savaş

“iran, bu saldırıya, molla rejiminin yanlış politikaları sebebiyle değil, doğru bir politikası yani direnişe destek vermesi sebebiyle maruz kalıyor. israil ve tıpkı filistin ve lübnan’da yaptığı gibi, sivil halkın yaşadığı bölgeleri, hastaneleri, medya kurumlarını bombalıyor ki bunların hedef alınması uluslararası hukuka göre savaş suçu.”
Yıkıcı koşullara rağmen, Filistinli sağlık çalışanları yaralılara bakmak için hayatlarını riske atmaya devam ediyor. Hemşireler başta olmak üzere Filistinli tıbbi personel, son derece zor koşullar altında muazzam çabalar gösteriyor.
türkiye’de bugün yaşadığımız yoksullaşma kapitalizmin bir sonucu ama bu kadar muazzam olmasını kapitalizmle açıklayamayız. bunun en önemli sebebi mevcut iktidarın kendi sermayesini oluşturmak üzere servetin el değiştirmesini sağlayacak politikalar uygulaması. servetin el değiştirmesi acılı, zorlu süreçlerle mümkün olur.
Bugün savaşa, militarizme, cinsiyetçiliğe karşı olan kesimlerin bir araya gelme zamanı. Kadınların, emekçi kadınların bir günlerini kazasız belasız atlatmaları, kendileri ve hakları hakkında düşünmeleri ancak barış ortamında mümkün hale gelebilir…O halde gelin hep birlikte barış mücadelesini yükseltelim.
türkiye’de bugün yemekhanelerde, ofislerde, öğlen molalarında, kahvelerde, kafelerde, kabul günlerinde, hastane kuyruklarında ve aklınıza gelen gelmeyen her yerde para konuşuluyor.
Savaş, göç, çocuk işçilik, zorla evlendirilme, boşanma, geçim sıkıntısı, aile baskısı, ırkçılık… Ve son olarak deprem… Suriyeli Rehaf’ın 22 yıllık yaşamına sığmış tüm bunlar. Şimdi Adıyaman’da bir çadır kentte kalıyor. “Bu sistem her şeyimizi aldı ama ben kararlıyım, okuyup avukat olacağım” diyor.
Şu an yıkıcı bir savaş var Kuzey’de. Ukraynalı kadınlar üzerindeki tahribatı da çok yüksek. Savaş ve ataerkillik arasında doğrudan bir bağlantı var. Nerede ordular çarpışıyorsa orada cinsiyet, sınıf ve ırk eşitsizliği derinleşiyor! Yazar Evelyne Accad “Cinsellik ve Savaş” adlı kitabında, savaşın erkekleri her zaman büyülediğini ve bir “varolma yolu” olduğunu söylüyor. Kadınlar içinse tam bir yokoluş! Ukraynalı kadınlar bu yokoluş sürecini anlattı.
Savaş ve barış cinsiyetlidir. Savaşları erkekler çıkarır ama sonuçlarından en çok kadınlar ve çocuklar etkilenir. Kadınlar için savaş, erkek şiddeti, yoksulluk, göç ve kayıplar anlamına gelir. O nedenle barış süreçlerinde kadınlar en ön saflarda yer almalılar.  
Alejandro Amenábar’ın yönettiği, Rachel Weisz’ın baş rolünü üstlendiği film bizi MS 4. yüzyılın İskenderiye’sinin Agora’sına (halk meydanına) götürür. Orada izlediklerimiz din üstünden yürütülen iktidar savaşları ve bir bilim kadını, Hypatia’dır.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!