Deprem bölgelerinde değişen istihdam biçimleri: Kamu eliyle kadınlara güvencesiz istihdam alanları oluşturuluyor…

Deprem bölgesinde konteyner kentlerde kimi ihtiyaçlar kısmen sağlanmış olsa da bazı ailelerin hâlâ birlikte yaşamak zorunda kalması, kadınların ev içi yükünü artıyor. Bu duruma ulaşım sorunu da eklenince kadınların ücretli emeğinin koşulları değişiyor. Kadınlar güvencesiz ve part-time işlere mahkûm hale geliyor.
Paylaş:

Deprem sonrası kadınların emek süreçlerini takip etmek amacıyla depremden etkilenen kentlerde gerçekleştirdiğimiz araştırma kapsamında depremin değiştirdiği koşullarda kadınların ücretli-ücretsiz emek kıskacındaki koşullarına ve deneyimlerine dair ilk izlenimlerimizi daha önce paylaşmıştık. Depremin ve ilk ziyaretimizin üzerinden aylar geçti. Buna rağmen her ne kadar bazı asgari ihtiyaçlar kısmen sağlanmış olsa da bu kentlerde yaşayan insanların yaşamsal faaliyetlerini düzenli devam ettirebilecekleri koşullar henüz sağlanmış değil. Bu durum kadınların depremden önce de ücretli ve ücretsiz emek alanında karşılaştıkları sömürünün daha da derinleşerek devam etmesine yol açıyor.

Depremin üzerinden geçen aylar sonrasında görüştüğümüz kadınların bir kısmı artık konteyner kentlerde yaşamaya başlamış, bir kısmı yıkılmayan az veya orta hasarlı evlere yerleşmiş, bazıları ise hâlâ çadırlarda yaşamını sürdürüyorlardı. Depremden sonraki ilk aylarda henüz konteyner kentler kurulmadan önce aileler, koşulların mecburiyetiyle aynı alanlarda geniş aile olarak yaşamaya başlamışlardı. Daha sonraki ziyaretlerimizde konteyner kentlerin inşası ve ailelerin buralara yerleştirilmesiyle birlikte bu durum azalmış görünse de aynı konteyner kentlerde hâlâ geniş ailelerin iç içe yaşamları söz konusu.

Geniş aile ile yaşamak demek, kadınlar için birçok erkeğin ve çocuğun bakım yükünü üstlenmek, özel bir alandan mahrum kalmak, kalabalık nüfusla kirlenen barınma yerini devamlı temiz tutmaya çalışmak ve kalabalık nüfusun yemek ihtiyaçlarını karşılamak demek. Hanenin yeniden üretim emeği çadır ve konteyner koşullarında kadınları daha da tüketen faaliyete dönüşüyor. Normal şartlarda evlerinin düzeninde harcadıkları emeğin çok daha fazlasını yaşanabilir bir düzen kurmak için sarf ediyorlar. Ancak bu eğreti yaşam koşulları kadınların ev içi emekleri açısından adeta “dikiş tutmayan” bir düzenek. Barınma yerlerinin fiziki koşulları mevsim şartlarıyla zorlaştığında veya tahrip olduğunda bunu yeniden kurmak da kadınların görevleri arasında sayılıyor.

Kadınların ekip biçtiği bazı tarlalara el kondu

Tüm bunların yanında bir de yardımların çekilmesiyle birlikte geçim derdi, evin ihtiyaçlarının hesaplanması ve uygun maliyetlerle giderilmesi, sosyal yardımlar için başvurmak gibi sorumluluklar da kadınların iş yüklerine ekleniyor. Kadınlar, çeşitli yardımları toplayarak hanenin ihtiyaçlarını karşılamak üzere hesaplar yapıp, bunları hayata geçirmek zorunda kalıyorlar. Gıda ve hane içi diğer harcamaların yanı sıra okulların ve yerleşim alanlarının değişmesi sonucu öğrencilerin ücretlerini ailelerin karşıladığı servislere mahkûm edilmeleri, genel ulaşım ücretlerinin çok yükselmesi, öğrencilere okullarda yemek verilmemesi gibi sorunlar, bu sorunlara herhangi bir şekilde müdahale edilmemesi veya kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılmaması hane içinde kadınların bu harcamalarla muhatap olması ve çözümler üretmek zorunda kalması anlamına geliyor.

Gülşen anlatıyor:

Kadınlar açısından gündelik hayatlarını ve ev içi emeğin görünümünü etkileyen bir başka sorun ise özellikle Hatay’da bazı arazilere devlet tarafından el konulmuş olması. Erkekler çoğunlukla şehir dışında veya yurtdışında olduğu için çoğunlukla kadınların işlediği, ekip biçtiği ve geçimlik ürünlerini çıkarmanın yanı sıra kalan kısmını da satarak geçimini sağladığı bahçelere konteyner kentler, konteyner marketler ve TOKİ’ler inşa edileceği söylenerek ellerinden alınmış. Kadınlar için yaşamsal öneme sahip bahçelerin yok olması bu kadınlar için geçim kaynaklarının yok olması demek. Daha önce herhangi bir markete bağlı olmadan meyve ve sebzelerini yetiştiren, kışlık tüketecekleri gıdaları hazırlayabilen kadınlar, bu arazilerin ellerinden alınmasıyla, tamamen marketlerde satılan gıdaya bağımlı hale geliyorlar. Bu durum, gündelik hayatın maliyetlerini arttırdığı gibi kadınların geçimlik bir ücret kazanmak için de ayrıca iş arayışına girmelerini gerektiriyor.

Ücretli çalışmanın önündeki engeller: Ulaşım ve çocuk bakımı

Depremden sonraki dönemde devamlı olarak değişkenlik gösteren koşullarda artan hane içi yeniden üretim sorumlulukları kadınları daha önce çalıştıkları işlere dönmekten veya yeni iş aramaktan alıkoyuyor. Bazıları için geniş ailenin bakım, yemek, temizlik ve barınma sorunlarıyla ilgilenirken, kadınların gün içinde ücretli bir işte çalışabilmek için zamanları pek de kalmıyor. Buna ek olarak görüştüğümüz birçok kadın depremden sonra hem kendilerinin hem de çocuklarının deprem nedeniyle birbirlerine daha bağımlı hale geldiğini ifade ediyor. Kadınlar, çocukların ruh halleriyle ilgili sorunları da etkin bir sosyal hizmet ve psikolojik desteğin olmaması sebebiyle bizzat üstlenmişler. Kadınlar çocuklarını yalnız bırakmak istemedikleri gibi çocuklar da evlerde yalnız kalmaktan korkuyorlar. Bu durumdaki çoğu kadın, çocuğuyla birlikte kalıp onunla ilgilenmeyi ücretli bir işte çalışmaya tercih ediyor.

Kadınların deprem bölgelerinde istihdama katılamamalarının nedenlerinden biri de önemli ölçüde ulaşım sorunu. Depremin üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen ulaşım hizmetinin etkin şekilde sunulmaması, durakların değişmesi, seferlerin azalması ve çoğunlukla iptal olması nedeniyle kadınlar ya iş yerlerine zaten erişemiyor ya da akşamları işten döndüklerinde depremden önce güvenli buldukları yolları ve yürüme mesafelerini artık güvensiz buluyorlar. Böylelikle toplu taşıma kullanarak akşam eve dönecekleri, evlerinden uzak iş seçeneklerini tercih etmiyorlar. Toplu taşıma ücretlerinin son aylarda çok fazla artış göstermiş olması da kadınları uzak mesafelerdeki işlere gitmelerinden alıkoyuyor. Ulaşım sorunu, kentin güvenlik sorunuyla da birleşince deprem bölgelerinde kadınları istihdamdan önemli ölçüde geri tutuyor, olası istihdam olanaklarına erişmelerini engelliyor. Hizmetlere erişim ve barınma sorunları tam anlamıyla çözülmeden kadınlar düzenli gitmeyi gerektiren ücretli bir işe girmeyi ikinci plana atıyorlar.

Uyumaya dahi vakti kalmıyor

Depremden sonra her ne kadar birçok kadın yoğunlaşan ev içi iş yükleri ve yukarıda anlattığımız çeşitli nedenlerle istihdamdan uzak kalmayı tercih etmek zorunda kalsa da eğretileşen, güvencesizleşen ve maliyeti artan yaşam koşullarını daha iyi hale getirmek, ekonomik koşullarını iyileştirmek, evleri yeniden inşa etmek veya artan kira fiyatlarını karşılayabilmek amacıyla birçok kadının da iş aradığını ve çalışmaya başladığını bölgeden edindiğimiz izlenimler ve kadınların aktarımları sayesinde ifade edebiliriz. Kadınlar, sigortalı ve asgari ücretle çalışacakları bir iş bulsalar dahi çoğunlukla bunun artık evin geçimini sağlamaya yetmediğini, bu sebeple sigortalı işlerinden arta kalan zamanlarında da yevmiyeli işlere gitmek zorunda kaldıklarını ifade ediyorlar. Haftanın yedi günü gelir getirici bir işte çalışma mecburiyeti, hanenin bakım, yeniden üretim ihtiyaçlarını da yerine getirme zorunluluğuyla birleşince kadınların neredeyse uyumak için dahi zamanları kalmıyor.

İşler part-time dönüştürüldü

Görüşme yaptığımız kadınlar, depremden sonra çalışma koşullarının genel olarak ve herkes için olumsuz yönde değiştiğini ifade ediyor. Depremle birlikte işsiz kalan insanlara deprem sebebiyle iş aramak zorunda kalan insanlar da eklenince bu kentler patronlar için her an yerleri doldurulabilir ucuz işçi depoları haline geldiler. Patronlar, istedikleri biçimde çalışmayan işçileri işlerinden çıkarıp yerlerine hızlıca ucuz ve her türlü çalışma koşuluna razı gelecek başka işçiler bulabiliyorlar. Bunun yanı sıra, patronların maliyetlerin artışını ve işlerin azalışını bahane ederek çalışan sayılarını düşürdüklerini veya işleri part-time hale getirdiklerini ifade ediyor kadınlar. Böylece patron, kalan işçilerin iş yüklerini artırarak veya part-time süresinde çalışanlara tam zamanlı iş yükleri yükleyip en azından asgari ücretten ve sigorta masrafından kaçınarak kâr oranlarında kayıp yaşamamayı ve hatta daha fazla kâr edebilmeyi kendisi için garanti ediyor. Geçim sağlanacak bir ücrete en kısa zamanda ulaşmanın zaruretiyle birçok kişi bu çalışma koşullarına razı geliyor.

Boşandıkları erkeklerle evlenmek zorunda kalan kadınlar var

Görüşme yaptığımız kadınlar, bu değişen çalışma koşullarından kadınların erkeklere göre daha çok etkilendiklerini ifade ediyorlar. Erkeklerin en azından artan sayıdaki inşaat ve konteyner imalatı gibi işlerde yevmiyeli çalışsalar dahi günlük 2 bin TL’yi bulan ücretlerle çalışabildiklerini ancak kadınların yaptıkları işlerin ücretlerinin çok düşük olduğu örneğini veriyor kadınlar. Bunun yanı sıra, görüştüğümüz kadınlara eşlerinin çalışıp çalışmadığını sorduğumuzda bir kısmının mevcut iş olanaklarındaki ücretlerinin ve çalışma koşullarının düzgün olmadığını söyleyerek çalışmadıklarını öğrendik. Kadınlar ise evin geçimini de yüklendikleri içim ücret ve çalışma koşulları konusunda seçenekleri değerlendirme şansına hiç sahip olamamışlardı. Buna bir de deprem bölgelerindeki patronların çalışma biçim ve koşulları konusunda daha öncesine göre daha da keyfi olan ve denetime tabii olmayan uygulamaları eklendiğinde kadınlar birçok iş yerinde kötü muamele, uzun çalışma saatleri ve hak kayıplarıyla karşılaşıyorlar.

Depremin, büyük çaba ve ağır yüklerle kurduğu düzeni yerle bir etmiş olması, kadınların çalışmaları için gereken kreş gibi ön koşulların sağlanmaması, bu koşullar sağlanamadığı için işe geri dönmeleri mümkün olmayan ancak işten ayrıldıklarında da hiçbir hakkından faydalanamayacak olan kadınları, en fazla kazanabildikleri asgari ücretin yarısını kreşlere ve servislere vermeye zorunlu hale getiriyor. Birçok kadın depremden sonra bu sebeplerle işten ayrılmak istediklerinde ve tazminat alamadıklarında “evlilik sebebiyle işten ayrılma” neticesinde oluşan tazminat haklarından faydalanabilmek için daha önceden boşanmış oldukları eşleriyle tekrar evlenme yolunu seçebiliyorlar. Boşanıp, kendi başlarına yeni bir hayat kurmuş kadınlar için bu, boşandıkları erkekle tekrar bir arada yaşama zorunluluğunu da beraberinde getiriyor.

Depremden Etkilenen İllerde Kadın Emeğinin Genel Görünümü:

Boş zamanlarında yevmiyeli işe gidiyorlar

Bu kentlerde karşılaştığımız ve görüştüğümüz kadınların ve onların çevrelerindeki kadınların arasında İŞKUR’un Toplum Yararına Programlar (TYP) kapsamında sunduğu işlere girip çalışanlar da çok bulunuyor. Ziyaret ettiğimiz konteyner kentlerde de temizlik, güvenlik, çamaşırhane sorumluluğu gibi işlerde yüksek oranda kadınlar çalışıyor. Bunlar, TYP kapsamında şimdi dokuz aylık bir uzatmaya da tabii olan ancak aslen altı aylık sözleşmelerle işe alınan kadınlar. Bunun dışında, kadınlar TYP kapsamında okul, hastaneler, belediye, kaymakamlık gibi kamu kurumlarında bazı hizmetlerin yerine getirilmesi için İŞKUR tarafından kısa süreli istihdam ediliyorlar.

Bu çerçevede, depremden etkilenen kentlerde yaşayan kadınlar da ilk etapta TYP ile işe alınmayı en azından bir asgari ücrete kavuşmuş olmaları ve sigortalı olabilmeleri bakımından olumlu değerlendiriyor. Çoğu kadın TYP sayesinde ilk kez sigortalı ve asgari ücret seviyesinde bir işte çalıştığını dile getiriyor. Depremin oluşturduğu koşullar ve bölgede kadın istihdamının deprem öncesi çoğunlukla kayıt dışı istihdam dâhilinde şekillendiğini göz önünde bulundurduğumuzda, asgari ücretli sigortalı bir işte çalışmak bu süreçte kadınlara nefes aldırmış gibi görünüyor. Ancak iş sözleşmelerinin kısa süreli, çalışma sürelerinin kısıtlı olması kadınlar açısından önlerini göremedikleri bu süreçte kaygı da yaratıyor. Her ne kadar TYP kapsamında tekrar istihdam edilme hakları olsa da bundan faydalanıp faydalanamayacakları, çalıştıkları kurumların yöneticilerinin inisiyatifinde olabiliyor. Böylelikle tüm bu süreç kadınları kaygıyla işe tekrar alınıp alınmayacaklarını bekledikleri güvencesiz, kısa süreli sözleşmelere bağlı hale getiriyor.

Sendikadan muaf bir çalışma biçimi

Buna ek olarak, kadınların da sıklıkla dile getirdiği üzere asgari ücretin geçinebilecek bir ücrete denk gelmediği ekonomik koşullarda ve deprem bölgelerindeki yaşam koşullarının getirdiği ek harcamalar da düşünüldüğünde bu ücretin hanenin giderlerine yetmediğini de vurguluyorlar. Böyle olunca daha önce de belirttiğimiz üzere, TYP ile çalışan kadınların bir kısmı evin geçimini sağlayabilmek için boş kalan günlerinde yevmiyeli işlere de gitmek zorunda kalıyor.

Görüştüğümüz kadınlar kendi izlenimleri doğrultusunda TYP kapsamında çalışmanın bu kentlerde yaygınlaşacağını düşünüyorlar. Bu da bölgede özellikle kadınların istihdam alanlarını kısa süreli sözleşmelere bağlı hale getirerek, sendikadan muaf tutarak ve sosyal haklardan mahrum bırakarak kamu eliyle bir güvencesiz istihdam alanı açmak demek oluyor.

Fotoğraf: Bahar Gök

*Bu haber RLS ve Kadınİşçi işbirliği ile yapılan Depremden Etkilenen İllerde Kadın Emeği araştırması kapsamında yazılmıştır.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Geçtiğimiz nisan ayında başladığımız ve aralık ayında tamamlanan Kadınİşçi’nin “Depremden Etkilenen Kentlerde Kadınların Ücretli Ücretsiz Emeği” adlı raporunun çıktıları, Bağlam Yayıncılık’ın toplantı salonunda basın ve kadın örgütlerine anlatıldı.
Kadın mühendis, mimar ve şehir plancıları, uzaktan çalışmanın yeni meselesi “buradayımcılık”tan ve “hazır ve nazırcılık”tan mustarip. Bu nedenle “bağlantısızlık hakkı”nı daha fazla dillendiriyorlar. İşsiz kalma ve temel ihtiyaçları karşılayamama konularında erkeklerden daha kaygılılar.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!