işsizlik

Fazla mesai sözleşmeleri… Artık her işletme dayatıyor bunu. Aç açıkta kalmaktansa daha ilk gün önümüze konulan bu sözleşmelerle modern köleliğe geçişimize, kendi elimizle onay veriyoruz. Amazon depo, Mitsuba, Legrand ve Farplas’tan kadın işçilerle bu sözleşmeleri ve fazla mesailer nedeniyle yaşadıkları sorunları konuştuk.
Geçen hafta başı, 30 yaşındaki Damla Aydın’ın sokağına bir sürü adam doluştuğunda saat öğleni geçmişti. Bir karanlık el gelip, su saatini söktü. Bir diğeri elektriğin kablolarıyla oynayıp, evi karanlıkta bıraktı! Artık 3 küçük çocuğa yemek yapacak tek bir bardak su dahi yoktu evde. Bu genç kadına “dönüşüm”ün hediyesi, susuzluk ve karanlık olmuştu.
Engelli kadınlar, toplumsal yaşamda ve iş yerlerinde ayrımcılık ve ötekileştirmeye maruz kalıyor. Engelli maaşı çok düşük. Pek çok engelli kadın iş bulamazken, hasbelkader iş bulanlar da mimarinin ve işin uygun olmamasından dolayı zorlanıyor. İşten ilk atılanlar da yine onlar oluyor. HDP Engelliler Komisyonu Eş Sözcüsü Hatice Betül Çelebi, “Feministler cinsiyetçiliğe ve ayrımcılığa, bedeni sınırlayan, köleleştiren zihniyete karşı eş zamanlı, ortak politikalar üretmeli” diyor.
Sri-Lanka’da büyük markalara üretim yapan kadın işçiler, pandemi sırasında korunmasız çalışarak, sağlıklarından olmuştu. Tekstil işçisi kadınlar, şimdi de ekonomik kriz nedeniyle kapanan işletmeler nedeniyle işsizlikle boğuşuyorlar.
Ev içi şiddete maruz kalan kadınlar için işyerleri de güvenli değil. Erkekler son 16 ayda en az 15 kadını, çalıştıkları işyerlerinde öldürdü. Çok sayıda kadın ise öldürülme riski altında işini sürdürmeye çalışıyor. 
Sendikacılar, işçiler ve kamu çalışanları artan işsizliğe ve güvencesizliğe tepki gösterirken, kadın erkek ücretleri arasındaki eşitsizliğe de dikkat çekiyorlar. İşyerlerinde toplumsal cinsiyet temelli taciz, şiddet ve mobbingin de son bulmasını istiyorlar. 1 Mayıs’ta kadın işçiler kendi sesleriyle alanları dolduracaklar.
“İşsizlik uzadıkça işsiz kadının evlenmesi, çocuk doğurması, bir dönem iş hayatına ara vererek çocuğuna kendisinin bakması gibi baskılar artıyor.” şeklinde tespitte bulunan Esra Kaya Erdoğan, kadınların yaşadıklarından hareketle işsizlik sürecinde toplumsal cinsiyet rejimini daha fazla sorguladıklarını söylüyor.
Her şeyin, her gün zamlandığı asgari ücretin açlık sınırının da altında olduğu bir dönemde ücretli çalışmanın dışında ev işlerinin de artan yükünü kadınlar taşıyor. Yemesinden, giyiminden, gezmesinden kısarak, sosyal aktivitelerden uzaklaşarak buldukları ‘çarelerin’ çare olmadığını biliyorlar bilmesine de yine de dayanmaya çalışıyorlar. Ancak nereye kadar?
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!