tekstil

Bir süredir tekstil fabrikalarının Mısır’a taşındığını duyuyoruz. Patronlar arkalarında enkaz fabrikalar ve işsiz binlerce insan bırakıyor. İplik, tekstil ve hazır giyim sektöründe şu an 300 bin dolayında işsiz var, iş güvencesi adeta pamuk ipliğine bağlı. İşverenlerin koşarak gittiği Mısır’da ise üretimde çalışanların koşulları buradakinden daha ağır. Mısır göçünün perde arkasını araştırdık
Türkiye’nin her bölgesinde, her işkolunda kadın işçilerin sorunları benzer ancak tekstil sektöründe bunlar katmerleniyor. Hele ki Güneydoğu, ucuz ve örgütsüz kadın emeği diyarı adeta! Bu bölgede tekstilde kadın işçilerin durumunu ve sendikalaşmaya bakışını ortaya koyan yeni bir raporla, “Kadın işçilerin emeği görünür, duyulmayan sesi duyulur oldu!” Rapor, kadının fabrikada 18 saat çalışsa bile, evdeki ücretsiz, görünmeyen emeğiyle düşük ücret, uzun mesai ve güvencesizlik kıskacında tükenişini gösteriyor. Kadın işçiler iş-özel hayat ve yorgunluk döngüsünde tükenirken ne patrona ne eşlerine ne çocuklarına yaranabiliyor.
Hiç mola vermeden, izin yapmadan süren yoğun çalışma baskısına karşın üç ay boyunca ödenmeyen maaşlar… Ücretlerini alma talebiyle, yıllardır üyesi oldukları, aidat verdikleri sendikayla eyleme geçen ama eylemin daha ikinci gününde yarı yolda bırakılan ve bir başka sendikaya geçmeye karar veren işçiler… Tokat ilinde Şık Makas tekstil fabrikasında yeni bir işçi mücadelesi yaşanıyor. Kadın işçiler mücadelenin en önünde yer alıyor. Yeni sendika temsilcisi Buse Kara ile konuştuk.
Özellikle derinleşen yoksullukla, şehirlerin çeperlerinde yaşayan çocuklar için çalışma hayatına girmek neredeyse kaçınılmaz bir hale geldi. Tekstil başta olmak üzere birçok atölyede, sebze tarlalarında, narenciye bahçelerinde çocuk işçiliği adeta bir ‘gelenek’.
Betül Kocaaslan yaptığı araştırmada son yıllarda metal ve tekstil sektörlerinde yaşanan, kadın işçilerin öne çıktığı dört sendikalaşma mücadelesini ve işyeri önü direniş sürecini kadın işçilerle yaptığı yüz yüze görüşmeler yoluyla incelemiş. Sendikalı olmanın kadınları güçlendiren bir deneyim olduğunu görmüş. “Ama hayal kırıklığı da sürecin bir başka boyutu” diyor. 
Kuzey Makedonya’da ihracata dayalı üretim yapan tekstil işçileri kendilerine dayatılan ağır çalışma koşulları ve artan hak ihlalleri karşısında harekete geçti. Kadın tekstil işçilerini örgütleyen Glasen Tekstilec* Derneği’nin çabaları ile asgari ücret yükseltildi ve Enka’nın da ortak olduğu yabancı konsorsiyumun çalışma saatlerini artırma girişimi püskürtüldü.
Mısır’da şubat ayı sonlarında başlayan ve tekstil işçisi kadınların öncülük ettiği grev dalgası, ülkenin kaynaklarını satışa çıkaran ve İsrail’le işbirliği yaparak Gazze’ye kapıları kapatan El Sisi yönetimine korku dolu günler yaşatıyor.
Gülsuyu Gülensu Mahallesi Muhtar Adaylarından Özlem Güneş: “Çalışmanın içine girince kadın adayların ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu gördük. Mahallede üç kadın adayız ve her birimizin yaratığı bir pozitif enerji var. Biz asla birbirimizin rakibi değiliz.” diyor.
Mersin Serbest Bölge’de tekstil işçisi olarak çalışan Nazlı erkek işçilerin sokak ağzı ile konuşmasından rahatsız olduğunu dile getirdikten sonra, kadınların giyimleriyle ilgili laf etmelerine vurgu yaparak, “Diyelim, bir kadın hafif önü açık bir şey giydi. Çatal ucu gözüküyor. Arkasından neler neler derler.” diyor. Tüm bunların adını ise birlikte koyuyoruz; cinsel taciz…
Malatya’da BİRTEK-SEN’in örgütlenme faaliyetini yürüten tekstil işçisi bir kadın arkadaşımızla konuşuyoruz. Depremden sonra da kayısı fabrikalarında, düşük yevmiyeyle çalışan kadınların çoğu kayıtdışıymış. 16 yaşında koca koca kasaları taşıyarak işe başlayan arkadaşımızın en fazla şikâyet ettiği konulardan biri de işyerinde cinsel taciz.
Uzun yıllar tekstil üretiminde, makine başında çalışmış Zekiye. Sonrasında mutfak bölümüne geçmiş. “Hiç sendikam olmadı, oysa şu hayatta en çok istediğim şeylerden biriydi” diyor. Asgari ücretin bir an önce artırılmasını, kadın işi-erkek işi ayrımının kalkmasını, iş güvenliğinin sağlanmasını istiyor.
Sri-Lanka’da büyük markalara üretim yapan kadın işçiler, pandemi sırasında korunmasız çalışarak, sağlıklarından olmuştu. Tekstil işçisi kadınlar, şimdi de ekonomik kriz nedeniyle kapanan işletmeler nedeniyle işsizlikle boğuşuyorlar.
IndustriALL’ın ILO 190 çerçevesinde yürüttüğü işyerinde şiddet ve cinsel tacize karşı kampanya devam ediyor. Birlik, kampanyanın üçüncü bölümüne, kadınların yoğun olarak çalıştığı ve işyerinde sendikanın varlığının cinsiyete dayalı şiddetle mücadelede fark yarattığı hazır giyim sektöründe yapılan araştırmanın sonuçlarını yayımlayarak başladı.
Başta Zara olmak üzere ünlü markalar için iplik üretimi yapan Acarsoy Tekstil işçileri örgütlenmeye çalışıyorlardı. Öz İplik-İş Sendikası’na üye olan işçiler düşük ücretler ve kötü çalışma koşullarını değiştirmek için çıktıkları yolda işten atma saldırısıyla karşılaştılar. Çalışanların yüzde 70’inin kadın olduğu fabrikada, örgütlenme çalışmasını yapanlar da kadın, işten atılanlar da.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!