emek sömürüsü

Evli ya da bekâr fark etmez, kadınların tek başına plan yapma, tatile gitme hakları var. Bu bir ihtiyaç. Aileden, erkeklerden, çocuklardan ayrı zaman geçirmeli, kafa dinleyebilmeli, sırf kendisi için bir şeyler yapmanın tadına varmalı, bu özgürlüğü yaşayabilmeli.
Fazla mesai sözleşmeleri… Artık her işletme dayatıyor bunu. Aç açıkta kalmaktansa daha ilk gün önümüze konulan bu sözleşmelerle modern köleliğe geçişimize, kendi elimizle onay veriyoruz. Amazon depo, Mitsuba, Legrand ve Farplas’tan kadın işçilerle bu sözleşmeleri ve fazla mesailer nedeniyle yaşadıkları sorunları konuştuk.
Çay üreticisi kadınlar, 7 TL olarak açıklanan yaş çay fiyatına da kota uygulamasına da tepkili. “Ellerine hiç çay makası almayan kişiler çaya fiyat biçiyor, kota koyuyor, her şeye karar veriyor. Kazancımız elimizde eriyor. Emek bizim, söz de bizim olacak” diyorlar.
İşçi avukat Sibel Soydemir’in patronuna açtığı kötü niyet davasını kazanması, erkek yargı düzeninde kadınların yaşadığı cinsiyet temelli ayrımcılığı ve şiddeti bir kez daha gündeme getirdi. Mobbing, cinsiyetçi iş bölümü, taciz, güzellik dayatması, emek sömürüsü… Sorunlar saymakla bitmiyor. Kadın avukatlarla konuştuk.
Cilt bakım ve güzellik merkezleri birçok kadının uğramadan geçmediği yerler. Kusursuz güzelliğin dayatıldığı kapitalizm ve patriyarka koşullarında oldukça karlı olan bu merkezler, çalışanlar için emek sömürüsünün katmerlendiği işyerleri olarak karşımıza çıkıyor. Asgari ücretle, kadın işçi sağlığı ve iş güvenliği koşullarına dikkat edilmeyen işyerlerinde durmaksızın çalışıyorlar.
Pandemi sürecinde şirketler, depo, paketleme, ürün toplama gibi işlerde, el becerisi yüksek kadınlara istihdam sağlıyoruz, şeklinde ilanlar verdiler. Bu çalışma bazen 16.00-24-00 arasında sabitleniyordu. Kadınlar hem ev işi yapacak hem de üç kuruşa ücretli çalışacaktı. Yevmiyeci kadınlarla konuştuk.
Geçtiğimiz Cuma günü Corazon Ambalaj fabrikası önünde bir kadın işçinin “Açım açım” çığlıklarını izlediğimiz bir video düştü internete. Videoyu seyrettikten sonra, Gebze Dilovası’nda bulunan fabrika önünde beklemeye başlayan kadın işçilerin, sinir krizi geçirmesine neden olan süreci öğrenmek için yanlarına gittiğimizde, yaklaşık iki yıldır yaşadıkları kadın emeği sömürüsünün boyutunu gördük.
“Bir fabrika işçisi olsam eminim çok şahit bulurum. Ama benimle beraber çalışan üç kişi var. Biri zaten patronun akrabası. Diğeri de beş yıl işsiz kaldıktan sonra iş bulmuş, işinden olmak istemiyor. Nasıl ispatlayacağım haklılığımı?” diye isyan ediyordu Elif. İsyan etmekte çok haklıydı.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!