sendikasız çalışma

Portakallar, mandalinalar dallarından soframıza birçok insanın emeğiyle geliyor. Narenciye işçisi kadınlar, çok zor koşullarda günde 9-10 saat çalışıyor. Sendikaları yok ama yevmiyeleri düşük olunca “Yeter!” deyip greve gitmişler ve kazanmışlar
Onu ölümüyle birlikte tanıdık. Zülfiye’nin yaşamını yitirmesiyle, ‘işçiler neden hâlâ yolda ölüyor’ sorusu bir kez daha gündeme geldi. Kadın işçilerin ölüm nedenleri arasında trafik ve servis kazaları önemli bir yere sahip. Kadın iş cinayetlerinin yüzde 44’ünü trafik ve servis kazalarının oluşturduğunu belirtiyor İş Güvenliği Uzmanı Neşe Değirmenci. Zülfiye Ercan’ın hayatını kaybettiği olayın bir trafik kazası değil, bir iş cinayeti olduğunu özellikle vurguluyor.
Deprem bölgesinde konteyner kentlerde kimi ihtiyaçlar kısmen sağlanmış olsa da bazı ailelerin hâlâ birlikte yaşamak zorunda kalması, kadınların ev içi yükünü artıyor. Bu duruma ulaşım sorunu da eklenince kadınların ücretli emeğinin koşulları değişiyor. Kadınlar güvencesiz ve part-time işlere mahkûm hale geliyor.
Mersin Serbest Bölgesi’nde çalışan Menekşe, çocukluğundan beri çalışmasına rağmen 49 yaşında ilk kez sigortalı olabilmiş. “Gündüz iş, akşam iş. Sadece yaşamak, nefes almak için çalışıyorum” diyor.
Kadınlar güvencesiz, sendikasız işlerde asgari ücretle çalışıyor, düzenli iş imkânları giderek daralırken, bel ve vajina fıtıkları gibi kadın meslek hastalıklarıyla uğraşmak zorunda kalıyorlar. Sendikaların rağbet etmediği kadın çalışma alanlarında alternatif örgütlenme biçimlerine ihtiyaç var.  
Diyarbakır’da ev işçisi kadınlar pandemi nedeniyle çok zor günler geçiriyor. Çoğu sigortasız ve sendikasız çalışan ev işçileri, “Çevremizde herkesin maddi durumu çok kötü, biri diğerine yardım edemiyor. Şartlar çok zor. Kimisi çocuğuna süt alamazken bir diğeri kıyafet alamıyor. Şaşkınlık içindeyiz” diyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!