pembe yaka’dan senem, yeniden gündeme getirilen 11. yargı paketini, “aile yılı” kapsamında görüyor ve lgbti+ varoluşun zor gücüyle bastırılmaya çalışılması anlamına geleceğini söylüyor ve ekliyor; “bu yıl ‘aile yılı’ olduğu kadar direniş yılıydı”
Kadınların el becerileri ve saklanan emeği üzerinden kendini var eden bir sektör halı dokumacılığı. Fabrikasyon işler bir yana evlerdeki üretim sürecinde kayıtsız işçilik, çocuk işçiliği, sağlığa ve sosyal hizmetlere erişememe, farklı hanelerin farklı yevmiyelere tabii olması, erkeklerin kazanca el koyması gibi ciddi sorunlar yaşanıyor. İpek halıcılığı ise fiyatı artsa da dokumacının ücretinin artmadığı tam bir sömürü çarkı.
Üniversite öğrencileri, geçinemediklerini belirtiyor. Erkek patronlar, erkek yöneticiler tarafından, genç kadın çalışanlar, sözlü taciz edilebiliyor. Garsonluk, bar, mutfak işlerinde çalışan kadınlar türlü türlü hakarete, zorbalığa maruz kalıyor. Sigorta veya herhangi bir güvence zaten yok. Yol ve yemek için bile ekstra mesai yapmak zorundalar.
LC Waikiki’de çalışan kadın işçiler zor durumda; iş koşulları çok ağır ücretler çok düşük. Bir kadın “Firma yüksek hedefler belirliyor ama ücretlerimiz bu oranda artmıyor. İş yükümüz üç katına çıktı. İş bulamama korkusu ve kaygısı nedeniyle müşterilerin her türlü hakaret ve küfrüne katlanıyoruz. Burada vahşi kapitalizmin dibini yaşıyoruz.” diyor.
Neoliberal ve cinsiyetçi ekonomik politikalar; genç kadınları ucuz ve güvencesiz emek haline getirdiği için sermaye ile patriarkanın işbirliği bakımından oldukça işlevsel. Genç kadınların gerçekten mutlu olabilmesinin yolu ise özgürlük, eşitlik, güvenlik ve saygınlık koşulları altında verimli çalıştıkları, yeterli ücret ve sosyal korunmanın sağlandığı işlerde istihdam ediliyor olmalarından geçiyor