Skip to main contentSkip to footer
Çalışma hakkı gasp edilen trans öğretmen Zoe:

“Eğitim sisteminde herkesin hetero olduğunu varsaymak komik”

On yıllık öğretmen Zoe Lila, trans açılma döneminde ameliyatına saatler kala işinden edildi. Çünkü iktidar yanlısı medya kuruluşları tarafından hedef gösterilmiş ve çalıştığı okul kurucusu aynı günlerde Çalışma Bakanı ve Milli Eğitim Bakanı ile bir görüşme yapmıştı. Zoe ile çalışma hayatının bir anda nasıl “gasp edilebilir” hâle geldiğini konuştuk.

On yıldır öğretmenlik yapan, son beş yılını İstanbul Sarıyer’deki Özel Açı Okulları’nda geçiren trans kadın Zoe Lila, iki yıllık bir beden uyum sürecinin ardından 11 Haziran’da meslektaşlarına, ardından öğrencilerine açıldı. Okul yönetimiyle aylar öncesinden birlikte planladığı, psikiyatrist desteğiyle adım adım kurguladığı bu süreç, önce olağan bir uyum hikâyesi gibi ilerledi. Ama iktidara yakın medyada kişisel bilgilerinin, eski ve yeni isminin, bir öğrenci fotoğrafından kırpılarak servis edilen görüntüsünün yayılmasıyla her şey değişti. Ölüm tehditleri geldi, evini terk etmek zorunda kaldı. Ameliyatından bir gün önce, okul yönetimi kendisine sözleşmesinin yenilenmeyeceğini bildirdi.

İHD İstanbul Şubesi LGBTİ+ Komisyonu, Zoe Lila’nın işsiz bırakılmasına ilişkin bir basın açıklaması yaptı; DEM Partili iki milletvekili konuyu ayrı ayrı Meclis’e taşıdı; Milli Eğitim Bakanlığı ise öğretmeni değil, onu destekleyen okulu soruşturuyor. Tüm bu süreci, on yıllık çalışma hayatının bir anda nasıl “gasp edilebilir” hâle geldiğini İHD açıklaması sonrası Zoe ile konuştuk.

Zoe Lila, Fotoğraf: Musab Bayraklı

“Açılma sürecini okulla uyumlu yürüttük”

Zoe, isim ve cinsiyet hanesi değişikliğinin resmî olarak 2025’in aralık ayında tamamlandığını, ama okulda bir süre daha eski ismiyle anılmaya devam ettiğini belirttikten sonra açılma kararı sonrası yaşanan süreci şöyle anlatıyor: “Ameliyat sürecimden dolayı yıl sonunu beklemeyi, Haziran’da açılmayı planladık. Bu süreçte okul sürekli destekçi halindeydi. Bunun bir insan hakları meselesi olduğunu ve yanımda olacaklarını söylediler. Bununla ilgili okul yönetimi, okul psikiyatristi, rehberlik birimi birlikte çalıştık. Daha sonra okul dışından bir danışmanlık aldılar. Ben de bireysel olarak o psikiyatristle görüştüm. Okulda açılacağım zaman öğrencilerimize ne söyleyeceğimize ve de pedagojik olarak doğru olup olmadığına kadar her şeyi netleştirdiğimiz bir açılma süreci planladık. Çok uzun dönemli bir plandı bu.”

İki yıldır planlanan bir şeyin, Zoe için geçiş sürecinin başlaması önemliydi ama aynı zamanda zordu. İki yıl erkek olarak atanmak, sürekli ve biyolojik olarak değişiyor olmak onu çok zorlasa da bu sürecin geleceği için umutluydu. Ameliyat tarihi kesinleşti. 25 Haziran Perşembe. Açılma süreci de bunu uyumlu şekilde ilerliyordu: “Okulla süreci yürütmek için 11 Haziran’da öğretmenlerle açılma yaşadım. Çok duygusaldı, ağladım. Öğretmenlerin bana sarıldığı bir süreç oldu. Daha sonra 15 Haziran Pazartesi günü öğrencilere açılım planı yapıldı. Öğrencilerimin olduğu sınıflara tek tek girip okul müdür yardımcısı, rehberlik öğretmeni ve ben bir duyuru yaptık. Sonra da bu duyuru yazılı olarak velilere ulaştı. Öğrencilere yaptığım konuşma çok kısa ve netti. ‘Ben küçüklüğümden bu yana bedenime ait hissetmiyorum. Uyum sürecine başladım iki yıldır ve bundan sonra hayatıma hissettiğim şekilde kadın olarak devam edeceğim’ gibi küçük bir açıklama. Kısa ve net.”

Zoe mesleğini ve öğrencilerini çok seviyor. Onlara açılma sürecini hatırlamak ve anlatmak, onu yeniden duygusallaştırıyor haliyle. Biraz da üzgün bir şekilde anlatıyor: “Öğrencilerimin gözlerini hatırlıyorum hâlâ. Bana bakan, mutsuz olan, kaygılı gözler, bana bakamayanlar benim için endişelenen öğrencilerimin olması… çok zor ve güzel anlardı. Bu süreçten sonra velilere bir online seminer yapıldı. Pek çok veli, beni insan olarak sevdiklerini, bunun hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini ifade ettiler. Velilerden çok fazla destek mesajı aldım.”

“Ameliyat başarılı olmazsa üzülmeyecektim”

Zoe sonrasında sadece sınıf rehber öğretmeni olduğu kapalı gruptan bir fotoğrafın sızdırıldığını ve bu fotoğraf üzerinden yapılan haberin bir nefret kampanyasına dönüştüğünü anlatıyor. “Çok fazla mesaj, korkunç yorumlar ve ailede görüşmediğim bir amcam tarafından tehdit mesajı aldım. Tüm bu süreçler olurken güvende hissetmediğim için evden ayrıldım. Evde kalamadım.”

19 Haziran Cuma günü hukuksuzca haklarının da ihlal edildiği bu nefret haberlerinin yayılmasının ardından pazartesi, salı, çarşamba okula gitmiyor Zoe. Okul, desteklemeye devam ettiğini, velilerin ayrı bir çalışma yaptığını, imza kampanyası başlatmak istediklerini, pek çok velinin destekleyici şekilde okula mail attığını söylüyor Zoe’ye. Ancak aynı günlerde Çalışma Bakanı ve Milli Eğitim Bakanı ile okul kurucusunun görüşme yapacağını bildiğinden bir bekleme halinde. “Çarşamba günü benimle görüşmek istediklerini söylediler. Online bir görüşme yaptık. Genel müdür ve okul müdürü ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını, iş sözleşmemi yenilemeyeceklerini söylediler. 24 Haziran’da, ameliyatımdan bir gün önce okulla ilişkim kesildi. Tazminatımı ödediler ve beni hiçliğin içine attılar. Ameliyatımdan saatler önce bu haberi almak beni çok yaraladı. Ameliyat oldum. İnsanların hep sorduğu soru, seni en çok zorlayan neydi? Ameliyat öncesi, ameliyatım başarılı geçmezse üzülmeyeceğimi düşünmek, benim için en zorlayıcı olandı.

“Dayanışmanın gücüyle güne uyanabiliyorum”

Neyse ki ameliyat başarılı geçmiş ve Zoe iyileşme sürecine girmişti. Avukatı ile birlikte haberler hakkında BTK’ya başvurular yaptılar, medya kuruluşları hakkında dava açtılar. Diğer yandan okula yönelik süren davalar da var ve Zoe gerekirse davayı AİHM’e dek taşımayı düşünüyor. Ama en önemlisi kurulan dayanışma. Zoe bu dayanışma için şöyle diyor: “Bu dayanışmanın gücüyle her gün uyanabiliyorum ve nefes alıyorum.”

Pek çok dernek, örgüt, insan hakları savunucuları bu süreçte destek olmak istediklerini söylemiş Zoe’ye. “Şu an güçlü bir ağ kuruyoruz. Özellikle eğitimcilerin, hukukçuların, insan hakları savunucuların olduğu bir kampanya başlatma sürecine gideceğiz. Bunun yanı sıra sendikalar çok destekçi. Özel Sektör Öğretmenler Sendikası ve Eğitim-Sen başta olmak üzere pek çok feminist, queer, lubun derneklerin desteği yoğun. Milletvekilleri mecliste soru önergeleri verdiler. Umuyorum daha fazla mecliste gündem edilir.”

Zoe’nin amacı bu sürecin bir emsal dava olması. “Tüm eğitim sisteminde herkesin erkek, cis hetero olduğunu varsaymak çok komik bir şey. Queer, trans öğrenci ve öğretmenler vardır. Bunun için, bu durumun tekrar yaşanmaması için bu dava ve kampanya başlatma sürecini yürüteceğiz” diyor o yüzden.

“Sendikalı olmaya cesaret edememiştim”

On yıllık meslek hayatının trans açılma öncesindeki kısmını sorduğumuzda Zoe, “En zorlandığım konu; kendim olamamak, iki maske takıyor, iki hayat yaşıyor ve iki sahneye çıkıyormuş gibi olmaktı. Yani akşamları başka, gündüzleri başka. Bir alana giriyorum ve başka bir performans harcamak gerekiyordu burada. Ama bu performans çok temel bir performans, cinsiyet performansı” diyor. Diğer yandan “şefkatli bağlantı kurabilme”nin kendisi için çok önemli olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor: “Şefkatli bağlantı kurabilmem için de dürüst olabilmem gerekiyordu.”

O dönemlerde sendikalı mıydı ya da sendikalı olmayı düşünüyor muydu, diye sorunca bildik bir tablodan bahsediyor: “Yani düşündüm ama sendikalardaki LGBT hareketinin çok güçlü olmadığını da düşündüm. Gelişiyor ve dönüşüyor, bunun farkındayım. Ama o zamanlar buna cesaret edemedim. En çok destek aldığım, yine queer örgütler oldu. Af Örgütü’nde, çocuk hakları alanında çalışan insanlar, hak savunmalarıyla bulunduğum alanlar beni çok güçlendirdi. Ama maalesef sendikayla ilişkim olmadı.”

“Yok etmeye çalışıyorlar ama buradayız”

Daha önce trans doktor Larin Karataş’ın sürecinde de şahitlik ettiğimiz gibi çalışma hakkının gaspı söz konusu olduğu bu yaşananlar sonrası Zoe için güvenceli bir alanda çalışma şartları da ortadan kalkmış oluyor. Bu ne hissettiriyordu Zoe’ye? “Böyle nefes almamı engelleyen bir devlet var, bir kurum var. Devletin görevi bu değil, devletin görevi yurttaşlarının iyilik hallerini düşünmek ve çalışma haklarını korumak. Hedef gösteren, nefes almayı engelleyen, yok etmeye, yalnızlaştırmaya çalışan bir politika beni çok öfkelendiriyor, üzüyor. ‘Makul trans’ olmak neyse, bunu bile elimizden almaya çalışıp bizi güvencesiz, seks işçiliğine iten bir politikanın olduğunu görüyorum. Ve bu çok korkunç bir şey. Yasal hakkımız, çalışma hakkımız gasp ediliyor. Bu sadece benim başıma gelmedi. Sağlık alanında, eğitim alanında yaşanıyor. Belli bir grubu yok etmeye çalışıyorlar ama buradayız.”

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar