Dosya/Araştırma

Bu yazı sadece bir kitap eleştirisi değil. Hülya Osmanağaoğlu, TYÜ kuramını temel alan bir feminist mücadele ile patriyarka – patriayarkal kapitalizm – kapitalist patriyarkayı temel alan feminist mücadele arasındaki temel ayrım, gündelik hayatımızdaki erkek egemenliğini merkeze koyarak bütünlüklü bir mücadele vermek ile sermayenin gündelik hayatımızdaki belirleyiciliğini merkeze koyarak mücadele vermek arasındaki farkta somutlanıyor, tespitini tarihsel analizle de harmanlayarak TYÜ tartışmalarına yeni bir boyut getiriyor.
AKP iktidarı İş Kanunu’nda değişiklikler yapmayı planlıyor. Yapılan değişikliklerin işçilerin değil sermayenin çıkarları doğrultusunda olacağını önceki deneyimlerimizden biliyoruz. Arkadaşımız Nesrin, İş Kanunu’nun tarihçesini ve imzalanmayan ILO sözleşmelerini anlatıyor.
Geçtiğimiz nisan ayında başladığımız ve aralık ayında tamamlanan Kadınİşçi’nin “Depremden Etkilenen Kentlerde Kadınların Ücretli Ücretsiz Emeği” adlı raporunun çıktıları, Bağlam Yayıncılık’ın toplantı salonunda basın ve kadın örgütlerine anlatıldı.
Deprem bölgesinde konteyner kentlerde kimi ihtiyaçlar kısmen sağlanmış olsa da bazı ailelerin hâlâ birlikte yaşamak zorunda kalması, kadınların ev içi yükünü artıyor. Bu duruma ulaşım sorunu da eklenince kadınların ücretli emeğinin koşulları değişiyor. Kadınlar güvencesiz ve part-time işlere mahkûm hale geliyor.
Araştırmacı Sezen Yılmaz ile 1. Dünya Savaşı döneminde kadınların ücretli-ücretsiz emeğini konuştuk. Yılmaz, kadın istihdamı açısından savaşın dönüm noktası olduğunu söylüyor. Kadına yönelik cinsiyetçi, ahlakçı bakıştan da söz eden Yılmaz, ev işçisi kadınların muhtar ve imamdan ‘namuslu belgesi’ almak zorunda olduğunu anlatıyor.
Kadınİşçi bir süredir deprem bölgesinde kadınların ücretli ve ücretsiz emeğini inceliyor. Malatya, Kahramanmaraş ve Hatay’da kadınlarla yaptığımız görüşmeler, bölgelere göre farklılaşan ücretli çalışmanın ortak yönünün güvencesizlik ve düşük ücret olduğunu gösteriyor. Deprem sonrasında ağırlaşan ev işleri ise tüm kadınları zorluyor.
AKP’nin başını çektiği kadın düşmanı ittifaka milyonlarca kadın neden oy verdi? Seçim süreci ve sonrasında yaşananlar, feminist politika açısından bize ne söylüyor? Önümüzdeki süreçte nasıl bir mücadele hattı izlemek gerekiyor? Feminist yazar Handan Koç’la konuştuk.
TGS’nin ‘Türkiye’de Gazetecilik: Algı ve Profil Araştırması’, medya sektöründe toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikleri de gözler önüne seriyor. Buna göre, kadın gazeteciler daha güvencesiz çalışıyor; baskı, mobbing ve sansüre daha çok maruz kalıyor, meslek hastalıklarına daha fazla yakalanıyorlar.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!