Güncel

Bursa Karacabey’in çiftliklerinden birinde küçük bir kız çalışıyordu. Domates tarlasında fideleri ekiyor, otları temizliyordu. 15 yaşında yitip giden bu kızın dünyası nasıldı? Hayalleri var mıydı? Kezban’ı anlatanlar onun içine kapanık bir yapıya sahip olduğunu söylüyorlar. Karanlıktan korktuğunu… Bir de gezmeyi çok sevdiğini…
Geçen hafta başı, 30 yaşındaki Damla Aydın’ın sokağına bir sürü adam doluştuğunda saat öğleni geçmişti. Bir karanlık el gelip, su saatini söktü. Bir diğeri elektriğin kablolarıyla oynayıp, evi karanlıkta bıraktı! Artık 3 küçük çocuğa yemek yapacak tek bir bardak su dahi yoktu evde. Bu genç kadına “dönüşüm”ün hediyesi, susuzluk ve karanlık olmuştu.
Ev işçisi kadınlar, geçenlerde Twitter’de dönen “Ev işçisine yemek verilmeli mi?” tartışmasına oldukça tepkili. “Biz sadaka istemiyoruz, hakkımızı istiyoruz. O bir öğün yemek bizim zaten hakkımız, hakkımızı vermek zorundasınız” diyorlar. Ev işinin iş, ev işçisinin de işçi olduğunu ısrarla vurguluyorlar
Bu ülkede kadınlar bir yüzyıldır sahnelere çıkıyor. Bunu erkekler bahşettiği için değil, önlerinde engel olarak duran erkeklik ahlakını, gelenek ve görenekleri yendikleri için. Erkeklerin doğuştan sahip oldukları hakları yüz yıllarca direnerek kazandı kadınlar.  Haklarımızdan bir tekini bile vermeye tahammülümüz yok.
Emekli olduktan sonra da bir şeyler yapmak isteyen Diyarbakırlı Gülten Arslan Ekinci, içli köfte üretimine girişmiş. Önce evde birkaç kadın yapmışlar. Sonra işi büyütüp dükkan açmışlar. Şimdi beş kadın çalışıyor işyerinde. Çok geniş bir ağları var artık. Sahibi de çalışanlar da kendi paralarını kendileri kazanmaktan memnun.
Çay üreticisi kadınlar, 7 TL olarak açıklanan yaş çay fiyatına da kota uygulamasına da tepkili. “Ellerine hiç çay makası almayan kişiler çaya fiyat biçiyor, kota koyuyor, her şeye karar veriyor. Kazancımız elimizde eriyor. Emek bizim, söz de bizim olacak” diyorlar.
STK çalışanı Kardelen, kaldığı apartın kirasına gelen fahiş zam nedeniyle memleketine dönmeye karar vermiş. Ama orada mesleğini sürdüremeyeceğini, işsiz kalacağını söylüyor. Aile evine dönme ihtimali de onu korkutuyor, “Çünkü kendi hayatım olsun istiyorum” diyor.
12- 18 Mayıs arası Hemşirelik Haftası olarak kutlanıyor. Hemşireler, yıl boyu, düşük ücret, uzun çalışma süreleri, küçümsenme, bir sürü angarya, şiddet ve tacizle boğuşurken, bugünler için oluşturulan yapay kutlama törenlerinden rahatsızlar. Gerçek kutlama insanca çalıştığımız, emeğimizin değerinin verildiği gün olacak, diyorlar…
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!