EŞİK: Depremden etkilenen tüm kadınlara nakdi destek sağlansın

EŞİK’in raporuna göre, depremi böyle büyük bir afete çeviren doğa değil; erkek egemen, ayrımcı, rantçı, tekçi, reisçi devlet anlayışı. Raporda, 18 yaş üstü tüm kadınlara özel nakdi destek verilmesi, kreş ve bakım merkezlerinin açılması, erkek şiddetine karşı koruma mekanizmalarının acilen oluşturulması talep ediliyor.
Paylaş:

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), dün “6 Şubat 2023 Depremleri/Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bakış Açısından Geleceğe Notlar” başlıklı bir rapor yayımladı.

EŞİK gönüllüleri Özgül Kapdan ve Gökçeçiçek Ayata tarafından hazırlanan rapora, EŞİK Afet Gözlem Çalışma Grubu ile Özlem Altıok, Serpil Salaçin, Sevinç Ünal, Selen Lermioğlu, Hülya Gülbahar ve Sevgi Uçan Çubukçu da katkı sundu.

72 sayfadan oluşan raporda, 6 Şubat’tan itibaren tüm yaşananlar toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısıyla değerlendiriliyor. “Siyasi karar alıcıların, devletin ne yaptığı, ne yapmadığı ve yapması gerektiğine dair not düşmek ve hatırlamak, hatırlatmak” amacıyla kaleme alınan raporun sunuş yazısında şöyle deniyor:

“Her gün en az üç kadının sistematik bir şekilde öldürüldüğü, haklarımızın ve hayatlarımızın güvencesi olan laiklik ilkesinin fiilen askıya alındığı, depremin kadere bağlandığı, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılarak evrensel insan hakları hukukunun terk edilmeye çalışıldığı bir ülkede siyasi yıkımlara da direnmekte olan kadınlar olarak; doğanın değil, erkek egemen, ayrımcı, rantçı, tekçi, reisçi devlet anlayışının afetleştirdiği bu depremin büyük acısını dayanışarak aşacağız. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bir daha karanlıkta kalmayacağımız bir gelecek kurarak birlikte iyileşeceğiz.”

Tüm resmi verilerin güvenilirliği tartışmalı

Rapora göre, depremlerde hayatını kaybedenlerin ve yaralıların sayısı dâhil olmak üzere, açıklanan tüm resmi verilerin güvenilirliği tartışmalı. Cinsiyeti temel alan veri de yok. Hükümet, ilk günden beri afeti değil, algıları yönetiyor. Depremi bir afete dönüştüren tüm sorumluların yargılanması gerekiyor. Hayat kurtarmak için kritik önemdeki ilk üç günde -hatta bazı yerleşimler için takip eden günlerde de- arama kurtarma çalışması yapılmaması, araştırılması ve aydınlatılması gereken en can alıcı konu.

Refakatsiz kalan çocukların devlet dışı kurumlara verilmesi, sivil toplum örgütlerinin dayanışma faaliyetlerinin engellenmesi, Kızılay’ın çadır ve gıda malzemesi satması, emniyet görevlilerinin yardım malzemelerini çalması gibi skandalların da anımsatıldığı raporda, şu ifadeler kullanılıyor:

“Yaşadığımız bu süreci anlatabilmek için afet yönetimi terimlerinden ziyade; fırsatçılık, rantçılık, kamuoyuna yalan söyleme, delilleri yok etme, veri saklama, ayrımcılık, toplumsal dayanışmayı engelleme, insanlar canlı olarak enkaz altında iken iletişimi kesme, yasaklama, basını susturma, halkın topladığı yardımlara el koyma, suça göz yumma, gizleme hatta teşvik, sağlık hakkını ihlal etme, yaşam hakkını ihlal etme gibi afet sözlüğüne değil, çoğu hukuk sözlüğüne ait terimlere ihtiyacımız var.”

Raporda, fırsattan istifade OHAL ilan edilmesi, orman ve meraları imara açan bir OHAL kararnamesinin yayımlanması, ihalelerin tam gaz sürmesi ve deprem vergileri ortada yokken afet fonunun kurulması da eleştiriliyor. Enkaz kaldırma sürecinde gerekli önlemler alınmadığı için sağlık risklerinin yaratıldığı, doğal dengenin ve çevrenin gözetilmediği, ayrıca deprem bölgesindeki köylerin halen destek beklediği vurgulanıyor.

“Kadınların depremde öldüğü yeri bile toplumsal cinsiyet belirliyor.”

Bir EŞİK gönüllüsü

Kadınlar şiddete karşı korumasız

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan sorunların da ele alındığı raporda, afetlerin mevcut eşitsizlik ve ayrımcılıkları daha da derinleştirdiği, kadınlar ve erkeklerin afetlerden farklı düzeylerde etkilendiği belirtiliyor.

Depremin ardından Suriyeli mültecilerin hedef haline getirildiği, LGBTİ+’ların kötü muamele korkusuyla yardım bile isteyemediği hatırlatılıyor.

Kadınların şiddete karşı korumasız bırakıldığına dikkat çekilerek, bakanlığın varlık nedenini unuttuğu ve bu konuda kayda değer hiçbir önlem almadığı vurgulanıyor. Diğer şehirlere tahliye edilenlere de gerekli desteğin verilmediği ifade ediliyor.

Raporda ayrıca, kadınların cinsel sağlık ve doğurganlık haklarının risk altında olduğu, gebelik takibinin yapılamadığı, kadınların özel ihtiyaçlarının karşılanmadığı, bakım yüklerinin çok ağırlaştığı ancak afet yönetiminde bu durumun dikkate alınmadığı dile getiriliyor.

Rapora göre, depremden etkilenen kadın ve çocukların daha fazla zarar görmemesi için alınması gereken önlemler ise şöyle:

Kadına karşı şiddet ile ilgili acil önlemler

  • Kadın ve çocukların ev içi şiddet ve cinsel şiddetten etkin şekilde korunması için acilen özel koruma mekanizmaları oluşturulsun.
  • Sadece şiddetle ilgili çalışan uzmanların yanıt verdiği, afetten etkilenen kadınlara özel hizmet vereceği ilan edilen, 7 gün 24 saat çalışacak, ücretsiz ulaşılabilecek, şiddetle mücadele acil telefon hattı kurulsun.
  • Tahliye edilen sığınakların yerine depreme dayanıklı yeni sığınaklar açılsın, sığınak ihtiyacı her şehrin yerelinde çözülsün.
  • Bağımsız kadın örgütleri danışmanlık ve psikososyal destek sürecine dâhil edilsin, çadır ve konteyner kentlerde ve KYK yurtlarında çalışma yapmalarına izin verilsin.
  • Kadınlar ve çocukların insan ticaretine karşı korunması için özel önlemler alınsın, bu konuda deneyimli güvenlik personeli çalıştırılsın.
  • Cep telefonu olmayan 18 yaşını doldurmuş tüm kadınlara KADES uygulamasından yararlanabilmeleri için cep telefonu dağıtılsın.
  • Geçici barınma merkezlerinde kadınların güvenliği için gerekli aydınlatma, tacize karşı güvenli banyo-tuvalet sağlansın ve psikososyal destek alanı kurulsun.
  • Standartlara uygun kurulmayan çadırlar, mahremiyet kuralları gözetilerek yeniden düzenlensin, bu düzenleme sırasında yangın ve benzeri risklere karşı da güvenli hale getirilsin.
  • Geçici barınma alanlarında bağımsız çocuk koruma örgütlenmelerinin çalışma yapmasının önü açılsın, çocukların iyileşme süreci için gerekli alan ve malzeme sağlansın.
  • Bağımsız kadın örgütlenmelerinin kurduğu destek organizasyonları engellenmesin.
  • Kadınların konuştukları anadilde hizmet almaları sağlansın.

Cinsel sağlık ve doğurganlık haklarıyla ilgili acil önlemler

  • Geçici barınma alanlarında hijyen şartları sağlansın.
  • Kadınların hijyen ürünleri ile ilgili ihtiyaçları AFAD tarafından ücretsiz sağlansın.
  • Hamile ve emzikli kadınların sağlık hizmetlerine mümkün olduğunca bulundukları yerde ve ücretsiz erişimi sağlansın, bunun için gezici sağlık ekipleri oluşturulsun, olanların sayısı artırılsın.
  • Düzenli sağlık taraması yapılsın ve kadınların cinsel sağlık ve doğurganlık hakları ile ilgili bilgilendirme eğitimleri almaları sağlansın.
  • Doğum kontrolü araçlarına ücretsiz erişimleri sağlansın, istenmeyen gebelikleri sonlandırmak isteyen kadınların devlet hastanelerinde sağlıklı kürtaj hakkına erişmeleri kolaylaştırılsın.

Çalışamaz duruma gelenler prim ve sigorta süresi şartı aranmaksızın emekli edilsin, işsiz kalan herkese ön koşul aranmaksızın işsizlik maaşı ve işten ayrılmak isteyenlerin kıdem tazminatı ödensin.

Acil ekonomik önlemler

  • Özel ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için, 18 yaşını doldurmuş tüm kadınlara, hane başına sağlanan nakdi destekten ayrı olarak, en az iki yıl boyunca kişisel hesaplarına gönderilmek üzere nakdi destek sağlansın.
  • Kadınların gelir getirici üretim yapabilecekleri kooperatif kurmaları desteklensin, kuracakları kooperatifler vergiden muaf olsun, teşvik sağlansın.
  • Çocuklar için kreşler açılsın.
  • Hayatta kalan engelliler, deprem nedeniyle engelli duruma gelenler ve bakıma muhtaç hasta ve yaşlılar için bakım merkezleri açılsın, kadınlar istihdama yönlendirilsin.
  • Geçici yerleşimlerde kadınların toplanabilecekleri, sosyalleşebilecekleri alanlar oluşturulsun.
  • Kadın istihdamını hızlandırmak için özel destek programları başlatılsın, tarım-hayvancılık-gıda işleme sektörlerine ağırlık verilsin, sivil toplum örgütlerinin bu konuda kadınlara yol göstermelerinin önü açılsın.
  • Kırsal alanlarda hayvanlarını kaybeden kadınların kayıpları karşılansın, yem ve tarımsal üretim için gerekli ihtiyaçları giderilsin.
  • Göç alan bütün şehirlerde ev kiraları makul düzeye getirilerek yeniden düzenlensin, sabitlensin ve tek başına yaşayan kadınlara, Suriyeli mültecilere ve LGBTİ+’lara konut kiralamayan mülk sahiplerine barınma hakkını ihlal ettikleri için yaptırım uygulansın.
  • Depremden etkilenenlerin elektrik, su, doğalgaz ve iletişim fatura borçları silinsin, bu hizmetlerden bedelsiz yararlanmaları sağlansın, vergi borçları ile kredi kartı ve ihtiyaç, konut, taşıt kredi borçları silinsin. Çalışamaz duruma gelenler prim ve sigorta süresi şartı aranmaksızın emekli edilsin, işsiz kalan herkese ön koşul aranmaksızın işsizlik maaşı ve işten ayrılmak isteyenlerin kıdem tazminatı ödensin.
  • Hayatını kaybedenlerin hak sahiplerine prim ödeme ve çalışma süresi koşulları aranmaksızın ölüm aylığı bağlansın.

Yapısal değişiklik önerileri

Raporda bir daha böylesi bir yıkımla karşılaşmamak için yapısal, köklü değişikliklerin de hayata geçirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu değişiklikler şöyle sıralanıyor:

  • Afet yönetiminde toplumsal cinsiyet eşitliğinin temel alınması.
  • Anayasal sosyal devlet anlayışına geri dönülmesi, ekosisteme saygılı politikaların yürürlüğe konulması.
  • Afet yönetiminin bilim, hukuk ve evrensel insani ilkeler çerçevesinde yapılandırılması.
  • Afet yönetiminde herhangi bir nedene dayalı ayrımcılık yapılmamasının garanti altına alınması.
  • Afet yönetiminde katılımcı ve demokratik sürecin başlatılması.
  • Kaynak yönetiminin şeffaflaşması, zarar görenlerin doğrudan desteklenmesi, hak temelli toplumsal dayanışmanın geliştirilmesi.
  • Toplumun, temel eğitimden başlayarak afet bilincinin geliştirilmesi.

Karanlıkta kalmayacağız, 6284’ten vazgeçmeyeceğiz!

Rapora ilişkin EŞİK’tan yapılan yazılı açıklamada ise şu ifadeler kullanılıyor: “Deprem değil, bilime kulak asmamak, kâr ve rant hırsı, eşitsizlik ve ayrımcılık öldürdü. Halkın ağır bedeller ödediği felaketi fırsat bilip kendi yararına döndürme siyaseti, şimdi de 6284 sayılı Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Kanunu’nu hedefe koydu. 6284’e şimdi afet koşullarında, kadına karşı şiddet artmışken daha çok ihtiyacımız var. 6284’ün etkin uygulanmamasının kaç kadının canına mal olduğunu bilen kadınlar olarak ayrımcılığın nasıl öldürücü olabildiğini biliyorduk, depremde bir kez daha gördük. Yaralarımızı dayanışmamızla saracağız, eşitliği koruyan yasalardan vazgeçmeyeceğiz. Karanlıkta kalmayacağız.”

Fotoğraflar: Bahar Gök

Paylaş:

Benzer İçerikler

6 Şubat depreminin birinci yılındayız. Bu büyük felakette 11 ilde binlerce insan yaşamından olurken, devlet geride kalanların hayatını kolaylaştıracak hiçbir şey yapmadı. İnsanlar çoğu zaman dayanışma ile ayakta kaldı. Depremin her türlü yükünü çekmek zorunda kalan kadınların sorunlarına kulak verenler ise yine kadınlardı. Bölgede çalışma yürüten Kadın Savunma Ağı,  Afet İçin Feminist Dayanışma, Mor Dayanışma, Kadın İşçi’den arkadaşlarımızla kadınların dertlerini, deneyimlerini konuştuk.
Düşük ücretler, ağır çalışma koşulları, yoksullaşma 2023’de kadın işçi yaşamına damgasını vurdu. Grev ve direnişlerde kadın işçiler en öndeydi. Kadınların kadın işçilerin mücadelesi 2024’te de devam edecek. Herkese mutlu ve dayanışma dolu bir yıl diliyoruz.
Geçmiş yılın değerlendirmesini yapmak âdettendir. Kadınİşçi olarak kendimize, kadınların ücretli emeği açısından geçen yıl ne tür kazanım ve kayıplar yaşandı? Geçtiğimiz yıl kadın grev ve direnişlerinde hangi talepler öne çıktı ve grev ve direnişlerde feminist dayanışma nasıldı?  Önümüzdeki yıl ücretli kadın emeğinin en önemli sorunu veya sorunları neler olacak? Sorularını sorduk.  Cevaplar ise görüldüğü gibi…
Serinyol Gündem, Serinyol Elele Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nin (SEDYAD) kurmuş olduğu Sanat Atölyesi’nde bir araya gelen depremzede kadınlar, el işi üretimlerle depremin etkilerinden kurtulmaya çalışıyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!