Geçtiğimiz yıllarda İspanya, İsviçre, Arjantin, Yunanistan gibi birçok ülkede milyonlarca kadın, feminist hareketin çağrısıyla 8 Mart’ta ücretli ve ücretsiz emek alanında greve çıkmış ve feminist talepler etrafında eylemler organize etmişlerdi. Türkiye’de bu yıl ilk kez DİSK’in çağrısıyla bir kadın grevi yapılacak. Öncelikli olarak DİSK’in örgütlü olduğu işyerlerindeki kadın işçilerin greve katılımı beklense de kadın komisyonu tüm işkollarında çalışan kadın işçileri ve ev kadınlarını bu greve katılmaya ve 7 Mart’ta meydanlarda buluşmaya çağırıyor.
Kadın grevinin örgütlenme sebeplerine dair basın açıklamasında şunlar aktarıldı:
“2024’ten bu yana toplumsal cinsiyet eşitsizliği katlanarak büyüdü, kadın cinayetleri arttı, hayat pahalılığı ve kadın yoksulluğu durdurulamaz seviyelere çıktı. Kadın işsizliği katlandı. 2025’te ise bir kez daha emeğimizi karşılıksız bırakacak, bizi eve hapsedecek, yoksul bırakacak, şiddete açık hale getirecek politikalara olan ısrardan vazgeçilmedi. Biz kadınlar, 8 Mart’a giderken hayat pahalılığına, düşük ücretlere, güvencesiz istihdam politikalarına ve ayrımcılığa karşı itiraz sesimizi yeniden yükseltiyoruz. Hem çalışma hayatında hem de görünmeyen ev içi emeğimizdeki eşitsizliklere, güvencesizliğe, baskılara, şiddet ve tacize karşı birlikte duruyoruz.”

Ev işlerini bırak hayatı durdur
Dünyadaki feminist grevlere benzer şekilde kadın grevinin yalnızca ücretli emek alanıyla sınırlı kalmaması çok önemli. Evde görünmeyen bakım emeğini üstlenen kadınların 7 Mart günü “evde yıkadığı bulaşığı, çamaşırı, yaptığı yemeği” bırakıp greve katılması ve bir gün de olsa hayatı durdurarak kadınlarla buluşmasına yönelik bir çağrı yapılıyor.
Kadın grevinin en temel talepleri arasında “eşit işe eşit ücret” ve işyerlerinde şiddet ve tacizin önlenmesi için kritik önem taşıyan ILO 190 sayılı sözleşmenin onaylanması yer alıyor.
“Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, hayatın bütünün de olduğu gibi çalışma hayatında da hâlâ sürüyor. Sadece kadın olduğumuz için erkeklerle eşdeğer işleri yapmamıza karşılık daha düşük ücret alıyoruz. Çalışma hayatında cinsiyet, ırk, ücret ve inanç ayrımcılığına karşı grevdeyiz! Eşit işe eşit ücret istiyoruz!”
İktidar kadınları eve hapsetmek istiyor
Ayrıca, iktidarın 2025 yılını “Aile Yılı” ilan etmesinin kadınların eve hapsedilmesine ve emeğinin değersizleştirilmesine neden olacağı belirtilerek, kadınların üzerindeki bakım yükünü alacak sosyal politikaların hayata geçirilmesine dair talepler dile getirildi.
“Doğum teşviki ve benzeri politikalar, kadınların bakım (çocuk, hasta, yaşlı) yüklerindeki eşitsizlikleri gidermek amacı taşımadığı gibi kadın istihdamını korumuyor. En az 8 saat üretimde düşük ücretler karşılığında, en az 4 saat ise evde ücretsiz ve karşılıksız çalışıyoruz. Bu nedenle ücretli emeğimizde olduğu gibi görünmeyen emeğimiz için de mücadele ediyoruz. Kadınların üzerindeki bakım yükünü alacak kamusal sosyal politikaların hayata geçirilmesini istiyoruz. Anne desteği değil ebeveyn desteği talep ediyoruz! Gebelik izni değil, ebeveynlik izni istiyoruz! Doğum teşviki değil nitelikli, kamusal, ücretsiz kreş istiyoruz! Bizim için düzenli ve güvenceli istihdam istiyoruz!”
TALEPLER
- İstanbul Sözleşmesi’nin fesih kararından derhal vazgeçilip Sözleşme ve 6284 sayılı Kanun etkin bir biçimde uygulanmalıdır.
- 25 Haziran 2021’de yürürlüğe giren ILO 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi Türkiye hükümeti tarafından onaylanmalı ve uygulanmalıdır.
- Toplumsal cinsiyet temelli suçlarda, kadın cinayetlerinde cinsiyetçi iyi hal, tahrik indirimi gibi uygulamalardan vazgeçilmelidir. Cezasızlık politikalarına hemen son verilmelidir.
- Nafaka hakkının gaspına yönelik tartışmalara son verilmelidir.
- Kadınların bakım emeği yükünün üzerinden alınması için kamusal sosyal politikalar hayata geçirilmelidir.
- Kreş, gündüz bakım evi, hasta ve yaşlı bakım evleri merkezleri yaygınlaştırılmalı, herkesin ücretsiz yararlanabileceği bir hak olarak tanımlanmalıdır.
- Çalışma hayatında kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıklar terk edilmeli, güvenceli ve insana yakışır işler yaratılmalıdır.
- İktidarın politikalarında kadın istihdamını artırmak için önerilen esnek çalışma biçimleri yerine kadınlar için tam zamanlı ve güvenceli istihdam olanakları yaratılmalıdır.
- Yetki ve karar mekanizmalarında eşit temsiliyetin hayata geçirilmesi sağlanmalıdır.
- Eşit işe eşit ücret politikası hayata geçirilmeli, her işyerinde uygulanması için denetleme mekanizmaları oluşturulmalıdır.
Mor fularımızla eylemdeyiz
Kadın grevinin simgesi ise “mor fular”. Bütün kadınların 7 Mart’ta mor fular takarak greve katılması bekleniyor. Grevin örgütlenme süreci çeşitli illerde basın açıklamaları ve bildiri dağıtımları ile devam edecek. Gelecek hafta salı günü Kadıköy Salı Pazarı’nda ve Merter’deki tekstil atölyelerinde bildiri dağıtımı yapılarak, farklı çevrelerden kadınlar greve çağrılacak. Ayrıca, tüm kadın sanatçıların, milletvekillerinin, belediye başkanlarının bu grevi sahiplenmesi isteniyor.
Basın açıklamasının ardından DİSK kadın komisyonundan kadınlarla ve toplantıya katılan bazı kadın işçilerle görüşme fırsatımız oldu.
Genel İş İstanbul 2 Nolu Şube’den Zuhal Kaynak, kadın grevine dair şunları söyledi:
“Her sene 8 Mart’ta çeşitli etkinlikler yapıyoruz, eylemlere katılıyoruz. Ama sesimizin daha fazla yükselmesi ve taleplerin görünür olması için bu yıl kadın grevini örgütleme kararı aldık. Dünyadaki örneklerine de baktığımızda bu bizi çok heyecanlandırdı. Neden olmasın dedik. Çünkü biz bunu yapabilecek güçteyiz dedik. Umarım, bütün kadın arkadaşlarımızla çok güçlü bir eylem yapacağız. Çağrımız tüm kadınlara. Evdeki, atölyedeki, plazadaki, okuldaki her kadının o gün hayatı durdurmasını istiyoruz. Çocuğunu da alsın gelsin kadınlar. Biz birlikte olalım, güçlü olalım, taleplerimizi hep birlikte haykıralım.”

“Kadınlar yoksullaştı, yoksulluk kadınlaştı”
Genel İş İstanbul Konut İşçileri Şube Başkanı Nebile Irmak, kadın grevinin örgütlenme sürecini şöyle anlattı:
“Yaklaşık 2 aydır DİSK kadın komisyonu olarak bunu tartıştık. Türkiye’de çok ciddi bir demokrasi sorunu var, yoksulluk gittikçe artıyor. İnsanlar temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Toplu iş sözleşmelerini yapıyoruz, ama bir ay sonra ücretler eriyor. Kimsenin ağzını açamadığı bir dönemdeyiz ama kadın mücadelesinin öncü olabileceğini 25 Kasım’lardan, 8 Mart feminist gece yürüyüşlerinden biliyoruz. Kadınlar direniyor, jopa da tazyikli suya da gözaltıya da direniyor. Şimdi kadın işçilerin durumu hiç iyi değil. Çünkü çifte vardiya çalışıyor. 8 saat işyerinde, 4 saat evde çalışıyor. Yükü gittikçe ağırlaşıyor, yoksulluk bu yükü daha da artırıyor. Kadın yoksullaştı, yoksulluk kadınlaştı. Türkiye’de ilk kez yapacağız kadın grevini. Kadın örgütlerinin, basının, demokratik kitle örgütlerinin de destekleyeceklerini düşünüyoruz. Gazeteciler/siyasetçiler gözaltılarla, belediyeler kayyumlarla baskılanmaya çalışılıyor. Bu baskılara direnmenin bir yolu da grevdir, direniştir, sivil itaatsizliktir. Buna da kadınların öncülük etmesi gerekiyor. 7 Mart’ı iş günü olduğu için seçtik, işyerlerinde grevde olduğumuzu ilan edeceğiz, evdeki kadınların da mesajlarını paylaşacağız. Bir alanda kadınlar olarak eylem de yapacağız.”
“Kadın grevini örgütlü olduğumuz işyerlerinden başlatarak yayacağız”
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, ülke çapında tüm kadınlara kadın grev çağrısını ulaştırmak için çalıştıklarını söyledi:
“Uzun bir süredir kadın komisyonumuzda 8 Mart’ı ve öne çıkaracağımız talepleri konuşuyoruz. Kadınlar olarak çok zor bir dönemden geçiyoruz. Ülke çok sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı kadınların yükünü daha da artırıyor. Bakım yükümüz daha da arttı. Bu tespitlerden hareketle, bu yıl işyerlerinde yapacağımız çalışmaları bir adım daha ileriye taşıyalım istedik ve kadın grevi çağrısı yapma kararı aldık. Örgütlü olduğumuz işyerlerinden başlayarak yayılmasını istiyoruz. Kadınların kadınlara çağrı yapmasını istiyoruz. Sadece işyerindeki ücretli emeğimizi değil, hiç görünmeyen ev içi emeğimizi de görünür kılmak adına çok önemsiyoruz bu grev çağrısını. Bu yüzden ev kadınlarına ulaşmayı çok önemsiyoruz. Kadın örgütleriyle, emek örgütleriyle toplantılar yaptık. Bunu da devam ettirmek istiyoruz. 7 Mart’ta herkesin işini bırakıp meydanlarda olmasını istiyoruz. Bunu da tüm Türkiye’de örgütlüyoruz.”
Küçükçekmece Belediye’sinde çalışan Türkan ise “Türkiye’de tüm kadınların eşit ve özgür olması ve haklarını kullanabilmesi” için greve çıkacaklarını söyledi. Avcılar’da İBB yurdunda kat görevlisi olarak çalışan Türkan’a kadın grevine dair görüşlerini sorduğumuzda ise şunları söyledi:
“Ülkede yasaların uygulanmasını ve kadın cinayetlerinin, kadına yönelik şiddetin son bulmasını istiyorum. Ben evimde huzurlu olabilirim ama bir kadın arkadaşım huzurlu değilse, ben onu savunmak zorundayım. Haklarımızı istiyoruz bu yüzden 7 Mart’ta grev yapacağız, alanlarda, sokaklarda olacağız. Kadınlar olarak çok fazla eziliyoruz. Benim gençliğimi, çocuğumun gençliğini mahvettiler bu ülkede, o kadar öfkeliyim ki anlatamam.”
Kadın İşçi olarak, kadın grevine destek olmaya ve eylem süreçlerini takip etmeye devam edeceğiz.