Kadınlar ve LGBTİ+ bireyler için güvenli, adil ve eşit bir çalışma ortamını savunan SES, yeni politika belgesiyle sendikal mücadeleye hak temelli bir yaklaşım kazandırıyor. Belgeyi hazırlayan komisyondan Yasemin, Kadınİşçi’ye bu süreci aktardı.
Tüm baskı ve engellemelere, yasaklamalara rağmen feministler yasak tanımadı. Taksim’e çıkan tüm yollar ablukaya alındı, binlerce polis barikat kurdu. Kadınlar ve lubunyalar her yıl olduğu gibi bu yıl da Taksim’de buluştu. 23. Feminist Gece Yürüyüşü’nde bir araya gelen on binler “Feminist mücadelemiz hayatlarımızı ve dünyayı değiştiriyor” dedi. İstanbul, İzmir, Ankara başta olmak üzere feministler, kadınlar ve lubunyalar tüm gün sokaklardaydı.
25 Kasım’da kadınlar erkek ve devlet şiddetini protesto etmek ve mücadeleyi birleştirmek için sokaklardaydı. Kadınlar eylemlerde “Filistin’deki soykırıma karşı İsrail’le ticarete son” çağrısı da yaptılar. 25 Kasım sendikaların da gündemindeydi.
Hatay Deprem Dayanışması’ndan Canan Yüce anlatıyor: “Devletin afetlerde kadınlara, kadınların sorunlarına ilişkin hiçbir özel önlemi ve politikası yoktu. Kadınları yok sayan politikalarını deprem sürecinde de sürdürdüler. Yine kadını aile içine hapsettiler ve ‘Aslolan aile’ dediler.”
EŞİK’in raporuna göre, depremi böyle büyük bir afete çeviren doğa değil; erkek egemen, ayrımcı, rantçı, tekçi, reisçi devlet anlayışı. Raporda, 18 yaş üstü tüm kadınlara özel nakdi destek verilmesi, kreş ve bakım merkezlerinin açılması, erkek şiddetine karşı koruma mekanizmalarının acilen oluşturulması talep ediliyor.
“Ev nedir senin için?” diye soruyorum Leyla’ya. “Ev, içine girdiğinde bütün gardını indirebildiğin, kendin olabildiğin, sana ait kokuların olduğu bir yerdir” diye cevap veriyor. “Ama ben gardımı hiç indiremedim.”
Hatay Samandağ’daki kadınlara Mor Tır’ın getirdiği malzemeleri dağıtan feministler, izlenimlerini aktardı. Kadınların yaslarını bile yaşayamadığı ve yine yalnız bırakılmaktan korktuğunu anlatan feministler, dayanışmayı akut ihtiyaçların da ötesine taşıyarak sürdürülebilir kılmanın önemine dikkat çekti.
Hatay’ın Defne ilçesine bağlı Tavla Mahallesi’nde fırınlar yıkılınca ekmek yapma işi de kadınlara kaldı! Her gün 4-5 kadın tandırların başına geçiyor, 550-600 kişiye ekmek yapıyor.
Deprem bölgesindeki adliyelerde savcı ya da hâkimlerin bulunmadığına, bazı adliye binalarının ağır hasarlı olduğuna, kolluk güçlerinin farklı işlerle uğraştığına dikkat çekilen çağrıda, “Bu koşullarda kadınları şiddete karşı koruyacak mekanizmaların nasıl işletileceği kocaman bir soru işareti olarak duruyor” denildi.
HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, deprem bölgelerinde kadınların durumuna dair izlenimlerini aktarıyor: “En önemlisi tuvalet ihtiyacı. Özellikle kadınlar tuvalete gitmemek için çaba gösteriyorlar. Ped ihtiyaçlarını söylemeye de utanıyorlar. Kadın dayanışmasını büyütelim.”
Adıyaman’da kadınlar tuvalet, iç çamaşırı ve hijyen malzemelerine erişemedikleri için hastalanıyor. Buna karşın erkek yetkililer, kadınların özgül ihtiyaçlarına öncelik vermiyor. Kadın Zamanı’ndan Dilek Başalan, “Bu durum, ileride kadın sağlığıyla ilgili ciddi sorunlara yol açacak. Ve bunu sadece biz görüyoruz maalesef” diyor.
Menstrüel ürün bağışlarının afet bölgesine ulaştırılmadığına dikkat çeken feministler, devlete sorumluluğunu hatırlattı, markalara ise “Tek seferlik bağışların ötesinde acil ve uzun vadeli bağış planlarınızı açıklayın” çağrısı yaptı.
Samandağ’da kadınlar, 40-50 kişiyle sığındıkları seradan bozma çadırları “ev” yapmaya uğraşıyor. Bir yandan dereden su taşıyıp çamaşır yıkıyor, diğer yandan onca insanı nasıl doyuracaklarını düşünüyorlar: “Piknik tüpüne ihtiyacımız var, hemen bitiyor. Bu kadar kişiye nasıl yemek yapacağız, nasıl yetiştireceğiz?”
Muhabirimiz Bahar Gök, Defne ve Samandağ’dan izlenimlerini aktarıyor. Çadır, battaniye ve benzin en büyük ihtiyaç. Bahar, tuvalet sorununun ciddi boyutta olduğunu, kadınların yoğun şekilde hijyenik ped, yetişkin bezi ve vücut temizleme mendillerine gereksinim duyduğunu da anlatıyor.