“Bu yargı paketindeki heteropatriyarkal maddelerin geriletilebilmesinin birkaç sebebi var: bu ortak mücadelenin militan sokak eylemleri, baş edilemeyince, ikna gücü arttıkça kapısına kilit vurulan sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlar ve ama en önemlisi toplumun git gide daha geniş bir kesiminin kadınları haklı, lubunyaları da haklı ve meşru görmesi….”

bir yargı paketi daha tbmm başkanlığına sunuldu; malum bu 12’nci paket; kamuoyunun tepkisi nafaka hakkına el onulması, lgbti+ düşmanı ve ayrıca suça sürüklenen çocukların yetişkinlermiş gibi ceza almalarının önünü açacak düzenlemeler gibi maddeleri tasarıdan çıkartıldı. şimdilik savuşturduk, ayrıca pakette bazı olumlu maddeler de var ama hukukçular, esas murat edilen konu olan yargılama sürecinin kısaltılması konusunda çok sınırlı bir gelişme olacağı söylüyor.
paketin çeşitli veçheleri önümüzdeki günlerde kamuoyunda daha ayrıntılı tartışılacaktır. bu yazıda yukarıda andığım maddelerin bir kere daha geri çekilmesini sağlayan süreci ele almak istiyorum.
daha önce birkaç kez çeşitli paketlerde yer alan maddeler neden bir kere daha gündeme geldi? iktidarın gündem değiştirme gibi bir ihtiyacının olduğunu düşünmüyorum, bana en mantıklı gelen sebep, akp’nin, erkeklerden ve erkek-egemen ideolojiyi benimsemiş kadınlardan oluştuğu varsayılan seçmenini konsolide etme çabası. özellikle nafaka konusunda bunun çok gerçekçi bir beklenti olmadığını görmek zor değil. çünkü kadınların yoksulluk nafakasına olan ihtiyacı oy verdikleri partilerden bağımsız.
genel olarak, sosyal medyayı işgal etmiş olan trollerin, iddia edildiği gibi toplumun eğilimlerini yansıtmadığını bir kere daha gördük.
farklı ama omuz omuza
bir parantez açarak ve daha önce de yazdığım bir şeyi tekrar ederek devam etmek istiyorum. kadınların yaşadığı baskı ve sömürü ile lgbti+’ların gördüğü baskı ve ayrımcılık aynı sistemden, patriyarkadan kaynaklanıyor ama farklı yüzleri var. kadınlar çoğunluk, kadın olmak tarihin hiçbir aşamasında “yasak” olmadı. buna karşılık istihdam süreçlerinde büyük ayrımcılık yaşasalar da lubunyaların emeğine, eviçinde kadınların emeğine olduğu gibi el konulmuyor, ücretsiz çalışmaya zorlanmıyorlar. ama kolaylıkla dışlanabiliyorlar, ayrımcılıkla karşılaşıyorlar, erkek şiddeti onlara yöneldiğinde kadınlara yöneldiğinde olduğundan bile daha güçlü bir cezasızlıkla karşılanıyor.
ama aktarmaya çalıştığım gibi görüngüler ve olgular farklılaşsa da patriyarkanın sonuçları olmaları mücadelemizi ortaklaştırıyor.
bu yargı paketindeki heteropatriyarkal maddelerin geriletilebilmesinin birkaç sebebi var: bu ortak mücadelenin militan sokak eylemleri, baş edilemeyince, ikna gücü arttıkça kapısına kilit vurulan sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlar ve ama en önemlisi toplumun git gide daha geniş bir kesiminin kadınları haklı, lubunyaları da haklı ve meşru görmesi. bence bu en büyük gücümüz ve buna önümüzdeki dönemlerde çok daha fazla ihtiyacımız olacak.
ingiltere’de olduysa…
genel olarak kitleselleşme ve kitleleri etkileyecek propaganda araçları üzerine düşünmenin tam zamanı bence. internet erişimi olmayanların bile önüne çıkacak malzeme, hukukun ve akademinin terminolojisinden kurtulmuş bir söylem, itirazların dillendirilmesi kadar, güven aşılayan argümanlar, ihtiyacı olanların arama yapmadan da ulaşabileceği araçlar… bunlar benim ilk aklıma gelenler.
bitirirken şunu hatırlatmak istiyorum: feministler ilk dönemlerinden itibaren, cezaevlerindeki hak ihlallerinden işçi grevlerine kadar birçok farklı mücadeleye el uzattı. bu zaman içinde hareketin tanınırlığını ve fikirlerinin yaygınlaşmasını da artırdı. benzer bir şey lgbti+ hareket için de söz konusu olabilir. işçi eylemleri türkiye’nin dört bir yanında yükseliyor. çoğumuzun izlediği, 1980’lerde, ingiltere’de bir grup eşcinsel kadın ve erkeğin, maden işçilerinin mücadelesine omuz vermesini anlatan pride adlı filmi hatırlamanın tam zamanı değil mi?
Görsel: Hannah McHaffie










