Özellikle derinleşen yoksullukla, şehirlerin çeperlerinde yaşayan çocuklar için çalışma hayatına girmek neredeyse kaçınılmaz bir hale geldi. Tekstil başta olmak üzere birçok atölyede, sebze tarlalarında, narenciye bahçelerinde çocuk işçiliği adeta bir ‘gelenek’.
Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği’nin yayımladığı bilgi notunda, bağımsız kadın örgütleri başta olmak üzere sivil toplumun yardımlarının önü kesilirken, toplumsal cinsiyet karşıtı iktidara yakın bazı grupların bölgedeki afet koordinasyonunda aktif olarak yer aldığına dikkat çekildi.
Tırmanan mülteci karşıtlığı ve ırkçılık en çok göçmen kadınları tehdit ediyor. Dil sorunu olan yasalara, yasalardan kaynaklanan haklara bile ulaşamayan, göçmen kadın işçiler, işyerlerinde ya üç kuruşa çalıştırılıyor ya da evde parça başı üretim yoluyla sömürülüyor. Evde, işte fiziksel ve cinsel şiddete karşı ise bütünüyle korumasızlar.