IndustriALL Küresel kadın konferansı öncesinde daha güçlü bir atılım için zemin hazırlıyor. Konferansın sloganı “HEPİMİZ eşitlik için varız”. Kongre 3 Kasım’da Sidney’de yapılacak.
Barışa İhtiyacım Var İnisiyatifi’nin çağrısıyla Yoğurtçu Parkı’nda buluşan kadınlar barış taleplerini konuştu. Buluşmada barış için eşitlik vurgusu yapılırken sohbet ettiğimiz bir kadın hep yoksul bırakıldıklarından bahsederek “Ben artık aynı yerde olmak istemiyorum. Ama ayrımcılık yapılıyor” dedi.
1991 yılında İsviçre’nin Valais kantonunda yaşayan kadınlar eşit haklar için sokaklara inerler. 14 Haziran 2025 tarihinde yapılan Kadın Grevi ilk yıldan bu yana yapılan en kitlesel eylemlerden. Bu yıl da kadınlar yaşadıkları sorunların ana kaynağı olan patriyarkayı hedefe koyup “Patriarkayı yık” diyerek birbirlerine ve dünya kadınlarına seslendiler.
Son günlerde kadınlara yönelik taleplerin toplu sözleşmelerde yer alması tartışılmaya başlandı. Esasen konu ve talepler epey eski. Nedir toplu sözleşme, kimleri kapsar, kadın ve LGBTİ+’lara yönelik çıkarlar TİS’lerde niçin temsil edilmez, sözleşmeler eşitliği sağlama metinleri olarak kullanılabilir mi? Bir bilene soralım dedik. TİS’leri sadece pratikte değil teoride de inceleyen Ayşecan Ay ve Genel- İş Sendikası Kadıköy eski Şube Başkanı Nazan Gevher Çam Ay ile görüştük.
1974’te kadınların sendika liderliğine yardımcı olmak ve TİS görüşmelerinde kadın sorunlarına daha fazla ağırlık vermek için kurulan ilk ulusal sendikal kadın örgütü İşçi Sendikası Kadın Koalisyonu’nun (CLUW) kurucularından olan Myra, bu konferansa başkanlık yaptı. CLUW’un ilk konferansına ülke çapında 82 işçi sendikası’ndan 3.000’den fazla kadın katıldı.
Cinsiyet Eşitliği İnceleme Derneği’nin (CEİD) geçtiğimiz aylarda yayımladığı Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Endeksi, Türkiye’de bir ilk. Endekse göre Türkiye, 36 OECD ülkesi içinde 35’inci sırada. CEİD Başkanı Gülay Toksöz, endeksin zirvesindeki ülkelerde kadınların siyasi temsilinin yüksek olduğuna dikkat çekiyor.
Tek adamlarla mücadele ettiğimiz gibi kadınların kazanılmış haklarına, eşitliğine, özgürlüğüne, kadınların birlikteliğine karşı politikalar üreten kadınlara karşı da buradayız.
KESK’li kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesini anlatan ‘Vardık, Varız, Var Olacağız’ sanal sergisinde, kadınların 1990’lı yıllardan itibaren yer aldıkları sendikal mücadelede sadece kendilerinin değil, kendileriyle birlikte sendikalarının, işyerlerinin, ailelerinin ve çevrelerinin, esasında hayatın dönüşümünde yer almalarına tanık oluyoruz.
Geçtiğimiz günlerde yükselen pahalılık, emek sömürüsüne karşı direniş, grevlerde ve sendikal örgütlenme mücadelesinde, kadınlar en öndeydi. Kadın emeği alanında çalışmalar yürüten kadın örgütlerine ve siyasi partilere 1 Mayıs gündemlerini sorduk. Ortak talep; evde, işte ve ücrette eşitlik…
Glasgow’da doğdu muhasebecilik eğitimi gördü. İngiltere Kadın Sendikalar Birliği’nin kurucuları arasında yer aldı. Aylık Kadın İşçi dergisini kurdu. Sendika yöneticiliği ve genel sekreterliği yaptı. Bağımsız İşçi Partisi üyesiydi. Yaşamı boyunca kadın ücretlerinin yükseltilmesi erkeklerle eşitlenmesi için çalıştı.
Yoksulluğun derinleştiği, bu dönemde 6. Yargı paketi içerisinde nafakanın süreli olması yine gündeme geldi. Cebimizdeki 20 lira 1 lira oldu bu sorun olmadı ama evlilik boyunca ev icinde ücretsiz emek harcamış kadınlara verilen komik rakamlar yine sorun oldu. Nafaka konusunda mevcut yasal düzenlemeler şu an için önemlidir ve yeterlidir. Herhangi bir değişikliğe gerek yoktur.
Ekim ayının ikinci hafta sonu, Alman tarım, çevre, hizmet inşaat sektöründe örgütlü (IG BAU) kadınları, 10. Federal Kadın Konferansı için bir araya geldiler. Bu konferans, İsviçre’den Unia, Avusturya’dan Bau-Holz sendikasına mensup meslektaşlarıyla birlikte yaptıkları 6. üç ülkeli konferansla da bağlantılıydı.
Kamu toplu iş sözleşmeleri süreci dün başladı. Süreç her zamanki gibi kadınlar olmadan yürütülüyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kararını destekleyen Memur- Sen’in TİS masasında kendilerini temsil edemeyeceğini söyleyen kamu emekçisi kadınlar, güvenceli iş, insan haysiyetine yarışır bir ücret, kamu kreşleri ve cinsiyetçilikten arındırılmış işyerleri, istiyorlar.
Neoliberal ve cinsiyetçi ekonomik politikalar; genç kadınları ucuz ve güvencesiz emek haline getirdiği için sermaye ile patriarkanın işbirliği bakımından oldukça işlevsel. Genç kadınların gerçekten mutlu olabilmesinin yolu ise özgürlük, eşitlik, güvenlik ve saygınlık koşulları altında verimli çalıştıkları, yeterli ücret ve sosyal korunmanın sağlandığı işlerde istihdam ediliyor olmalarından geçiyor