bakım emeği

Yukarıdaki başlık Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği tarafından 17 Eylül Cumartesi günü Cezayir Toplantı Salonu’nda yapılan uluslararası bir konferansın başlığıydı. Toplantıda vakfın konuyla ilgili raporu sunulduktan sonra, pandemi ile birlikte kadınları iyice zorlayan bakım emeğinin çeşitli biçim ve yönleri tartışıldı.
‘Kış günü lezzetine doyamadığımız, kaşığı salladıkça daha sallamak istediğimiz pekmezi, reçeli ya da erişteyi afiyetle yerken tüm bunların kadınların görünmezleştirilmek istenen emekleri olduğunu hatırlamak önemli. Marketlerin raflarına dizilen fabrikasyon ürünlerden çok daha zor şartlarda, daha pahalıya, titizlikle üretildiğini unutmamak, teorisini, politikasını yapmak önemli.’
Yaz tatili sona erdi, okullar açıldı. Okulların açılması aile bütçesinde aslan payının o ay okul masraflarına ayırılması demek. Ama bu dönemde kadınlar bazı açılardan nefes alabiliyor. Malum bakım sorunu. “Hiç olmazsa evde değiller, telefonum sık sık çalmıyor ve neredeler, nasıllar diye düşünmüyorum. Kafam biraz rahat ediyor.” diyorlar.
Emek Çalışmaları Topluluğu 2015’ten beri işçi eylemlerinin yıllık raporlamasını yapıyor. Yakın zamanda 2021 raporu dolaşıma girdi. Topluluktan Ebru Işıklı, son rapordaki kadın eylemlerini Kadınİşçi için yazdı.
O bir domates işçisi. Yevmiyeli çalışıyor ve hiç durmadan tarladan tarlaya koşturuyor. Domates bitiyor, karpuz başlıyor, o bitiyor, biber başlıyor. Köyünde kadınların gidebileceği bir çay bahçesi olmamasından yakınan Mesude, çocukluğunda evlatlık verilen kardeşi nedeniyle hala üzgün.
Pandemiyle birlikte Avrupa’da ortak bir bakım stratejisi oluşturmak için sendikalar ve AB kurumları ortak çalışmaya başladı. Uluslararası Hizmet Sendikası UNI de bu sendikalardan biri. Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı bakım stratejisine işçi çıkarlarının dahil edilmesi için UNI, üç AB kurumunun kilit pozisyondaki karar vericileriyle çalışıyor.
Almanya’nın Kuzey RenVestfalya eyaletinde altı üniversite hastanesinde bakım çalışanları grevdeydi. 77 gün süren grevden sonra grevciler ve işverenler, çalışanların iş yükünün azaltılması, personel yetersizliğinin giderilmesi konusunda anlaştı. İşçiler kazanımlarını toplu sözleşme ile garanti altına aldı.
Seray Şahiner’in romanı Ülker Abla, Everest Yayınları’ndan çıktı. Kitapta erkek şiddetinden kaçan Ülker’in hayatta kalma çabası anlatılıyor. Roman boyunca sıkça tekrarlanan “Hala diriyim.” ifadesi Ülker’in yaşam mücadelesini hafızalara kazıyor ve romanının temelini oluşturuyor. Ülker’in hayatta kalmak için yapmış olduğu taktik ve manevraları mizahla harmanlanmış şekilde kâh gülerek kâh içimiz cız ederek okuyoruz.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!