yoksulluk

Bursa Karacabey’in çiftliklerinden birinde küçük bir kız çalışıyordu. Domates tarlasında fideleri ekiyor, otları temizliyordu. 15 yaşında yitip giden bu kızın dünyası nasıldı? Hayalleri var mıydı? Kezban’ı anlatanlar onun içine kapanık bir yapıya sahip olduğunu söylüyorlar. Karanlıktan korktuğunu… Bir de gezmeyi çok sevdiğini…
Geçen hafta başı, 30 yaşındaki Damla Aydın’ın sokağına bir sürü adam doluştuğunda saat öğleni geçmişti. Bir karanlık el gelip, su saatini söktü. Bir diğeri elektriğin kablolarıyla oynayıp, evi karanlıkta bıraktı! Artık 3 küçük çocuğa yemek yapacak tek bir bardak su dahi yoktu evde. Bu genç kadına “dönüşüm”ün hediyesi, susuzluk ve karanlık olmuştu.
Önümüzdeki dönemde küresel ve ulusal ekonomiler karmaşık ve çok sayıda zorlukla karşı karşıya kalacak. Üretim zincirlerinde kesintiler, gıdaya erişim, bölgesel savaşlar, enerji fiyatlarının ve enflasyonun yükselişi, göçler ve iklim krizi bunların başlıcaları. Bir an önce yaşamı merkeze alan, eşitliğe duyarlı, çevre yıkımının önüne geçecek ekonomik modellerin hayata geçirilmesi gerekiyor.
Bazıları aileleri tarafından çocuk yaşta evlendirilmek için kimi yoksulluktan, kimi bakım işleri nedeniyle, kimileri de babaları istemediği için ilkokula gönderilmemiş. Yolları Halkevi’nin kursunda birleşmiş. Okuma yazmayı öğrenerek, mahalleden çıkmak, kaybolmadan bir yerden bir yere gitmek, hastanelerde zorluk çekmemek, istiyorlar.
Nisan ayı içinde Alman parlamentosunda mini işler tartışılacak. Alman Hizmet Sendikası başta olmak üzere pek çok sendika kadınları yaşlılıkta yoksulluğa mahkum eden ve giderek genişleyen bu işlerin, sınırlandırılmasını istiyor.
8 Mart’a giderken kadın emeği ve kadın işçilerin durumu ile ilgili kadın örgütleri, feministler ne düşünüyor; son dönemde yaşanan grev, direnişleri nasıl değerlendiriyor ve politika önerileri neler, sorularının peşine düştük. Bu hafta Yeni Demokrat Kadın’dan Sevda Erkılınç ve Türkiye İşçi Partili Kadınlardan Melike Çınar ekonomik kriz ve derinleşen yoksulluk kıskacında kadın emeğine dair izlenimlerini paylaştılar.
8 Mart’a doğru giderken kadın emeği ve kadın işçilerin durumu ile ilgili kadın örgütleri, feministler ne düşünüyor; son dönemde yaşanan grev, direnişleri nasıl değerlendiriyor ve politika önerileri neler, sorularının peşine düştük. Yazı dizisi olmasını umduğumuz bu ilk metinde Kırkyama Kadın Dayanışması’ndan Fatma İnce ve bağımsız feminist Sezen Yılmaz’ın konuya dair görüşlerine yer veriyoruz.
Her alanda yoğun ve ciddi emek harcadığımız halde, en temel ihtiyaçlarımızdan kısarak yaşıyoruz. Kimimiz kitap okumaktan vazgeçti, kimimiz elektrik süpürgesinden, saçını kurutmayanlar da var, ütüsüz giyinenler de, bazılarımız ise battaniye altında… Kısmayı da tasarruf etmeyi de organize etmek kadınlara kalıyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!