Agnes Wabnitz, Klara Zetkin ve Rosa Lüxemburg’un selefiydi. Alman Sosyal Demokrat hareketi içinde ölümünden sonra hemen unutulmasını iyi bir hatip olmasına rağmen yazılı eser bırakmamasına bağlayanlar var. Ama bu unutuluşun ardında yaşarken çokça tartıştığı erkek yoldaşlarının da bir miktar payı olmalı ….
Didim’de verdikleri başarılı sendikal mücadele nedeniyle sürgün edilen Eğitim Sen’li üç kadın, “Bu kez +101 ile yetkiyi alacağız ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önüne davul zurna ile gideceğiz” demişlerdi. Dediklerini yaptılar! Şimdi umudu daha da büyütmek, etkin kadın politikalarını ve regl iznini hayata geçirmek istiyorlar.
Kadın işçilere çalışma yaşamının zorluklarını ve çözüm yollarını anlatan eğitimler verdi, konferanslar düzenledi. Kadınların doğumdan altı hafta önce ve sonra çalışmasının yasaklanması ve analık yardımları için mücadele yürüttü. Sendikal harekette de oy hakkı mücadelesi içinde de yer aldı.
Şekerleme fabrikasına başlayan işçilik kariyeri onu İngiliz Kadın Sendikalar Birliği’nin örgütlenme uzmanlığı ve yöneticiliğine kadar getirdi. İyi bir öğretmendi. Yaşamı boyunca genç işçi kadınların hakları, eğitimi ve örgütlenmesi için çalıştı.
Alman Sendikalar Birliği (DGB) Merkez Yönetim Kurulu, 26 Ocak 2022 tarihinde yaptığı toplantıda yaş haddi nedeniyle başkanlık görevinden ayrılacak olan Reiner Hoffmann’ın yerine Yasmin Fahimi’nin getirilmesine karar verdi. Sendikanın Mayıs ayında Berlin’de yapılacak genel kurulunda Fahimi, DGB’nin yeni başkanı olacak.
Clementina Maria Black’ın mesleği öğretmenlikti, genç yaşlardan itibaren kadın işçi örgütlenmesinde yer aldı. Kadınların çalıştığı ter atölyelerinde yasal asgari ücret için mücadele etti. İngiltere’de kadınların oy hakkı hareketi içinde de yer aldı. Pek çok kitap yazdı, gazete editörlüğü yaptı. Amacı; kadınların daha iyi bir hayat yaşamasıydı…
Amerika’ya göç etmiş, Polonyalı Yahudi bir aileden geliyordu. Küçük yaşta işçi olarak çalışmaya başladı. Sendika temsilciliğinden şube ve merkez yönetimine kadar geldi. Hem sekiz saatlik işgünü hem de kadın işçilerin oy hakkı için mücadele etti.
14 yaşında matbaalarda çalışmaya başladı. Kadın Rotatif Kitap ve Matbaa İşçileri Birliğini kurdu, uzun süre ona başkanlık etti. Birliğin bu sektördeki karma sendikayla birleşmesinden sonra sendika başkanı oldu. Kadın matbaa işçilerinin çalışma saatlerinin düşürülmesi ve ücretlerinin yükseltilmesi, ülke çapında asgari ücrete kavuşması için mücadele verdi ve kazandı.
15- 16 Haziran Türkiye işçi sınıfının sermayeye karşı yürüttüğü en görkemli kitlesel direnişlerinden biriydi. Kadınlar bu direnişe katıldılar ve fabrikalarda direndiler, yürüyüşlerde yer aldılar, işçi elbiseleriyle yürüyen tekel işçisi kadınlar hepimizin hafızasında yer edindi.
Onun mücadelesi ABD’deki ırkçı ve işçi düşmanı sistem için o kadar tehlikeli hale gelmişti ki Chicago polisi tarafından “bin isyancıdan daha tehlikeli” olarak tanımlanıyordu.
Samira Rayesse uzun yıllar Fas’da sendikacılık yapmış bir kadın. Türkiye’ye de gidip geliyor. Tarım ve ormancılık sektöründeki kadınları güçlendirmek için OFSAF isimli otonom bir yapı kurmuşlar. Farklı bir kadın örgütlenme deneyimi olan OFSAF’ı arkadaşımız Elif Sinirlioğlu’na anlattı.
Küçük yaşlarda kitap ciltleme işi yapmaya başladı. Matbaa işçiliğinin tüm ayrıntılarını öğrendi ama ücreti hiçbir zaman erkeklerle eşitlenmedi. Cinsiyet ayrımcılığına karşı verdiği mücadele onu Kadın İşçi Sendikaları Birliği’ne yönlendirdi. Hayatı işyerinde cinsiyet eşitsizliği ile mücadele etmek için kadınları sendikalarda örgütlemekle geçti.
Trikoda ortacılıktan başlamış işe ve şube başkanlığına gelmiş Nebile Irmak Çetin. Dışarıda patronlarla içeride erkek sendikacılarla cebelleşip, durmuş. Başına gelmeyen kalmamış. İnatla direnmiş. Hep muhaliftim, diyor. Onunla geçmişteki ve bugünkü, sendikacılık ve kadınlık hallerini konuştuk
INDUSTRIALL Küresel Sendika bir açıklama yaparak devlete karşı geldikleri iddiası ile Ulusal Güvenlik Yasasına göre 6 Ocak’ta Hong Kong’ta tutuklanan 53 aktivistin serbest bırakılmasını istedi.