tazminat

“Çok yıpratıcı bir iş. Sizi arayanlar problem çıkarttığında uğraşmak çok yorucu. Laf anlatmak zor. Üstüne üstlük çalışma ortamının o genel gürültüsü insana çok stres yaşatıyor. Her zaman aşırı yoğunluk var. Asgari ücretle çalışıyoruz, haklarımız sürekli gasp ediliyor. Bir de üstlerin işten çıkartacağı işçiye mesajla kıdem tazminatından vazgeçmesini teklif etmesi çok ağır geliyor”
Polonez fabrikasındaki direnişte aylarca mücadele eden kadın işçiler, varılan anlaşmanın sonrasında şimdi ne durumdalar? Ulaşabildiğimiz dört kadın işçiye sorduk. İş bulmamaktan şikayetçiler. Ayrıca tazminatlar ödenirken sendika tarafından kesilen para ile ilgili hoşnutsuzluklarını dile getirdiler. Bahsettikleri hoşnutsuzlukları Tek Gıda-İş Örgütlenme Sekreteri Yunus Durdu’ya da sorduk.
 “İşin cinsiyeti olmaz, ustası olur” sloganıyla hayata geçirilen, bakanlıklarca da desteklenen Kadın Ustalar projesinde, kadın işçilerin hakları gasp edildi. Proje kapsamında Hepsiexpress için çalışan kadınlar, “Kadın istihdamını artırıyoruz diye diye emeğimizi sömürdüler. Cinsiyetimizi kullanarak zengin oldular” diyor.
Elif’in hikayesi sendikalı bir işyerinde çalışan ve koca şiddeti nedeniyle boşanmak isteyen pek çok kadının ortak hikayesi aslında. O şiddet gören, boşanmak isteyen kadınlara kıdem ve ihbarının ödenmesini, parasal destek, koruma verilmesini ve bunların toplu sözleşmelere yansıtılmasını istiyor.
İzmir’de faaliyet gösteren Hugo Boss işçisi Mevlüde, “Şef bana işçisi gözüyle bakmıyordu. Sürekli taciz ediyor, hep o niyetle yaklaşıyordu. Sözleriyle de niyetini ortaya koyuyordu. İstediği cevabı alamayınca bana en zorlu işleri verdi. ‘Joker eleman’ vasfıyla, iş olarak daha geri noktalara çekerek cezalandırdı” diyor. Genç kadının başına gelenler bunlarla da sınırlı kalmadı. Bu kez iftiralara başvurdular. Ama onu yıldıramadılar, haklarıiçin mücadele etmeye devam ediyor.
Tekstil işçisi Şahdet Kılınç çalıştığı Tay Tekstil’in ‘ücretsiz izin’ teklifini kabul etmedi. Kadın ve erkek iş arkadaşlarıyla birlikte direnişe geçti, verdiği mücadelenin sonucunda tazminatı ile diğer yasal haklarını almayı başardı. Bu genç kadının anlattıkları, sektörün gerçek yüzünü gözler önüne seriyor. “İspanyol markasına her gün çok fazla sayıda gömlek diktik” diyor Şahdet, “O giysilerin yüzlerce dolara satıldığını da biliyorduk. Fakat hayatta kalmak ve geçinebilmek için çok az ücretlerle çalışmaya razı olduk.”
Uzun ve zorlu bir yaz döneminden sonra Ekonomi Bizim (de) Meselemiz yazılarımıza tekrar başlıyoruz. Bu haftaki konuğumuz Ümran Keskin… 
Kadın reglinin evlendiği erkeğe dair mahrem bir alan olarak görülmesi düşündürücü. ‘Ped’ kadına ilişkin bir materyal olduğu için aslında hakarete uğrayan kadınlar…  Kadının regl süreci ‘mahrem’ kabul edilip, evlendiği adamın egemenlik alanına nasıl hapsedilebilir ki? Zincir markette gerçekleşen dayak olayı, herkesin tartıştığı konu haline geldi. Kadın hukukçular olayı değerlendirdi.
2013’te Rana Plaza’nın çöküşü, dünyanın en büyük “endüstri felaketi” olarak tanımlanmıştı. Önlemler “kârlı” olmadığı için alınmamış. Yangın insanların yaşamına mal olmuş ve “ucuz işçilik”in, “ucuz ürün”lerin ne pahasına “ucuz” olduğunu gözler önüne sermişti.  Geçtiğimiz günlerde yine Bangladeş’te yaşanan yangın faciası çok da bir şeyin değişmediğini gözler önüne serdiği gibi 2014 yapımı belgesel, Kumaştaki Gözyaşları (Tears in the Fabric) filminin önemini hatırlattı.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!