savaş

türkiye’de bugün yemekhanelerde, ofislerde, öğlen molalarında, kahvelerde, kafelerde, kabul günlerinde, hastane kuyruklarında ve aklınıza gelen gelmeyen her yerde para konuşuluyor.
Savaş, göç, çocuk işçilik, zorla evlendirilme, boşanma, geçim sıkıntısı, aile baskısı, ırkçılık… Ve son olarak deprem… Suriyeli Rehaf’ın 22 yıllık yaşamına sığmış tüm bunlar. Şimdi Adıyaman’da bir çadır kentte kalıyor. “Bu sistem her şeyimizi aldı ama ben kararlıyım, okuyup avukat olacağım” diyor.
Şu an yıkıcı bir savaş var Kuzey’de. Ukraynalı kadınlar üzerindeki tahribatı da çok yüksek. Savaş ve ataerkillik arasında doğrudan bir bağlantı var. Nerede ordular çarpışıyorsa orada cinsiyet, sınıf ve ırk eşitsizliği derinleşiyor! Yazar Evelyne Accad “Cinsellik ve Savaş” adlı kitabında, savaşın erkekleri her zaman büyülediğini ve bir “varolma yolu” olduğunu söylüyor. Kadınlar içinse tam bir yokoluş! Ukraynalı kadınlar bu yokoluş sürecini anlattı.
Savaş ve barış cinsiyetlidir. Savaşları erkekler çıkarır ama sonuçlarından en çok kadınlar ve çocuklar etkilenir. Kadınlar için savaş, erkek şiddeti, yoksulluk, göç ve kayıplar anlamına gelir. O nedenle barış süreçlerinde kadınlar en ön saflarda yer almalılar.  
Alejandro Amenábar’ın yönettiği, Rachel Weisz’ın baş rolünü üstlendiği film bizi MS 4. yüzyılın İskenderiye’sinin Agora’sına (halk meydanına) götürür. Orada izlediklerimiz din üstünden yürütülen iktidar savaşları ve bir bilim kadını, Hypatia’dır.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!