ekonomik kriz

Üniversite öğrencisi Ekinsu Aktaş, ekonomik krizin de etkileriyle öğrencilerin barınma, beslenme gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek, “İhtiyaçlarımızı karşılayabilmek için çalışmak zorundayız. Öğrencileri çok düşük ücretle saatler boyu çalıştırıyorlar. İş yerlerinde hem erkeklerden daha az ücret alıyoruz hem de çoğu kez cinsel tacizle karşı karşıya kalıyoruz” diyor.
Önümüzdeki dönemde küresel ve ulusal ekonomiler karmaşık ve çok sayıda zorlukla karşı karşıya kalacak. Üretim zincirlerinde kesintiler, gıdaya erişim, bölgesel savaşlar, enerji fiyatlarının ve enflasyonun yükselişi, göçler ve iklim krizi bunların başlıcaları. Bir an önce yaşamı merkeze alan, eşitliğe duyarlı, çevre yıkımının önüne geçecek ekonomik modellerin hayata geçirilmesi gerekiyor.
Gıda fiyatlarındaki artış hız kesmiyor. Kadın işçiler, eskiden bir iki kilo aldıkları meyve-sebzeyi artık taneyle bile alamadıklarını söylüyor. Bir işçi “Ürünlerin fiyatı sadece cebimizi değil, canımızı da yakar hale geldi. Tek bir öğün, bazen bir iki atıştırmalık ile tüm günü geçiriyorum. Sağlıklı beslenemiyorum” diyor.
Sri-Lanka’da büyük markalara üretim yapan kadın işçiler, pandemi sırasında korunmasız çalışarak, sağlıklarından olmuştu. Tekstil işçisi kadınlar, şimdi de ekonomik kriz nedeniyle kapanan işletmeler nedeniyle işsizlikle boğuşuyorlar.
Ped fiyatları almış başını giderken, bazı kadın grupları KDV indirimi istiyor, bazıları da ücretsiz olması doğrultusunda kampanya yürütüyor. Konunun önemine binaen bu mücadele içinde yer alan Merve Havalı ve İrem Kayıkçı ile görüştük. “Milyonlarca kadın, hijyenik pedlere ve kişisel bakım ürünlerine ulaşamıyor. Hijyenik ped başta olmak üzere zorunlu ve temel ihtiyaç olarak tanımladığımız ürünlerdeki KDV oranının indirilmesinden öte, bu ürünlerin ücretsiz ve kolay erişilebilir olması gerekiyor.” diyorlar.
Yaşam kalitemiz düştü diyecek değilim, biz emekçiler için yaşamlarımızın kalitesi zaten düşüktü.  Ne demokrasi, ne özgürlüklerin olduğu siyasal bir ortam vardı, ne de insanca yaşamamızı sağlayacak ekonomik ortam. Şimdi buna geçinememe stresi de eklendi. Her gün artıyor bu stres.  Agresif fiyatlara karşı stresi yüksek bir toplum var artık…
8 Mart’a doğru giderken kadın emeği ve kadın işçilerin durumu ile ilgili kadın örgütleri, feministler ne düşünüyor; son dönemde yaşanan grev, direnişleri nasıl değerlendiriyor ve politika önerileri neler, sorularının peşine düştük. Bağımsız feminist Hülya Osmanağaoğlu ve Mor Dayanışma’dan İrem Kayıkçı yaşadığımız ekonomik krizin kadın emeğine nasıl yansıdığına, kadınları nasıl etkilediğine dair izlenimlerini paylaştılar, önerilerde bulundular.
Nurten Kadıköy’de 22 yıldır esnaflık yapıyor. Pandemi döneminde zor günler yaşamış. Şimdi artan elektrik ve doğal gaz faturaları karşısında, dükkanı zor döndürüyor. Ne hükümetten ne de belediyelerden yardım almış. Onunla kadın esnaf olmayı, ekonomik krizi, İstanbul Sözleşmesi’nin feshini ve kadın dayanışmasını konuştuk…
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!