politika

“Patriyarka, devlet politikaları ve hukuktan ibaret değil. bunlardan çok daha fazla, toplumsal kurallarla şekilleniyor. Örtü de dahil olmak üzere kadın giyiminin politikleşmekten uzaklaştırılması bence ilk hedef. Kaldı ki, kadınların sadece toplum içinde makbul sayılmak için değil, iktidara yakın görünmenin avantajlarından yararlanmak için de örtündüğü bir dönemdeyiz.”
bugün anaakım politikaya ve iktidarlara hakim olan sağ siyaset, değerleri ve politikaları açısından evrensel özellikler taşıyor. türkiye’de duyduğumuz lubunya karşıtı yaklaşımları trump’ın ağzından da duyuyoruz. kürtajın yasaklandığı birçok ülke var. ailenin yüceltilmesi türkiye’ye mahsus değil. ama olgular aynı olsa da görüngüler farklı. yeryüzünün birçok yerinde aynı siyasal çerçeve içindeki politikalar yükseliyor, uygulanıyor. ama tarih farklı, yakın tarih farklı, kültürel kodlar farklı.
türkiye’de bugün yaşadığımız yoksullaşma kapitalizmin bir sonucu ama bu kadar muazzam olmasını kapitalizmle açıklayamayız. bunun en önemli sebebi mevcut iktidarın kendi sermayesini oluşturmak üzere servetin el değiştirmesini sağlayacak politikalar uygulaması. servetin el değiştirmesi acılı, zorlu süreçlerle mümkün olur.
“Etki ajanlığı yasası, “noterlik kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi” başlığı altında adalet komisyonu’ndan geçti. bu yasanın, halkın siyasete etkisini sınırlamak üzere, iktidarı eleştiren herkesi susturmayı amaçladığına şüphe yok.“
“futbol oynamayı erkeklere bırakmamaya kararlı çok kadın var, bence bu kadar eğlenceli bir şeyi izlemeyi de onlara bırakmamalıyız. daha genel söylersem, hiçbir şeyi, erkeklere, erkek ideolojisinin vücut bulmuş hali olan faşistlere bırakmamalıyız. dünya, kendimize steril yaşam alanları kurarak değişmeyecek.”
Güldünya Yayınları’nın çağrısıyla 2-3 Aralık tarihlerinde Feminist Örgütlenmeler Konferansı’nda buluştuk. Deneyim aktarımları, atölyeler, forum ile tamamladığımız konferansta; feminist politika üretmeyi, yol ve yöntemlerimizi konuştuk.
Türkiye’de feminist hareket kuşkusuz ücretli-ücretsiz emek konusunda hem araştırma hem de eylem ve kampanya düzeyinde politikalar üretti, üretiyor. Ancak bu alanda oluşan eğilimleri takip edip üzerine söz kurma ve politika yapma konusunda daha örgütlü olmamız gerekiyor.
8 Mart’a doğru giderken kadın emeği ve kadın işçilerin durumu ile ilgili kadın örgütleri, feministler ne düşünüyor; son dönemde yaşanan grev, direnişleri nasıl değerlendiriyor ve politika önerileri neler, sorularının peşine düştük. Yazı dizisi olmasını umduğumuz bu ilk metinde Kırkyama Kadın Dayanışması’ndan Fatma İnce ve bağımsız feminist Sezen Yılmaz’ın konuya dair görüşlerine yer veriyoruz.
İşçi sendikalarında feminist uzmanlar cinsel tacizin bir disiplin suçu olarak tüzüklere girmesini sağladı ama sağ yönetimler kadın çalışmalarını geriletti. KESK’te üyelerin ve uzmanların feminist olması ciddi  değişimlere yol açtı. Sendikalarda daha köklü dönüşümler için üye katılımı ve dayanışma şart.
Latin Amerika hükümetleri, ev hizmetlerinde çalışanların karşı karşıya oldukları riskleri büyük ölçüde görmezden geldi. Ev işçilerinin pandemi döneminde verdiği hak mücadelesini ev işçileri sendikaları yürütürken, feminist örgütler de eylemlere destek veriyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!