toplumsal cinsiyet

Önümüzdeki dönemde küresel ve ulusal ekonomiler karmaşık ve çok sayıda zorlukla karşı karşıya kalacak. Üretim zincirlerinde kesintiler, gıdaya erişim, bölgesel savaşlar, enerji fiyatlarının ve enflasyonun yükselişi, göçler ve iklim krizi bunların başlıcaları. Bir an önce yaşamı merkeze alan, eşitliğe duyarlı, çevre yıkımının önüne geçecek ekonomik modellerin hayata geçirilmesi gerekiyor.
Kadın mühendis, mimar ve şehir plancıları, uzaktan çalışmanın yeni meselesi “buradayımcılık”tan ve “hazır ve nazırcılık”tan mustarip. Bu nedenle “bağlantısızlık hakkı”nı daha fazla dillendiriyorlar. İşsiz kalma ve temel ihtiyaçları karşılayamama konularında erkeklerden daha kaygılılar.
“Genel olarak masallarda, kadın ve erkeğin, toplumsal cinsiyet rolleriyle uyumlu biçimde konumlandırıldığını görüyoruz. Buna göre; kadınlar daha çok evdedir, bekârsa beyaz atlı prensi ya da şehzadeyi beklemektedir evlenmek için. Pek çok masalda, kadın ev dışında var olabilmek için erkek kılığına girmekte, ancak erkek gibi göründüğünde bir işte çalışabilmektedir.”
Artan yarı zamanlı işler, evden çalışma, sağlıksız iş koşulları ve düşük ücretler, kadınların sendikalarda örgütlenmesinin zaruri olduğunu gösteriyor. Bu hala istenilen düzeyde değil. Değişim şart. 1960’lı yıllarda Kadın Kolu kuran Lastik-İş Sendikası’ndan Ece Göktürk ve yıllarca KESK’te toplumsal cinsiyet çalışmaları yürüten Handan Çağlayan’la son dönem dinamiklerini konuştuk.
Birleşik Metal-İş’in araştırmasına göre, metal işçisi kadınlar erkeklere göre daha çok kas-iskelet sistemi sorunu yaşıyor. Bu durum, toplumsal cinsiyet rollerinden bağımsız değil. Meslek hastalıklarına ilişkin toplumsal cinsiyet perspektifiyle yapılmış araştırmaların artması gerekiyor.
Bu yıl avukatlar yoksulluğun hızla arttığı, işçi avukatların sayısının yükseldiği, kadına yönelik şiddetle mücadele eden avukatların kendilerinin de şiddetle karşı karşıya kaldığı bir ortamda kutluyorlar 5 Nisan Avukatlar Gününü. Diyarbakır Barosundan Serap Yiğit Erkuş ile kadın avukatların sorunlarını konuştuk.
Sendikacılar, işçiler ve kamu çalışanları artan işsizliğe ve güvencesizliğe tepki gösterirken, kadın erkek ücretleri arasındaki eşitsizliğe de dikkat çekiyorlar. İşyerlerinde toplumsal cinsiyet temelli taciz, şiddet ve mobbingin de son bulmasını istiyorlar. 1 Mayıs’ta kadın işçiler kendi sesleriyle alanları dolduracaklar.
İpek Duben’in bütün işlerinin yer aldığı Salt Beyoğlu’nda bulunan “Ten, Beden, Ben” isimli serginin (8 Mayıs’a kadar gezilebilir) benim açımdan en dikkat çekici işi kişisel tarihimle de ilgili olan “Şerife” (1980-1981) serisi oldu. Bir desen ve on bir resimden oluşan seri, Duben’in yerel bir bağlamda göç, “öteki”ne bakış ve toplumsal cinsiyet konularını ele aldığı ilk işi olarak geçiyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!