezleri ve Çocuk Etkinlik Merkezleri var. Şiddetle mücadele, kadınların güçlendirilmesi odaklı eğitim, seminer ve atölyeler düzenliyorlar. Psikolojik danışmanlık veriyorlar. Kadın Danışma Merkezi’ne başvuran kadınları ihtiyaç doğrultusunda ŞÖNİM’e, Adli Yardım Bürosu’na, karakola yönlendiriyorlar. Müdürlükte 29 kişi çalışıyor; 25’i kadın, 4’ü erkek. Ekip psikolog, sosyolog, eğitmen, çocuk gelişimci ve ofis çalışanlarından oluşuyor. 8 memur, 21 işçi. Günlük 8, haftada 45 saat.
Müdürlüğün çalışmaları, Avcılar Belediyesi’nin “kadın dostu kent” perspektifi çerçevesinde ele alınıyor. “Kadın dostu kent” olmayı nasıl tariflediklerini konuştuğumuzda kadınlar, bu perspektifi şöyle tanımlıyor: “Kadınların eğitimde, siyasette, kısaca hayatın her alanında eşit ve etkin şekilde var olmalarını savunuyoruz. Bu bakış açısıyla çalışmalar yürütüyoruz.”
2020 yılında Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı imzalanmış belediye tarafından. Bu şartın gereği olarak 2025-2029 yıllarını kapsayan bir Yerel Eşitlik Eylem Planı hazırlanmış. Müdürlüğün kurulması, Kadın Danışma Merkezi, Toplumsal Eşitlik Birimi, Engelli Yaşam Merkezi gibi yapıların oluşturulması, farkındalık eğitimlerinin yaygınlaştırılması hep bu plan çerçevesinde gerçekleştirilmiş.

“Daha çok sosyal ve ekonomik destek talebi alıyoruz”
Merkeze en çok hangi taleplerle gelindiğini soruyoruz. Fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet başı çekiyor. Ama hemen arkasına ekonomik yetersizlik geliyor: “Ekonomik yetersizlikten dolayı daha çok sosyal ve ekonomik destek talebi alıyoruz.” Bu iki şeyin -şiddet ve ekonomik yoksunluğun- iç içe geçtiği bir tablo. Biri diğerini besliyor, çoğu zaman birbirinden ayırt etmek de güçleşiyor.

Mahallelerde Morbüs ve Mobil Kreş
Merkeze gelemeyenler için farklı bir yol denenmiş. Morbüs -Mobil Kadın Dayanışma Aracı- ve Mobil Kreş, farklı mahallelere giderek hizmet götürüyor. Hedef kitlesi ev içi bakım yükü fazla olan, çocuk, engelli ya da yaşlı bakımını üstlenen, yerel hizmetlere erişimi kısıtlı kadınlar. Haftanın belirli günleri farklı mahallelere gidiliyor. Psikolog, sosyal çalışmacı, eğitmen eşliğinde ve tamamen ücretsiz olarak kadın sağlığı, beden farkındalığı ve özsavunma eğitimleri; şiddetle mücadele ve farkındalık atölyeleri, hukuki ve sosyal destek bilgilendirme seminerleri, psikolojik danışmanlık, el sanatları ve grup egzersizleri sunuluyor. Kültürel ve sosyal geziler de bu kapsamda.
Evrim ve Zozan, bu uygulamanın hedeflerini şöyle sıralıyor: kadınların kamusal yaşama katılımını artırmak, görünmeyen bakım emeğini toplumsallaştırmak, sosyal ve hukuki destek hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak, şiddet karşısında yalnız olmadıklarını hissettirmek ve dayanışma ağlarını güçlendirmek.
Mobil Kreş ise 4-12 yaş arası çocuklara yönelik. Anneler etkinliklere katılırken çocuklar güvenli, eğitici bir alanda oluyor. Geleneksel sokak oyunları da bu kapsamda yeniden kamusal yaşamın bir parçası haline getirilmeye çalışılıyor. Kadınların çocuk bakımına harcadığı zamanı haftalık ortalama 3 saat olarak hesaplamışlar.

“Konut sorununu çözemiyoruz”
Belediyenin yetkisinin bittiği, sınırlarının olduklarını hissettikleri noktaları soruyoruz. Cevap doğrudan geliyor: “Örneğin evi terk etmek zorunda kalan bir kadın veya boşanmış bir kadın için konut sorununu çözememek veya maddi destek sağlayamamak diyebiliriz buna. Bu demek değil ki biz burada yetkimiz yok deyip konuya karşı kayıtsız kalıyoruz. Bu konu ile ilgili kurumlar düzeyinde iletişim kurmak için çabalıyoruz.”
Yönlendirme meselesinde de benzer bir tablo var. Başvuran kadınları ŞÖNİM’e, Adli Yardım Bürosu’na, karakola yönlendiriyorlar. Ama bu noktada iş bitmiyor. “Kadınların ve çocukların bu yıpratıcı süreçte yasal işlemlerin uzunluğu nedeniyle zorlu deneyimler yaşadıklarına zaman zaman şahit oluyoruz” diyor kadınlar. Bunun üzerine bir uygulama geliştirmişler: yönlendirilen kadınları düzenli arayarak takip ediyorlar. Sistemi değiştiremiyorlarsa en azından içinde kaybolup gidenleri tutmaya çalışıyorlar.
Çalışanlar için destek mekanizması
Vakalar ağır ve çeşitli. Peki çalışanlar nasıl baş ediyor? Mor Çatı ve İBB gibi kurumlardan ihtiyaç halinde eğitim aldıklarını söylüyorlar; şiddetle mücadele ve bununla başa çıkma yöntemleri üzerine.

Kariyer Merkezi’nden el emeği pazarına
Ekonomik güçlenme meselesine gelince tablo hem somut hem sınırlı. Kariyer Merkezi aracılığıyla çalışmak isteyen kadınlar öne alınıyor. Protez tırnak, kuaförlük gibi meslek edindirme kursları açılıyor. Her yıl düzenlenen Kadın El Emeği Pazarı’nda kadınlar ürettiklerini doğrudan satıyor ve bir araya geliyor. “Üreten Eller Projesi” ise el emeklerini dijital ortama taşımak için mentorluk ve eğitim sunuyor.
Yazarak biraraya gelmek: Mor Kalem
Hukuki ve psikolojik desteklerin yanı sıra, kadınların kendilerini ifade edebilecekleri alanlara da yer verilmiş. Mor Kalem Yazı Atölyesi bunların en görünür olanı. “Kadınlar yazının ve edebiyatın gücüyle buluşuyor, hem kendi hikayelerini yazıyorlar hem de harika bir kadın dayanışması yakalıyorlar” diyor Evrim. Kadınlar iç dünyalarını keşfetmekle kalmıyor, seslerini dışarı da taşıyor. Bunun somut bir çıktısı da olmuş: “Mor Kalem Kadın Öyküleri 4” kitabı yakın zamanda yayımlanmış.

İşyerinde eşitlik: “Beklenen sonuçlar elde edilemedi”
Belediyenin bir de Toplumsal Eşitlik Birimi var ve yerel yönetim hizmetlerinde fırsat eşitliğini sağlamak ve cinsiyet eşitliğini gözetmek amacıyla çalışıyor. Eşitlik eylem planlarının hazırlanmasına öncülük ediyor, ilçe genelindeki ayrımcılık karşıtı çalışmalara katılıyor.
Yerel yönetimlere dönük baskıların arttığı ve belediye yetkilerinin giderek kısıtlanıp merkezi yönetime bağlandığı dönemlerde bile kadınların dar alanları kadınlar için genişletme çabalarına bir örnek yaratma çabasında kadınlar. Bunu yaparken belediye içerisinde de çalışmaları var. Belediye bünyesinde kadın yönetici sayısında artış olmuş. Şoförlük gibi geleneksel olarak erkek alanı sayılan pozisyonlarda da kadın istihdamı artırılmış. Ama değerlendirmeleri şu şekilde: “Genel olarak baktığımızda beklenen sonuçlar elde edilememiştir.”










