Emeğimizin değersizleştirilmesine karşı 1 Mayıs’ta alanlardayız

Geçtiğimiz günlerde yükselen pahalılık, emek sömürüsüne karşı direniş, grevlerde ve sendikal örgütlenme mücadelesinde, kadınlar en öndeydi. Kadın emeği alanında çalışmalar yürüten kadın örgütlerine ve siyasi partilere 1 Mayıs gündemlerini sorduk. Ortak talep; evde, işte ve ücrette eşitlik…
Paylaş:
Ayla Önder
Ayla Önder
onderayla@gmail.com
Ayla Önder onderayla@gmail.com

Geçtiğimiz günlerde yükselen pahalılık, emek sömürüsüne karşı direniş, grevlerde ve sendikal örgütlenme mücadelesinde, kadınlar en öndeydi. Kadın emeği alanında çalışmalar yürüten kadın örgütlerine ve siyasi partilere 1 Mayıs gündemlerini sorduk. Ortak talep; evde, işte ve ücrette eşitlik…

İşçi Sınıfının Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü 1 Mayıs’a günler kaldı. Kadın işçi talepleri yine gündemimizde. Kadınlar seslerini duyurmak için, yaşadıkları hangi hak ihlallerini öne çıkaracaklar? Sendikal oluşumların dışında kurulan dernek çatıları altında toplanan kadınların yolları nerelerde kesişiyor? Uluslararası İşçi Derneği(UİD-DER) Kadın Komitesi, emekçi kadınların sorunlarının her alanda fazlasıyla ağırlaştığı bir döneme girildiğine dikkat çekiyor. Yüzde 150’lerdeki enflasyondan, hayat pahalılığının dayanılmazlığından söz ediyor dernekteki kadınlar. Şöyle bir tablo çiziyorlar; “İşsiz sayısı 8-10 milyon bandında. Sofralarımız yoksullaşıyor, yeterli ve sağlıklı gıdaya ulaşmak iyice zorlaşıyor. Yani yoksulluk çukuru derinleşiyor ve her geçen gün daha fazla insanı içine çekiyor. Elbette emekçi kadınlar yoksulluktan ve sonuçlarından fazlasıyla etkileniyor. 11 milyon kadın ev içi bakım yükü nedeniyle istihdama katılamıyor. İşyerlerinde, mahallelerde kreşler, hasta ve yaşlı bakım evleri kurulmuyor, ev işleri kadının iş yükü olarak görülmeye devam ediyor. Toplumsal olarak ele alınması ve çözülmesi gereken bu sorunlar çözülmediği için emekçi kadının sıkışmışlığı, kaygıları artıyor. Bu yakıcı gerçekler emekçi kadınları adeta nefessiz bırakıyor”.

Mutfaktaki yangına karşı da yürüyeceğiz

UİD-DER’li kadınlar 1 Mayıs’ta şiddete, cinsiyet ayrımcılığına, sömürüye hayır diyecekler. Fabrikalardaki kreş sorununu pankartlarıyla duyuracaklar. Eşit işe eşit ücret isteyecekler. Gece vardiyasının yasaklanması için bir araya gelecekler. Aynı zamanda demokratik hak ve özgürlükleri de dile getirecekler. Kadın emeği çerçevesinde hangi kadın meseleleri daha acil olarak gündeme taşınacak peki? Kadın işçilerin erkek işçilere göre daha düşük ücret alması, kadının evdeki emeğinin yok sayılması, işyerlerinde mobbing ve tacize maruz bırakılmaları yakıcı sorunlarının başında geliyor. UİD-DER’li kadınlar aynı zamanda kapitalist sömürüye, cinsiyet ayrımcılığına hayır diyecekler o gün. Şiddete, aşağılanmaya, baskılara da… Şu noktalara özellikle yoğunlaşıyorlar; “Hayat pahalılığına, mutfaktaki yangına, yok sayılmaya karşı yürüyeceğiz 1 Mayıs Günü. ‘Mutfak yangınından orman yangınlarına kadar tüm sorunlarımızın kaynağı bu düzendir’ diyeceğiz. Emperyalist savaşın bütün emekçiler için bir yıkım olduğuna değineceğiz. Emeğin mücadelesinin biz emekçi kadınlarla güçlendiğine inanıyoruz. Gerçekleri örtmeye, bizi yapay temellerde bölüp parçalamaya çalışanlara inat sınıfımızın mücadele saflarına güç vereceğiz.”

Güvencesiz çalışanlar sosyal güvenlik kapsamına alınsın

İşçinin Kendi Partisi Kadın Komitesi ise şöyle bir paylaşım yapıyor; “Biz ‘kadınlar işçi sınıfının yarısıdır’ diyoruz. Çoğu zaman ancak ev halkı dara düştüğünde ücretli çalışmasına hoş bakılıyor kadının. Ev içinde ücretsiz emek veren de o, ücretli işgücüne katılarak ‘katkı sağlaması’ istenen de o. Evde veya fabrikada çalışan bütün hemcinslerimiz işçi sınıfının yarısıdır. Bu yarının sorunlarını dert etmeyen, bunlara çare aramayan bir emek siyasetinin başarılı olması mümkün değil. Bu bakış ışığında eşdeğer işte eşit ücret şartlarıyla çalışma talebimiz ilk sırada. Ayrımcılık yapılmamalı. İşyerlerinde taciz, mobbing ve baskının önünü örgütlenerek keseceğiz. İşyerleri kreş yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Kadına yönelik şiddete karşı etkili tedbirler alınmalı fabrikalarda. Kadınlar, gençler dahil çalışmak isteyen herkes için tam istihdam sağlanmalı”. Emek mücadelesinin başarı elde edebilmesi için kadınların etkin katılımının gerekli olduğunu vurguluyor İKEP’li kadınlar. Doğum izninin anne ve babaya aynı ölçüde verilmesi İKEP üyesi kadınlar için çok önemli. Süt izninin bebek ve annenin ihtiyaçlarına göre belirlenmesini, regl günlerinin izin dâhilinde olmasını önde yer alacak haklardan görüyorlar. Kayıt dışı ve sigortasız çalışan kadınların derhal yasalar uyarınca güvence altına alınması ise önemli talepler arasında sıralanıyor.

Şiddetten uzak, eşit bir hayat

Kadın Meclisleri ise 2022 1 Mayıs’ını, tüm eşitsizliklere rağmen, mücadelenin umudu ile karşılayacaklarını vurguluyorlar. Gittikçe artan hak direnişlerine getiriyorlar sözü. Patronlar işçilerin her hakkına saldırdıkça yeni grev ve direnişlerin başlayacağını düşünüyorlar ve şöyle bir yorum yapıyorlar; “Kadınlar hayatın her alanında ayrımcılığa maruz kaldıkça evde, işte, ücrette eşitlik mücadelesi yükseliyor. Siyasi iktidar, bizi dört duvar arasına hapsetmeye çalışıyor. O dört duvar arasında her türlü eşitsizliğe maruz kalıyoruz. En yakınlarımızdaki erkekler tarafından şiddet görüyoruz, öldürülüyoruz. Ev içinde yok sayılan emeğimiz giderek büyüyor. Ev işleri, çocuk bakımı, yaşlı bakımı üzerimize yükleniyor. Bu yük giderek artıyor”. Kadın Meclisleri yapısı içindeki işçi kadınlar şiddetten uzak ve erkeklerle eşit bir hayat için mücadele ettiklerini söylüyorlar. İşsizliğin üzerinin örtüldüğünü, kayıt dışı çalışan binlerce emekçi olduğunu anlatıyorlar. Kriz günlerinde ilk işten çıkarılanların kadınlar olması bir toplumsal cinsiyet eşitsizliği olarak canlarını yakıyor. Ek olarak şu yorumu dinliyoruz: “İstanbul Sözleşmesi’nden imzayı çekenlerden, kadınları ve LGBTİQ+’ları şiddetle baş başa bırakanlardan beklentimiz yok. Kadınların yaşadığı sorunlarla ilgilenmek yerine, derneklerini kapatmakla, örgütlenmelerini engellemekle uğraşanların bizim için iyi bir karar alacağını ummak çok safça. Emekçilere krizden başka bir şey vaad etmeyenlerden beklentimiz yok.”

Fabrika direnişlerde ön safta kadın işçiler yer aldı

İşçi Emekçi Kadın Komisyonları(İEKK) bir çok işyerinden ve işkolundan kadının bir araya gelerek oluşturduğu bir platform. Baskının, şiddetin gericiliğin işçi ve emekçi kadınlar için katlanılmaz düzeyde olduğu noktasında hemfikirler. Özellikle önemsedikleri konulara değinip şu ifadeleri paylaşıyorlar; “Bizler en düşük ücretli işlerde çalıştırıldığımız gibi, güvencesiz, esnek, kayıt dışı üretim biçimleri de en çok maruz kaldığımız uygulamalar. Kadın işçi ve emekçiler fabrikalarda, işyerlerinde örgütlenmeyi ve direnişleri omuzladılar. Yılmadan, yorulmadan mücadelenin en önünde yer aldılar. 25 Kasım’larda, 8 Mart’larda, İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ve kadın katliamlarına karşı eylemlerde hep kadınlar vardı. Dinmeyen sesleri, yükselen talepleri ile mücadele sahnesindeydiler. Ve şimdi de sömürüye, baskıya, şiddete karşı direnişin kazanması için 1 Mayıs’ı örgütleyeceğiz. Kadın işçiler olarak çalışma yaşamında derinden yaşadığımız her sorunun talebe dönüşmesi bizim için yakıcı bir ihtiyaçtır. Her mücadele sürecinde olduğu gibi 1 Mayıs’larda da biz kadın işçilere ait talepler mutlaka yer almalı. Ve kadın işçi-emekçilerin örgütlenmesinin manivelasına dönüştürülmeli”.

Erkek egemen sistemden kaynaklı

Görüştüğümüz bir başka emekçi kadın oluşumu ise “Birleşik İşçi Kurultayı’ndan kadınlardı. Bu yapının çatısı altındaki kadınlar emek sömürüsünün, şiddetin son bulmasını önemsiyorlar. Bu iki baskı aracını ortadan kaldırmak için kadınların güçlenmesi gerektiğine inanıyorlar. Örgütlülükle bu gücün sağlanacağına inanıyorlar ve kadın taleplerini şöyle şekillendiriyorlar; “Özgür bir dünyada gelecek kaygısı duymadan kadın-erkek eşit olarak yaşamak istiyoruz. Düşük ücretlere ve haysiyet kırıcı iş koşullarına hayır diyoruz. Ev emeği görünmeyen bir emek ve bize mal ediliyor. Çocuklara, yaşlılara bakım sorumluluğu bizlerin üzerine yıkılmamalı”. Birleşik İşçi Kurultayı’ndan kadınlar, sosyalist bakışla bütün sorunları isimlendiriyorlar. Kadınların toplumun öznesi olduğu gerçeğini savunuyorlar. Sözlerini şöyle bitiriyorlar: “Aslında güçlenmenin yolu örgütlenmeden geçiyor. Kadınları bugün bir çember içine sıkıştıran bütün sorunlar erkek egemen sistemden kaynaklı. Geçim sorunlarına, ekonomik baskıya, işyeri mobbingine karşı taleplerimizi 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde seslendireceğiz.”

Paylaş:

Benzer İçerikler

İZBB’de işten atılan taşeron evde sağlık ve bakım işçileri, kendilerine verilen sözler tutulmadığı için yeniden direnişte. Kadın işçiler, “Pandemi, kar kış demeden çalıştık. O kadar yoruluyorduk ki kendi evimizde iş yapamıyorduk, kendi bakımımızı yapamıyorduk. Bu muydu emeklerimizin karşılığı? İşimizi geri istiyoruz” diyor.
Diyarbakır Eğitim Sen’den Ezgi Çelik, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı verdikleri mücadeleyi ve 2 Kasım grevini değerlendirdi. Çelik, “Bu yasa, kadınlar açısından cam tavan sorununu daha da derinleştirecek. Oluşturulacak hiyerarşi basamakları gittikçe erkekleşecek. Kabul etmiyoruz! Üretimden gelen gücümüzün farkındayız” diyor.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası yeni kurulmuş bağımsız sendikalar içinde eylemleri ile dikkat çekiyor. Sendika uzun bir hazırlık sürecinden sonra geçtiğimiz günlerde kadın komisyonunu da oluşturdu. Kreş, eşdeğerde işe eşit ücret gibi patronları zorlayacak somut talepleri başlangıçtan itibaren sendikal mücadelenin konusu haline getirerek, önemli adımlar atıyorlar.
Sağlıkta teşvik adı altında bir iyileştirme yaptılar, güya… Sağlık çalışanlarını hekim ve hekim dışı, diye ayırarak ücretleri iyice farklılaştırdılar. Pandemi döneminde bütün gün binlerce riske maruz kalarak çalışan, emekleri görmezden gelinen hemşireler başta olmak üzere sağlık emekçileri çok öfkeli… “Hak ettiğimizi almak için daha iyi bir örgütlenme” diyorlar.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!